Pandemiyle birlikte dünyada pek çok şey değişti. Teknoloji, iş hayatı, sağlık sektörü bunların başında geliyor. Ancak en çok değişen hayata bakışımız oldu. Karantina günlerinde yaşantımızı sorgulayıp kalan zamanımızı nasıl geçirmek istediğimize dair muhasebeler yaptık. Uzaktan çalışmanın da mümkün olduğunu görünce bir mekana bağlı kalarak iş yapmak istemeyenler yeni bir alan oluşturdu: Dijital göçebeler.
Onlar için internetin olduğu her yer ofis. Bir dizüstü bilgisayar ihtiyaç duydukları tek şey. Sonrası ya bir deniz kenarı ya da bir ormanın orta yeri. Bir bakmışsınız New York sokaklarındalar bir bakmışsınız Hindistan'da! Değişen tek şey mekan, işlerini ise aksatmadan yapıyorlar. Üstelik iyi de kazanıyorlar.
Bu satırları okurken, bunu yapabilen kaç kişi vardır ki, bir elin parmaklarını geçemez diyor olabilirsiniz. O halde size şöyle cevap vereyim. Eğer dijital göçebeler bir ülke olsaydı, nüfus büyüklüğüne göre dünya genelinde 41. sırada olacaklardı. Yani Kanada ve Fas'tan hemen sonra! Dijital göçebelerin sayısı şu an 35 milyona yaklaşmış durumda. Durum böyle olunca, dijital göçebelere iş sağlayan firmalar da kuruldu. Ben de böyle bir firmanın kurucusu olan Bashak İlhan'a alandaki son gelişmeleri sordum. İlhan, "Dijital göçebelerin yüzde 49'u kadınlardan, yüzde 51'i ise erkeklerden oluşuyor. Yaş olarak yüzde 47'sinin henüz 30'lu yaşlarda, kayıtlara geçmiş en yaşlı dijital göçebenin ise 72 yaşında olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle pazarlama, bilgi teknolojileri, tasarım, yazarlık ve e-ticaret, çalışanların dahil oldukları sektörlerde başı çekiyor. Yüzde 14'ü ise mimarlık, tıp, hukuk, şehir planlama, mühendislik gibi dijital göçebeler ile pek de fazla ilişkilendirilmeyen mesleklere sahipler. Aylık ortalama kazançları bin 875, yıllık 22 bin beş yüz dolar... Ekonomiye kattıkları değer ise yaklaşık 787 milyar dolar olarak ölçülüyor" diyor. Biz de dört dijital göçebe ile görüştük. Değişen yaşamlarının detaylarını kendilerinden dinledik.

GÖKHAN KONAŞ
Bir yılda 50 şehir gezdim. E-ticaret uzmanı pozisyonunda standart bir kurumsal çalışan olarak hayatımı sürdürüyordum. Şehir hayatının yoğun, yorucu ve sıkıcı rutininden kurtulmak istediğime karar verdikten sonra planlama yaparak hayatımı değiştirdim. Tekbaşınadaolur diye bir seyahat kanalım var. Dijital göçebelik artık benim işim. Merkez olarak halen İstanbul'dayım ama yılın dokuz ayını aralıklı olarak seyahat halinde ve yolda geçiriyorum. Son bir yılda 50 şehir gezdim. Benim için dijital göçebelik; istediğin zaman, istediğin kadar, istediğin şekilde çalışmak demek. Daha minimal bir yaşam şekli ama daha huzurlu ve özgür olduğu kesin. Yeni insanlar, yeni yerler ve yeni yaşam deneyimleri görmek enerjinizi yükseltiyor. Yeni coğrafyalarda yeni kültürler ile tanışmak insana çok şey katıyor. Ayrıca kişisel gelişim açısından da çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Dijital göçebelik, konfor bağımlısıysanız zor olabilir. Onun dışında bir sorun yok. Şu an kazandığım parayla rahatlıkla geçinebiliyorum. Kurumsal hayatta üç katını kazanıp yettiremiyordum. Kurumsal hayattan gelen teklifleri artık kabul etmiyorum. Asla geri dönmek istemiyorum.
OZAN CAN AKÇETİN
Çalıştığım ortam beni motive ediyor. Yaptığım işlerimi istediğim zamanda, istediğim yerden yönetebilme isteğim; üniversite yıllarımdan beri hayalimdi. Bu hayalim hayatımı kökünden değiştirmem için fırsat oldu. Üç yıldır Bashak Ilhan'dan mentörlük alıyorum. Hayallerimi planlamak, zamanımın değerini korumak, dilediğim ülkeden, dilediğim saatte çalışmak, zorlandığım günlerde kendimi yeniden motive edebilmek, sonucu asla bırakmadan süreçleri doğru yönetmek, hep danışmanlık alarak kazandığım yetenekler oldu. Girişimci ruhum sayesinde her zaman farklı ortamlar deneyimleme imkanı buluyorum. Çalışırken ortam değiştirmek, her zaman işimi daha iyi yapabilmem konusunda beni motive ediyor. Daha önceleri New York ve California'da bulunduktan sonra şu an Türkiye'deki farklı iller de dahil olmak üzere yaptığım çalışmalarımı İstanbul'dan devam ettiriyorum.
