Aşk, tüm yaşamınızı değiştirebilecek en büyük duygulardan biri. Uğruna savaşlar, barışlar ve yok olup giden hayatlar da var. Tarihin her döneminde dönüm noktalarına adını yazdıran bu duygu, bireysel yaşamlarımızda da büyük etkilere sahip. Dünyanın en bilinen aşk öyküleri, herkese ilham vermeye devam ediyor. Hayatla kurulan bağ süresince yaşanan ilk aşk, aşk acısı veya hayatının aşkını bulma ideali gibi büyük kararları da dönüm noktası haline getiriyor.
Aşk, herkesin birbirinden farklı yaşayabileceği fakat duygu. Ortak noktası ise yoğun bir tutkunun ortaya çıkardığı heyecan dolu bir süreci beraberinde getirmesi. Tarihte de bilinen büyük aşk öyküleri, tüm bu duygu dolu anların yansıması. Peki bu aşk öyküleri tarihi nasıl değiştirdi dersiniz? İşte bağlarına hayran bırakan o çiftler…
Cleopatra ve Julius Ceaser
M.Ö. 48 yılında büyük bir taht savaşının ortasında olan Cleopatra, yalnızca 21 yaşındaydı. Fakat en büyük aşkını ise işte tam bu dönemde yakaladı. 52 yaşındaki Julius Ceaser'ın arabulucu olarak Mısır'a gelmesi tüm dengeleri değiştirdi. Erkek kardeşiyle büyük bir taht savaşında Julius Ceaser'a bir anlaşma teklif eden Cleopatra, onun ordularının kendisini tahta geçirmesini, karşılığında ise Cleopatra'nın servetinin ise Ceasar'ı Roma'da en güçlü iktidara dönüştürme vaadini içeriyordu. İşte bu zeka karşısında büyülenen Ceaser, Cleopatra'ya aşık oldu ve uzun bir süre büyük bir aşk yaşadılar. Cleopatra'nın erkek çocuk doğurması, Roma'daki taht üzerinde de iddia hakkını getirse de Ceesar'ın suikaste uğraması tüm planları yerle bir etmişti.
Isabella ve Ferdinand
İspanya'dan tüm dünyaya yayılan bu aşk hikayesi; tam 35 yıllık bir evliliği içeriyor. "Evlilik aşkı öldürür" anlayışının reddi gibi olan bu aşk, Kastilyalı Isabella ve Aragonlu II. Ferdinand, İspanya'yı 15. yüzyıl içerisinde baskın bir güç haline getirmek için birleştirdiği güçle ortaya çıkyıor. Siyasi ve dini tüm alanlarda İspanya'nın birleşmesini sağlayan çift, Kristof Kolomb'u da destekleyerek İspanya'yı güçlü bir imparatorluk haline getiren coğrafi keşiflere de zemin hazırladılar.
Şah Cihan ve Mümtaz Mahal
Her yerde fotoğraflarını gördüğümüz, muhteşem mimarisi ile tüm dünyanın gönlünü kazanan Tac Mahal, bu büyük aşk hikayesinin bir yansıması. 17. yüzyıl Babür imparatoru Şah Cihan'ın eşi olan Mümtaz Mahal, imparatorun en büyük aşkıydı. 1612'de evlenen çift, birbirlerinin en yakın arkadaşları ve destekçileriydiler. 1631 yılında doğum sırasında ölen Mümtaz Mahal'in ardından yas tutan imparator, sevgilerinin büyük bir kanıtı olarak ise bugün dünyanın en gözde yapılarından biri olan Tac Mahal'i inşa ettirdi.
Napolyon ve Josephine
Madame de Beauharnais olarak da bilinen Josephine, 1794'te yaşadığı boşanma sürecinin ardından neredeyse idam ediliyordu. Fakat bu olaydan 10 yıl sonra Napolyon'un eşi olarak Fransa imparatoriçesi oldu. Oldukça sansasyonel bir aşk hikayesine sahip olan bu çift, büyük bir imparatorluğun en önemli iki ismi oldu. 1810 yılında Josephine imparatorluğa bir varis verememesi nedeniyle boşandılar. Fakat buna rağmen aralarını iyi tutmaya devam ettiler. Josephine, Napolyon için o kadar önemliydi ki; Napolyon'un son sözlerinde "Fransa ordu ise ordu başkanı Josephine" dediği söylenir.
