Son zamanlarda sıklıkla araştırıldığı için kolajen ne işe yarar sorusu hakkında bizlerde fikir sahibi olduk. Bunun için ilk önce kolajen nedir, neye yarar bilmemiz gerekmektedir. Tüm bunların yanıtları ile beraber kolejen içmenin faydaları nelerdir konusuna da değindik. İçeriğimizin kalan kısmında kolajen ne işe yarar sorusuna ve detaylarına değineceğiz.
Doku ve organların yapısal ve fonksiyonel işlevlerini korumada birçok protein görev alır. Bu proteinlerden biri de vücudumuzda en çok bulunan kolajendir. Farklı tipleri bulunan kolajen vücuda pek çok katkı sağlamaktadır.
Kolajen; deri, kemik, kas, eklem, diş, kornea ve dokularda bulunan vücudun yapısal iskeletini oluşturan proteinlerdir. Kelime anlamı olarak Yunanca ''kolla'' yapıştırıcı, bağlayıcı anlamı taşır. Kolajeni, dokuları bir arada tutan ve destek sağlayan güçlü bir yapıştırıcı olarak düşünebilirsiniz. Kolajen, fibroblast ve diğer hücreler tarafından oluşturulur. Temel görevi ise bağ dokuları güçlendirmek ve cilde esneklik kazandırır. Bugüne kadar tanımlanmış 30'a yakın farklı kolajen tipi vardır. Bununla birlikte vücudumuzdaki toplam kolajenin büyük bir bölümü tip 1, 2, 3, 5 ve 10'dan oluşur. Vücuttaki kolajenin yüzde 90'ı tip 1 kolajendir ve bu alt tür deri, kemikler, tendonlar, kıkırdaklar, dişler ve bağ dokularının kendilerine özgü yapılarını oluşturur. Cildin gerilim gücünden asıl sorumlu olan tip 1 ve tip 3 kolajenlerdir. Ciltteki kolajenin yüzde 80'i de yine tip 1 kolajendir. Tip 2 kolajen kıkırdak doku yapısında, tip 3 kolajen ise kaslarda, organlarda ve kan damarlarının duvarında bulunur. Kolajen, vücutta sentezlenebildiği gibi dışarıdan da alınabilir. Vücutta sentezlenen doğal kolajen endo kolajen, besin takviyeleri veya cilt bakım ürünleri gibi dış kaynakların alınan kolajen ekso kolajen olarak adlandırılır.
Kolajen takviyeleri; tablet, kapsül, toz, sıvı ve çiğneme tablet olarak bulunabilir. Bunun dışında kemik iliğinde ve tavuk derisinde de bolca kolajen bulunduğundan yiyeceklerle de alınabilir. Vücuda alındıktan sonra aminoasitlere parçalanır ve bu şekilde emilir.
Kolajen en çok ciltte bulunur. Hayatın doğal bir süreç olan yaşlanma ile cildin kolajen üretiminde azalma meydana gelir. Özellikle otuzlu yaşlardan itibaren kolajen miktarı her yıl yaklaşık %1 oranında azalır. Yaşlanmanın yanı sıra yetersiz beslenme, sigara kullanımı , uyku düzensizliği, menopoz, aşırı stres, hava kirliliği, UV ışınlarına maruz kalma gibi etmenler , vücudun kolajen üretiminde azalma meydana getirir. Kolajen takviyeleri, kremler ve cilt bakımı ile kolajen seviyesindeki azalma, kontrol altında tutulabilir. Kolajen, ciltte olduğu kadar tırnak saç ve dişlerde bulunur. Serbest radikaller, stres, sigara, yetersiz beslenme ve çevresel etkilerin sonucu olan bileşiklerdir. Hücre yapısına, proteinlere ve DNA'ya zarar verir. Kolajen serbest radikallere karşı antioksidan olarak savaşır.
Vücudun doğal kolajen üretimi 20'li yaşlardan sonra her yıl yüzde 1-1.5 oranında azalır. Vücutta oluşan serbest radikaller ise kolajenin daha hızlı yıkılmasına neden olur. Güneşe yoğun maruz kalınmasında ve hava kirliliği, çevresel faktörler, stres, sigara içme gibi kötü yaşam tarzı faktörleri, şeker içeriği yüksek beslenme vücutta serbest radikal oluşumunu artırarak kolajen düzeyinin azalmasında etkili olmaktadır. Kolajen üretimi azaldıkça cildin esnekliği azalıp, daha gevşek ve kırışık bir görünüm oluşturur. Ayrıca eklemlerde ağrı kısıtlılık, kaslarda gevşeme gibi bulgular ortaya çıkar.
Kolajen sentezinin iyi olması için proteinden ve taze meyve sebzeden zengin dengeli bir diyet önemlidir. Protein kaynağı olarak; kırmızı et, tavuk, yumurta, süt ürünleri ve kuru yemişler sayılabilir.
Taze sebze ve meyveden zengin beslenme antioksidan alımını artırarak kolajen yıkımını azalttığı için de kolajen düzeylerine pozitif etki sağlar.
Vitamin C kolajen üretimini artırmada etkilidir. Vitamin C turunçgillerde, domates, biber, çilek ve yeşil yapraklı sebzelerde bolca bulunur.
Çinko ve bakır da kolajen üretiminde etkilidir. Bakır ve çinko için kabuklu yemişler, tam tahıllı yiyecekler ve fasulye tüketilmelidir.
Son zamanlarda kolajen üretimini artırmak için kemik iliği suyu sıkça önerilir. Ancak vücut buradaki kolajeni doğruca cilt veya kemikler için ememez. Bu proteinler de yine aminoasitlere parçalanarak vücutta ihtiyaca göre kullanılabilir.