Borderline kişilik bozukluğunda birey kendisini ve diğer bireyler hakkındaki düşünme biçimini, sosyal hayatta sorun yaratacak şekilde etkileyen bir mental bir rahatsızlıktır. Bu hastalık kişide duygu ve davranışlarını yönetememe, devamlı olmayan istikrarsız bir biçimde sürdürülen ilişki durumların oluşmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu bozukluğa sahip kişilerde ani duygudurum değişimleri, kendilerinin nasıl biri olduğu ile ilgili hayattaki rollerinin ne olduğu konusunda kararsız düşünceler görülebilmektedir. Bozukluğa sahip olan bireylerde kişilerin ilgi alanları ve değerleri çabucak değişebilmektedir. Olayları çok iyi ya da çok kötü gibi uçlarda görebilmektedirler. Bireyler hakkındaki düşünceleri çok çabuk değişebilir. Örneğin bir gün dostu olarak gördüğü bir kimseyi ertesi gün düşman olarak görebilirler. Dolayısıyla günlük yaşamda istikrarsız ve yoğun ilişkiler yaşayabilirler.
Borderline kişilik bozukluğunun sık görülen belirtileri arasında bir kişi ile çok çabuk yakın olma ya da kendinden uzaklaşacağını düşündüğü kişi ile iletişimini hemen kesme gibi terk edilmekten kaçınan davranışlar gösterilebilir. Yakın çevrede aile ve arkadaş ile ilgili hızlı bir değişim ile sevgi ve nefret gibi uç duygulara sahip olma. Benlik duygusunda yaşanan dengesizlikler ya da benlik duygusunun bozulması, aşırıya kaçma gibi durumlar gözlemlenebilmektedir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞUNA SAHİP HASTALARDA BELİRTİLERİN HEPSİ GÖRÜLMEYEBİLİR
Bazı hastalarda semptomların çoğu bulunabilirken bazı hastalarda ise birkaç semptom gözlemlenebilir. Belirtilerin sayısı, şiddeti, süresi hastadan hastaya değişkenlik gösterebilir. Belirtilerin ortaya çıkışı günlük sıradan olaylar ile tetiklenebilir. Bu rahatsızlığı olan insanlarda özellikle romantik ilişkilerinde kavga etme, ayrılma gibi durumlar belirtilerin ortaya çıkmasında tetikleyici olabilmektedir.
GENETİK VEYA TRAVMATİK OLARAK ORTAYA ÇIKABİLİR
Bu bozukluk bireylerde genellikle ergenlik ve genç erişkinlik dönemlerinde ortaya çıkabilmektedir. Borderline kişilik bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olan durumlar tam olarak net olamasa da bazı faktörler bu rahatsızlığın gelişiminde rol oynamaktadır. Özellikle genetik temellerin hastalığın gelişiminde rol oynadığı düşünülmektedir. Birinci derece akrabalarında borderline kişilik bozukluğu olan bireylerin borderline tanısı alma olasılığı 5 kat daha fazladır. Borderline olan bireylerin yüzde 75'inde çocukluk dönemlerinde taciz ve cinsel istismar gibi travmatik olayların etkili olduğu görülmektedir. Elde edilen bulgulara göre borderline kişilik bozukluğu olan bireylerde beyinde sinir impluslarını ve duygusal düzenlemeleri kontrol eden alanlarda yapısal ve fonksiyonel değişkenlikler olduğu görülmüştür.
Borderline kişilik bozukluğunun risk faktörleri genetik yatkınlık, aile içerisinde şiddet ya da kriminal bir öykünün varlığı, uygunsuz ebeveyn davranışı veya tutumları çocukluk döneminde ihmal ve istismarlar doğumda risk faktörleri birinci dereceden akrabalarda psikiyatrik bozuklukların olması gibi faktörler risk faktörlerindedir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU OLAN BİREYLERE NASIL YAKLAŞILMALI VE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
Özellikle bireylerin duygularını ifade etmesine izin verilmelidir. İfade edilemeyen duygular bir süre sonra öfke patlamasına dönüşebilir. Dolayısıyla bu sebeple depresifleşebilir, içe kapanabilir ve toplumdan uzaklaşabilirler. Bu bozukluğa sahip bireylere hassas ve dikkatli davranmak gerekmektedir çünkü bu rahatsızlığa sahip bireylerin çoğunun travmatik ve yaralayıcı bir geçmişi vardır. Dolayısıyla incitmemek ve yargılamamak gerekmektedir. Borderline olan bireyler ile ilişki kurmak zordur. Özellikle etrafındaki bireyler bu kişinin manipülatif olduğunu, karşısındakini üzmeye çalıştığını kasıtlı bir biçimde bu şekilde davrandığını düşünebilir.
Bu konuda uzman bir profesyonelden destek alabilmek önemlidir. Borderline kişilik bozukluğu olan birey yapmış olduğu davranışların farkında olmayabilir. İçgüdüsel davranır ve duygu iniş çıkışları olabilir. Bu kişiler için uzaklık oldukça korkutucu olabilmektedir ve kaybetme korkusu yaşayabilmektedirler. Çok fazla yakınlık duygusu ile baş etmek zor olabilmektedir.
Borderline kişilik bozukluğuna sahip bireylerin profesyonel bir uzman desteğine ihtiyaçları olabilmektedir. Ancak, bireyleri tedaviye yönlendirmek için zorlamak ya da tartışmak bir kazanım sağlamayacaktır. Bu kişiler bilinçsiz olmadıkları gibi gerçeklik algıları normaldir. Birçoğu durumun farkındadır ve özellikle depresif duygu durumundan kurtulmak için tedavi almaya meyilli olacaklardır. Özellikle bu süreçte hasta yakınlarının da desteğe ihtiyacı olduğunu unutmamak gerekmektedir. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan birisi bozukluğa sahip bireylerin tehditlerini görmezden gelmemek gerekir, kötü davranışlarını tolere etmemek ve tehdit içerikli konuşmalardan kaçınmak gerekmektedir.