Marie ve Pierre Curie
Bilimin en etkin güçlerinden biri haline gelen bu çift, aşkları ile birbirlerini desteklemenin en büyük örneklerinden biri. 1891'de Maria Sklodowska, Pierre Curie ile Fransa'nın Paris kentinde bulunan Sorbonne Üniversitesi'nde okurken tanıştılar. Birbirlerinden hem kişisel hem de bilimsel anlamda etkilenerek büyük bir aşk yaşamaya başladılar ve 1895'te evlendiler. Bu aşk ise onlara 1903'te Nobel Ödülü kazandırarak bilimin en büyük aşk öyküsünü taçlandırdı.
Monaco Prensi III. Rainer ve Grace Kelly
Grace Kelly, Hollywood'un en ünlü oyuncularından biri olarak tüm dünyanın ışıkları altındaydı. Monaco Prensi ise bu ışıkların en parlağı olarak Grace Kelly'nin en büyük takipçilerinden biriydi. Monaco'nun ekonomik olarak yaşadığı zor günlerle birlikte aynı zamanda bir veliahta ihtiyacı vardı. Aksi takdirde Fransa kontrolüne girecekti. Rainer ise bir moda çekimi için Grace'i ülkesine çağırdıktan sonra birbirlerine aşık oldular ve evlendiler. Grace'in 2 kızı ve bir oğlu olmuştu. Fakat aşk hikayesi, bu noktadan sonra bir trajediye dönüştü. Rainer'in Grace'e karşı tüm ilgisini kaybetmesi, Grace'in ise kendisiyle evlenilmesinin sebebinin "varis" olduğunu öğrenmesinden sonra büyük bir depresyona girmesine neden oldu. Grace ise bu durumla savaşmak için kendisini hayır işlerine adadı ve ardından tüm halkın da büyük sevgisini kazandı. Bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Grace Kelly, ölümünden sonra büyük bir üzüntü dalgası oluşturdu. Rainer'in Grace'in ölümünden sonra onun değerini anladığı ve bir daha hiç evlenmediği biliniyor. Rainer de öldükten sonra Grace'in yanına gömüldü.
VIII. Henry ve Anne Boleyn
Bu büyük aşk hikayesi, İngiltere tarihinin en sansasyonel ilişkilerinden biri. İngiltere imparatoru VII. Henry, Aragonlu Catherine ile evliyken eşinin nedimesi olarak saraya adımını atan Anne'e aşık olmuştu. Önce Anne'in ablası Mary ile ilişki yaşayan Kral, ardından Anne ile birlikte olmak istedi. Anne'in karakteri, zekası ve güzelliği ile Kralı büyülediği konuşuluyordu. Fakat Kral'ın katolik kilisesinin kurallarınca Catherine'den boşanması imkansızdı. Sırf bu sebeple Henry, tüm Hristiyan dünyasına rest çekti ve ülkeyi Katolik kilisesinden ayırarak "Anglikan" kilisesini kurdu. Tüm bu büyük aşk hikayesine rağmen Kral, Anne'den de "erkek varis" doğuramadığı gerekçesiyle ayrılmak istedi. Bu sefer de Jane Seymour'a aşık olan Kral, Anne'den boşanabilmek için Mark Smeaton adlı bir müzisyene Anne'le aşk yaşadığına dair "yalan bir itiraf" yapması için işkence yaptırdı. Kraliçe, zina suçu nedeniyle Londra kulesine gönderildi ve 1536 yılında idam edildi.
Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan
Hürrem Sultan'ın, Ukrayna'da doğduğuna dair bilgiler olsa da saraya geldiği nokta ile ilgili ve önceki yaşamıyla alakalı az bilgi bulunuyor. Ancak Kanuni Sultan Süleyman ilk padişahlık yıllarında tanıştılar. Tanıştıkları sırada Kanuni'nin Mahidevran Sultan ile evli olduğu ve oğlu Şehzade Mustafa'nın doğmuş olduğu da biliniyor. Fakat Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem arasındaki büyük aşk, Hürrem'i sarayda oldukça öne çıkarır. Hatta o kadar güçlenir ki sarayda kendisinin yükselmesine engel olan Vezir Pargalı İbrahim Paşa ve Şehzade Mustafa'nın idamının arkasındaki isim olarak değerlendirilir.
Sarayda kendisine hür bir kadın olarak nikah kıyılan ilk eş olması da onun gücüne güç katar. Fakat tüm bunlara güç aşkının daha büyüğü olan Kanuni'ye olan aşkının, tarihteki mektuplarla birbirlerine olan bağları ispatlanıyor.