Dijital göçebeliği tanımlamak gerekirse serbestlik ve zaman planlamasını bir arada tutmak diyebilirim. Bana kattığı en önemli detaylardan biri de, kimseye bağlı kalmadan kendi içinizde zamanı nasıl planlamanız gerektiğini öğrenmek. Bunu yaparken de sadece iş olması dışında sosyal hayatımı da dengede tutmamı sağlıyor. Eksi taraflarını değerlendirmek gerekirse bazı önyargıları kırma zorluğu olarak belirtebilirim. Kurumsal hayatı değerlendirdiğimiz zaman genel olarak çalışma saatleriniz bellidir. Fakat dijital göçebeliği ve yapılan işleri ele aldığınızda zaman geçtikçe bir saat aralığının olmadığını ve isteklerinize ulaşabilmek için bazen tüm gününüzü harcamanız gerekebileceği gerçeğini kabullenmek ve bunu yaparken kendinizi sürekli motive etmek, zamanla ve zor bir şekilde alışabildiğiniz bir gerçek oluyor. Her zaman deneyimin ve edinilen bilgilerin kazançtan çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Edindiğim kazanç, hayatımı rahatlıkla devam ettirmenin ötesinde benim için kurumsal hayatta edindiğim her bir kazançtan çok daha önemli. Kurumsal hayata dönmem artık imkansız. Yaşadığım bu hayatta sıkılma kelimesine yer yok.

ESRA BAŞARAN
Yolda vakit kaybetmek, trafik derdi yok. İstediğim zaman istediğim yerde olma ve özgürlük hayalimi, kurumsal hayatı bırakıp girişimci olma kararı aldığımda gerçekleştirdim. Hayat akışı ve kendimi dönüştürme yolculuğumun, zamandan ve mekandan bağımsız, dilediğimce yaşayarak mümkün olabileceğini anladığımda, hayatımı değiştirmeye karar verdim. Sevdiğim, heyecan duyduğum mesleğimi şu an için Türkiye'nin her şehrinde, dijital olarak ama aynı zamanda sosyalleşerek gerçekleştiriyorum. Amerika'da birçok eyalette faaliyet gösteren bir e-ticaret ajansının ülke direktörüyüm. Benim gibi dijital göçebe olan genç bir ekibi yönetiyorum, Amerika'da markalar ve platformlar ile çalışıyorum. Amerika saatinde Alaçatı'da, Ayvalık'ta, İstanbul'da, kısacası internetin ve laptopumun olduğu her yerde çalışıyorum. Bu yaşam stili çok zengin, çok heyecanlı ve tatmin edici. Bence dijital göçebeliğin sözlükte tanımı özgürlük ve sonsuzluk olmalı. Seyahat etmeyi seviyor, kendinizi motive edebiliyorsanız çok keyif alacağınıza eminim.
Yıllardır alışılagelen sabit bir yerde hazır ol ve çağrıldığında ulaşılabilir ol fobisini yenmek zor oldu. Acaba bu saatte bu yapılmaz mı, işi aksatıyor muyum endişeleri zamanla daha verimli ve sağlıklı çalışmalara dönüştü. Konfor alanından çıkma korkusu aşılması biraz zaman alan, en büyük mental engel. Hayatta tüm olasılıklar mümkün mottosuyla ilerliyorum. Günün iki saatini yolda, neredeyse üç saatini bitmeyen toplantılarda harcamamanın kazancı daha büyük! Gelir dediğiniz şey zamanınızı doğru kullandıkça artabilen bir şey. Gezmek masraflı, hayat dünyanın her yerinde pahalı o nedenle her zaman fazla gelir, çok seyahat hedefim! Ok yaydan çıktı artık kurumsala dönmek yok.
GAYE İSPEKTER
Çevrem giderek zenginleşiyor. Üniversiteye başlamamın ve Lead21 Fellow seçilmemin ardından ilk girişimim olan ŞansVer ekosistemini oluşturdum. Girişimim ŞansVer'le 300'den fazla insana ulaşabildim ve projem birkaç yatırımcı görüşmesinden geçti. İTU Mimarlık Fakültesi'nde okuyorum. Görünen adresim İstanbul. Ancak bir mimar, manken, girişimci, sporcu ve sanatın her alanında uğraşan biri olarak ülke ülke, şehir şehir geziyor, bilgisayarımla çeşitli işlerde çalışıyorum. Dijital göçebelik bana hayatımın fırsatını keşfetme şansı verdi; çünkü artık defile günümde, okulda hatta dünyanın diğer ucundayken bile tek tıkla işlerime devam edebiliyorum. Bu bir yaşam tarzı. Son iki ayda iki ülke, beş şehir gezdim. Hayatımı yaşarken farklı insanlar tanıdım, farklı deneyimler elde ettim ve gelir kazandım. Bulunduğumuz yerlerde internet erişiminin kötü olması, günlük çalışma saatlerinde göstermemiz gereken disiplin ve aynı anda birçok farklı iş yapmak bazen zor olabiliyor. Bu zorlukları yaşamamak için iyi bir planma yapmak önemli. Aylık kazancım yaptığımız güzel işler, çevremin zenginleşmesi ile artarak devam ediyor. Hayatımı güzel bir şekilde yaşayacak gelirim var ve bunu artırmak istediğimde zamanımı nasıl kullanacağımı çok iyi biliyorum.