İnsanlık tarihinin en ölümcül ve yok edilemez atıklarından biri olan nükleer atıklar için nihai çözüm nihayet bulundu! Finlandiya'nın yerin yüzlerce metre altında inşa ettiği ve gezegenimizin geleceğini tamamen değiştirebilecek bu gizemli "nükleer mezar", kapılarını açmak için gün sayıyor. Tam 100 bin yıl boyunca kimsenin dokunamayacağı bu devasa tünel sisteminin ardındaki korkutucu gerçekler ve tüm detaylar haberimizde…
Finlandiya'nın Eurajoki bölgesinde, tam 1.9 milyar yaşındaki son derece dayanıklı ve stabil ana kayanın içine oyulan jeolojik nükleer atık tesisi Onkalo (Fince "mağara" anlamına geliyor), işletmeye alınmak için gün sayıyor.
1950'li yıllardan bu yana nükleer enerji kullanan tüm ülkelerin en büyük baş ağrısı olan "radyoaktif atıkların güvenli bir şekilde saklanması" sorununa dünyada ilk kalıcı çözümü Finlandiya sunuyor.
Komşu İsveç ve Fransa gibi ülkeler de benzer projeler üzerinde çalışsa da Finlandiya, yer altı depolama çözümünü hayata geçiren ilk ülke unvanını almaya çok yakın.
Finlandiya Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Otoritesi'nin (STUK) bu ay içinde nihai değerlendirmesini onaylaması ve ardından işletme lisansının verilmesi bekleniyor. Nükleer operatör TVO'nun üst yöneticisi Philippe Bordarier, tesisin bu yılın sonunda veya en geç önümüzdeki yılın başında faaliyete geçmesini umduklarını belirtiyor.
100 BİN YIL BOYUNCA GÜVENLİ KALMAK ZORUNDA
Onkalo'nun nemli ve devasa tünellerinde, kullanılmış nükleer yakıtlar binlerce yıl boyunca ölümcül seviyede radyoaktif kalmaya devam edecek. İlk etapta, Baltık Denizi kıyısındaki Olkiluoto nükleer santralinde geçici olarak su havuzlarında soğutulan atıklar bu tünellere taşınacak.
Toplamda 6.500 ton uranyum depolama kapasitesine sahip olan Onkalo, Finlandiya'nın mevcut beş nükleer reaktöründen çıkan tüm kullanılmış yakıtı sonsuza dek barındıracak şekilde tasarlandı.
Nükleer atık yönetim şirketi Posiva tarafından 2004 yılında yapımına başlanan ve maliyeti yaklaşık 1 milyar euroyu ($1.16 milyar dolar) bulan bu devasa tünel ağının 100 yıl boyunca aktif olarak kullanılması planlanıyor. Ancak yeni reaktörlerin yapılması durumunda bu süre uzatılabilecek.
Depolama süreci bittiğinde ise tüneller tamamen mühürlenecek. Uzmanlar, bu yapının en az 100 bin yıl boyunca, yani nükleer yakıtın radyoaktivite seviyesi ham uranyum cevheri düzeyine düşene kadar tamamen güvenli kalması gerektiğini vurguluyor.
BAKIR KAPSÜLLER VE BETON TIKAÇLAR NASIL KORUYACAK?
Yüzeyde, kullanılmış nükleer yakıtlar korozyona son derece dayanıklı devasa bakır kapsüllerin içine yerleştirilecek. Bu kapsüller, yer altındaki tünellere açılan derin deliklere indirilecek ve etrafları bentonit kili ile sıkıca doldurulacak. Kimyager Lauri Parviainen, bentonit kilinin yerinde kaldığı sürece sistemin tamamen güvenli olduğunu ifade ediyor. 300 metre uzunluğundaki her bir bertaraf tüneli dolduğunda, çelik takviyeli devasa beton tıkaçlarla tamamen kapatılacak.
BUZUL ÇAĞI DEPREMLERİ VE GELECEĞİN RİSKLERİ
STUK nükleer güvenlik uzmanı Jarkko Kyllonen, projenin önümüzdeki 1 milyon yıllık gelecek senaryolarını ve olası risklerini incelediklerini belirtiyor. Atıkların tehlike potansiyeli göz önüne alındığında, özellikle ilk 10.000 yıl boyunca kapsüllerin bozulmadan kalması kritik önem taşıyor.
En büyük uzun vadeli riskler arasında bakır kapsüllerin korozyona uğraması veya gelecekte yaşanabilecek buzul çağları sırasındaki şiddetli depremler yer alıyor. Ancak yapılan çok sayıda bilimsel risk değerlendirmesi şu ana kadar pozitif sonuçlar verdi.
Ülkede nükleer enerjiye olan toplumsal güven tarihi bir zirveye ulaşmış durumda olsa da, Finlandiya Doğa Koruma Derneği gibi çevreci örgütler nükleer atıkların binlerce yıl boyunca güvenli kalabileceğinin kimse tarafından garanti edilemeyeceğini savunarak projeye eleştirel yaklaşmaya devam ediyor.