Ev yaşamında en sık karşılaşılan ve can sıkan ev kazalarının başında, mobilyalara damlayan yağlar geliyor.
Gün içinde keyifle yenen bir atıştırmalığın fırlaması ya da dalgınlıkla düşen bir lokma, özellikle soft ve açık renkli döşemelerde anında göze batan koyu renkli izler bırakabiliyor.
Bu tarz durumlarda panikle hareket edip piyasadaki ağır formüllü deterjanlara sarılmak ise kumaşın rengini ağartarak ciddi hasarlara yol açabiliyor.
TEMİZLİK SEKTÖRÜNÜ KISKANDIRAN DOĞAL EMİCİ!
Elimizin altındaki buğday ya da mısır nişastasının mikroskobik yapısı, sıvıları ve dolayısıyla yağ zerrelerini bir sünger gibi hapsetme yeteneğine sahiptir.
Dokunun derinlerine nüfuz etmeye çalışan yağ tabakasını yukarı doğru çeken bu yöntem, özellikle kaza anından hemen sonra uygulandığında kusursuz sonuçlar veriyor.
Yağ döküldüğü saniyelerde izlenmesi gereken doğru strateji şu şekildedir:
Sürtmekten Kaçının: Lekeyi bezle dairesel ya da sert hareketlerle ovmak, yağın kumaş liflerine yayılmasına ve alanın genişlemesine yol açar. Bunun yerine kağıt havluyu hafifçe bastırıp yüzeydeki fazlalığı çektirmek gerekir.
Hafif Dokunuşlarla Arındırın: Sürenin dolmasıyla birlikte, kullanılmayan bir diş fırçası yardımıyla yüzeydeki tozu fazla bastırmadan ufalayın. Ardından elektrikli süpürgenin dar ucuyla tüm artıkları vakumlayın.
KURUMUŞ LEKELER VE KRİTİK "SICAK SU" HATASI
Koltuktaki leke eski ve çoktan kurumuşsa süreç tamamen bitmiş sayılmaz. Bu durumda nişasta adımına ek olarak, işlemin sonunda hafifçe ıslatılmış nemli bir bez yardımıyla bölgeye küçük dokunuşlar yapmak kalıntılardan kurtulmayı kolaylaştırır. Burada yapılan en büyük kullanıcı hatası ise kirleri çözeceği düşüncesiyle bölgeye sıcak su uygulamaktır.
Yüksek ısı, keten ya da kadife gibi narin yüzeylerde yağın liflere kalıcı olarak kenetlenmesine ve kumaşın yapısının bozulmasına neden olur. Dolayısıyla mobilyanızı korumak ve kalıcı izlerden kaçınmak için soğuk uygulamalardan ve nişastanın doğal çekim gücünden şaşmamak en sağlıklı çözümdür.