12
. İstanbul Bienali, İstanbul'u kültür sanat dünyasının merkezi haline getirdi. Sadece Türkiye'den değil, dünyanın dört bir yanından sanatseverler, sanatçılar, galericiler, küratörler bienale akın ediyor. Ancak elbette sadece sanattan anlayanlar ilgi göstermiyor etkinliğe. Farklı yaş gruplarından, mesleklerden, sosyo-kültürel sınıflardan insanlar geliyor. Tabii çağdaş sanatı anlamak, anlamlandırmak o kadar da kolay değil. Sanat eğitimi görmüş olanlar bile 500 sanatçının yer aldığı, 50 kişisel sunumun bulunduğu bienalde çağdaş sanatı anlamakta güçlük çekebiliyor. İşte burada, bienalin rehberleri devreye giriyor. Yaşları 20 ile 30 arasında değişen 28 rehber, bienalde iki saatlik turlar yaptırıyor. Bienal o kadar büyük ve detaylı ki iki saatte bütün bienali gezmek mümkün değil. Zaten rehberlerin işi de, izleyicilere bienalde yer alan, özellikle de açıklamaya ihtiyaç duyulan eserlerden oluşan bir seçki sunmak. Genç rehberler kimine bienali mesleğine göre anlatıyor, kimine ilgi alanına giren eserleri gösteriyor. Karma sergi olan alanlarda, kendi başlarına gezmeleri için ziyaretçilere vakit bırakılıyor. Bienali genç rehberlerden dinlemek, eserleri iyice anlamak isteyenler için rehberli turlar birebir.
REHBERLERİN EĞİTMENİ MİNE KÜÇÜK:
Amaç izleyiciyi de işin içine katabilmek
Arkeolog ve müzeci Mine Küçük, uzun süredir yetişkinler ve öğrenciler için müze tanıtımı konusunda eğitim programları hazırlıyor. Halen özel bir ilkokulda programını kendi hazırladığı müze dersi veriyor, yurtiçi ve yurtdışında müze eğitimi konusunda seminerler düzenliyor ve öğretmen eğitimi ile ilgili Avrupa Birliği projelerine danışmanlık yapıyor. Bienaldeki rehberlere de turlar için o eğitim vermiş. Rehberlere nasıl eğitim verdiğini ve onları nasıl seçtiğini Mine Küçük'ten dinledik. - Neden çağdaş sanatı anlamak bu kadar zor? Rehbere neden ihtiyaç duyuluyor? - Anlamak için okumanız gerek, okuduktan sonra anlamayacak bir şey yok. Bir esere baktığınızda geçmişini okumadıysanız, anlamıyorsunuz. İnsan anlamadığı şeyi sevemiyor ve sahiplenemiyor. Çağdaş sanatı anlayamadıkları için reddediyorlar. Buradaki çalışma bunun için yapılıyor. Sergilere bakış, tüm dünyada değişiyor. Daha önce 'Ben bunu sergiliyorum, anlayan anlar, anlamayan anlamaz,' anlayışı vardı. Şimdi ise bütün müzelerde rehber eğitimine önem verilmesinin sebebi, izleyiciyi de işin içine katabilmek. - Rehberleri nasıl seçtiniz? - Rehberler geldiğinde birebir konuştuk onlarla. Mutlaka sanat okumaları gerekmiyordu. Bilgi vermek elbette çok önemli, ama bence rehberin farkı kişilerle iletişim kurmayı da başarabilmesi gerek. Teorik bilgi hakkında dört gün çalıştık. Sonra da Antrepo'yu ziyarete geldik. Ben onlara bilgiden ziyade, nasıl iletişim kuracakları hakkında bilgi verdim. - Rehberler kaç yaşında? - Çoğu 20'li yaşlarında. Sanat bölümlerinden gelen çok var ama heykel bölümünden mezun olanlar da var. Tez yazanlar