Son yıllarda pazarda ve market raflarında meyve-sebze fiyatlarının hızla artması, hem üreticinin hem de tüketicinin gündeminde. Ziraat Yüksek Mühendisi Eda Ömeroğlu, fiyat artışlarının nedenlerinden ürün kalitesindeki değişime, "organik" etiketi tartışmalarından toprağın yorulmasına kadar pek çok başlıkta dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Ömeroğlu'na göre asıl sorun, iklim düzensizliği ve artan girdi maliyetlerinin tarımı her geçen yıl daha kırılgan hale getirmesi...

FİYAT DALGALANMASININ TEMEL NEDENİ İKLİM DÜZENSİZLİĞİ"
Ömeroğlu, bazı meyvelerin bu yıl neden pahalandığını teknik olarak şöyle açıklıyor:
"Meyve ağaçlarında üretim sezonu boyunca yaşanan olumsuz koşullar, sezon sonunda fiyatların yükselmesine neden oluyor. Özellikle çiçeklenme ve meyve tutum döneminde yaşanan don, dolu, sel, aşırı sıcaklar ve ani yağışlar verim ve kaliteyi ciddi şekilde düşürüyor."

2025 yılının mart-nisan döneminde yaşanan soğuk hava ve don olaylarının etkisinin, 2026'nın ilk aylarında bile hissedildiğini vurgulayan Ömeroğlu, "Talep karşılanamayınca fiyatlar kaçınılmaz olarak yükseliyor" diyor.
Tek yıllık üretilen sebze ve meyvelerde ise gübre, ilaç, mazot ve işçilik gibi girdi maliyetlerindeki sürekli artışın, raf fiyatlarını yukarı çeken en önemli nedenlerden biri olduğunun altını çiziyor.

"ETİKETE DEĞİL, ÜRÜNÜ TANIYIN"
Tüketicilere alışverişte önemli bir çağrı yapan Ömeroğlu, ideal olanın her ürünü mevsiminde tüketmek olduğunu söylüyor. Ancak Türkiye'nin özellikle sahil kuşağında yılın 12 ayı üretim yapılabildiğini hatırlatarak, "Mevsim dışı üretim, otomatik olarak sağlıksız ürün anlamına gelmez" diyor.
Ona göre bilinçli üretimde, entegre mücadele yöntemleri sayesinde daha az kimyasal kullanılıyor ve daha kaliteli ürün elde ediliyor.
"Tüketici gözüyle raftaki ürünün canlı, parlak ve kendine has kokuda olması önemli bir göstergedir" diye ekliyor.

"'DOĞAL' VE 'KÖY ÜRÜNÜ' HER ZAMAN GÜVENCE DEĞİLDİR"
"Doğal", "köy ürünü" ve "organik" kavramları arasındaki farklara da dikkat çeken Ömeroğlu, özellikle "doğal" ifadesinin denetimi olmayan ve suistimal edilen bir terim olduğunu vurguluyor.
"Köy ürünü genellikle üreticiden doğrudan tüketiciye gelir, üretim yeri bellidir ama denetimi yoktur. Organik üretim ise katı kurallara bağlı, sertifikalı bir süreçtir. Bu yüzden 'organik' adıyla satılan her ürüne körü körüne güvenilmemeli, etiket bilgileri mutlaka kontrol edilmelidir."

"YANLIŞ SAKLAMA, BESİN DEĞERİNİ SESSİZCE YOK EDİYOR"
Evde yapılan yanlış saklama alışkanlıklarının besin değerini ciddi şekilde düşürdüğünü belirten Ömeroğlu, en doğru yöntemin sebze ve meyveyi taze ve bekletmeden tüketmek olduğunu söylüyor.
"Hijyenik olmayan koşullarda kurutma, buzdolabında doğranmış şekilde uzun süre bekletme, besin değerlerini kaybettirir. Doğrusu, tüketeceğimiz kadar almak ve tüketmeden hemen önce yıkamaktır."

"TOPRAK DA CANLIDIR VE YORULUR"
Toprağı cansız bir yapı gibi görmenin oldukça sakıncalı olduğuna dikkat çeken Ömeroğlu, toprağı içinde geniş bir canlılar topluluğu barındıran, kendi dengesi ve işleyişi olan canlı bir sistem olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Yanlış tarım uygulamalarının ise bu hassas sistemi bozarak toprağı zamanla yorduğunu ifade ediyor.
"Bilinçsiz gübre ve ilaç kullanımı, aynı ürünün üst üste ekilmesi, organik madde takviyesi yapılmaması ve yanlış zamanda yapılan toprak işlemesi toprağı yorar. Yorulan toprakta üretim zorlaşır, verim ve kalite düşer."

"ARTIK MEYVELER DAHA DAYANIKLI AMA DAHA AZ LEZZETLİ"
Marketlerden alınan meyvelerin tadı ve kokusunun değiştiğine de dikkat çeken Ömeroğlu, bunun sebebini modern ıslah çalışmalarına bağlıyor:
"Günümüzde öncelik; raf ömrü uzun, albenisi yüksek, parlak ve verimi yüksek çeşitler geliştirmek. Sonuçta daha dayanıklı ama eskiye göre daha az lezzetli meyveler ortaya çıkıyor."

"AYNI ÜRÜN, FARKLI ŞEHİRDE NEDEN FARKLI FİYAT?"
Aynı ürünün farklı şehirlerde farklı fiyatlara satılmasının nedenlerini de sıralayan Ömeroğlu, hal sistemi, aracı sayısı, nakliye, depolama koşulları ve iklim faktörlerinin belirleyici olduğunu söylüyor. Bunun yanında, talep ve tüketici alışkanlıklarının da fiyatları etkilediğini ekliyor.

"HEDEFİMİZ: ÜRETİCİYİ KORUYAN, TÜKETİCİYİ SAĞLIKLI ÜRÜNE ULAŞTIRAN BİR SİSTEM"
Eda Ömeroğlu, çalışmalarının temel amacını ise şu sözlerle özetliyor:
"Hedefimiz; üretimin her aşamasında üreticinin yanında durarak, bilinçli, şeffaf ve ahlaki değerleri koruyan bir üretimi desteklemek. Hem üreticinin kazanması hem de tüketicinin daha sağlıklı ve uygun fiyatlı ürüne ulaşması için bu yolda çalışmaya devam edeceğiz."