var, yurtdışında sanat okumuş olanlar var. Türkçe, Fransızca, İngilizce, Almanca tur düzenleyebiliyoruz. Fransız bir rehberimiz var. Hem İngilizce hem Türkçe bilenler çoğunlukta. - Her gruba farklı mı davranıyorlar? - Her grupta aynı şeyi uygulayamazlar. Mesela sanat eğitimi almış bir grup geldiğinde kısa kısa bilgiler almak istiyor. Ama çağdaş sanattan hiç anlamayanlar hemen sorularıyla ya da bakışlarıyla kendilerini belli ediyor. Onlara daha çok siz ne düşünüyorsunuz bu eserle ilgili ya da sanatçı bunu anlatmaya çalışmış siz olsaydınız nasıl anlatırdınız, diye sormalarını öneriyorum. - Eserleri nasıl anlatıyorlar? - Bu sene küratörler röportaj yaptı sanatçılarla, rehber kitapçıkta bunlar bulunuyor. Girişi oradan yapıyorlar. Ama gelen kişilerin tercihlerine göre değişiyor. Bir ziyaretçi gelmiş örneğin sadece sesle ilgili işleri görmek istemiş. Sanatçıların nereli olduğunu, nereden geldiklerini anlatıyor, eserlerin çıkış noktalarını aktarıyorlar.
HER MESLEĞE FARKLI ANLATIYORUM
İlhan Ozan, Bilgi Üniversitesi'nde Felsefe ve Toplumsal Düşünce Bölümü'nde yüksek lisans öğrencisi. Tezinde ise bienallerdeki güncel sanat eserlerini ele alıyor. Ona göre gelen grubun tepkisine göre sergiyi anlatmak gerek: "Gruptakilerin mesleklerini sorarak ya da ilgi alanlarını öğrenerek, onları daha çok ilgilerini çekebilecek eserlere yönlendiriyorum. Mühendisle doktora farklı eserler gösterebiliyorum. Böylece daha çok soru soruyorlar, daha çok ilgilerini çekiyor, sanatın uzak olmadığı ortaya çıkıyor."
İSTANBUL'UN ENERJİSİ BENİ BURAYA ÇEKTİ
Kanada York Üniversitesi'nde sanat okumuş bir rehber Ece Budak. Yıllar önce Kanada'ya gitmiş, bu yıl İstanbul'a dönmeye karar vermiş: "Belki Kanada fazla soğuk olduğundan, belki de İstanbul büyük bir enerjiye sahip olduğundan buraya döndüm. İstanbul'un şu anda sanat için büyük bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Şimdi buradaki hareketi keşfetmeye çalışıyorum. Şimdiye kadar rehberlik yaptığım gruplar sanatla çok ilgiliydi. Ben de onlardan çok şey öğrendim."
SANATÇININ KİMLİĞİ ÖNEMLİ
Alev Berberoğlu, Yeditepe Üniversitesi'nde Kültür Yönetimi Bölümü'nde yüksek lisans öğrencisi, kültür sanat ve edebiyat alanında serbest çevirmenlik yapıyor. Plato Sanat Galerisi'nde küratör asistanı ve Hush Galeri'de sanatçı ilişkileri direktörü. Ona göre çağdaş sanatta, sanatçının kimliği öne çıkıyor: "Eseri anlamak için, sanatçı kimliğini tanıtmak önemli. Çağdaş sanatta düşünsel olan ön planda. Biz de eserleri daha anlaşılır kılmaya çalışıyoruz."
ÇAĞDAŞ SANATTA ALT METNE İHTİYAÇ VAR
Senem Sekban, Yeditepe Üniversitesi Sanat Yönetimi Bölümü mezunu. Rehberlik sürecini şöyle anlatıyor: "Sanatçıların nerede yaşadıklarını, yaşadıkları yerlerin özelliklerini anlatıyorum. Çağdaş sanattan, Felix Gonzalez Torres'ten bahsediyorum. Bienalle bağını anlatıyorum. Çağdaş sanatta hep bir alt metne ihtiyaç var. Rehber de bu noktada devreye giriyor."