17 yaşındaki milli golfçü Deniz Sapmaz için 2026 unutulmaz bir yıl oluyor. Avrupa'nın en önemli kadın golf organizasyonlarından Ladies European Tour'da yurt dışında yarışan ilk Türk kadın golfçü olan Sapmaz, İsveç'te Avrupa Kadınlar Amatör Şampiyonası'nda final raunduna kalan ilk Türk olarak bir başka ilke imza attı. Malta'da ise Kadın Milli Takımı ile Avrupa Ladies' Team Shield şampiyonluğunu yaşadı. Henüz amatör olmasına rağmen profesyonellerin mücadele ettiği Slovakya Kadınlar Golf Açık Turnuvası'na özel davet alan başarılı sporcu, hedefini çok daha yukarıya koyuyor: "Önemli olan kupa değil. Dünya şampiyonu olmadığım sürece hiçbir kupanın önemi olmayacak." Golfe henüz 7-8 yaşlarında başlayan Deniz Sapmaz'la Ataşehir Golf Kulübü'nde buluştuk. Röportajımıza babası Cüneyt Sapmaz da eşlik etti. Müthiş bir baba-kız ilişkisine tanıklık ettik. Annesinin doğum gününde yaptığımız röportajda karşımızda, yaşından çok daha olgun, ne istediğini bilen ve hedeflerini saklamayan bir genç sporcu vardı.
- Golfe nasıl başladınız?
- Annem babam golf oynuyorlardı. Ataşehir Golf Kulübü yeni açılmıştı, evimiz de buraya çok yakın. İlk 5-6 ay elime sopa bile almamıştım. Sonra burada birkaç yaşıtımla tanıştım. Arkadaşlarımla vakit geçirmek golfe alışmamı sağladı. Başlarda kariyer hedefim yoktu çünkü voleybol oynuyordum. 10 yaşına gelince bir seçim yapmam gerekti; ya voleybol ya golf... 2021 yılında golfte kariyer yapmak istediğime karar verdim. Artık yolum belliydi.
- Kariyerinize devam ederken, yolunuzu çizerken işinizi zorlaştıran ve kolaylaştıran kimlerdi?
- Öncelikle annem ve babam. Bana sadece "Mutlu olduğun, eğlendiğin her neyse ondan vazgeçme" diyerek inanılmaz destek oldular. Okulum da her türlü kolaylığı gösteriyor. Zorluk ise İstanbul'da az saha olması ya da sahaların çok uzakta bulunması. Ataşehir'de olmak benim için büyük avantaj.
- Cüneyt Sapmaz: Burada olmamız tesadüf değil. Bizim işimiz gayrimenkul. Burada bir proje yapmıştık. Bittikten sonra burası rekreasyon alanıydı, ne yapılabilir derken golf sahası hikâyesi ortaya çıktı. Aslında geri dönüşü olmayan bir yatırım. Bizim için geri dönüşü gençler. Deniz gibi sporcuların buradan yetişmesi... 8-9 yılda 13'e yakın milli sporcu çıkardık. Dünya için çok büyük olmayabilir ama Türkiye için önemli bir rakam. Deniz de onlara rol model oluyor.

'SU AKAR YOLUNU BULUR' DEDİK, ÖYLE DE OLDU
- Deniz'i golfe siz mi yönlendirdiniz?
- C.S.: Böyle bir amacımız yoktu. Gelsin oynasın, gözümüzün önünde büyüsün diye düşünüyorduk.
Kariyer planını tamamen kendisi çizdi. Bir sabah beni uyandırıp "Baba ben kulübe gidiyorum" dedi. Saate baktım, sabahın yedisi! Tesis daha kapalı. O saatten akşama kadar tesiste golf oynuyordu. Turnuvalara katıldıkça, davet aldıkça kendine inancı arttı. Biz anne baba olarak kenarda durduk, "Su akar yolunu bulur" dedik. Öyle de oldu.
- 17 yaşındasınız. Yıllardır golf oynuyorsunuz ama "Daha yolun başındayım" diyor musunuz?
- Kesinlikle. Öğrenmem, tecrübe edinmem gereken çok şey var. 17 yaşında olduğum için amatörüm. Üniversite hayatımda da golf oynayacağım ve kariyerime ABD'de bir üniversitede devam edeceğim. Bu sporun en iyi yapıldığı yerde olmanız gerekiyor. ABD'yi tercih etmemizin sebebi kolej takımlarının olması ve sporcuların profesyonel liglere geçiş imkânının çok yüksek olması.
- Başarı baskısı sizi zorluyor mu?
- Hayır. Turnuvalara gittiğimde ailemin ya da federasyondaki insanların başarı beklediklerini hissediyorum. Ama bunu baskıya değil güvene çevirmeye çalışıyorum. Eskiden baskı gibi görüyordum. Büyüdükçe öğreniyor insan. Son 2-3 senedir hiç öyle hissetmiyorum. O kadar turnuva oynadım, sadece iki kere stres olmuşumdur.

ÇAĞIN EN BÜYÜK HASTALIĞI ODAKLANMA!
- Ne zaman, niye?
- İlki rakipten dolayıydı. Match play dediğimiz bir oyun var. 13 yaşındaydım, rakibim 19 yaşındaydı ve o senenin en iyisiydi. Çok stres olmuştum. Şimdi yine benden büyük, daha tecrübeli sporcularla oynuyorum ama artık o stresi hissetmiyorum.
- Yaşınızdan daha olgun konuşuyorsunuz...
- Bu golf sayesinde. Yarıştığınız, mücadele ettiğiniz insanlar sizi olgunlaştırıyor. Çocukların şımarma dönemi olur ya, golfte şımarmaya vaktiniz olmuyor. Şımarmaya zaman bulamadım diyebilirim.
- Babanız için önemli özelliklerinizden biri konsantrasyonmuş...
- Bu çağın en büyük hastalığı odaklanma. Odaklanamıyoruz. Golfün en önemli faydalarından biri bu. Sahada beş saat geçiriyorsunuz ve her vuruş ayrı bir konsantrasyon istiyor. Yakından yaptığınız bir vuruşla 200 metreden yaptığınız vuruş aynı şey sayılıyor. Bende bu konsantrasyon golf sayesinde gelişti.
- Rakiplerinizi izliyor musunuz?
- Hayır, hiç. Rakip diyorum ama aslında rakip yok. En büyük rakip kendim!
Ben iyiysem zaten iyiyim, kötüysem kötüyüm. Rakibe odaklanırsanız kendi oyununuzdan tamamen koparsınız.
Sadece o günün en iyisini yapacaksınız. İyi olduğunuz sürece kendinizle yarışıyorsunuz.

SANKİ TÜM MALTA'YA KARŞI OYNADIK
- Malta'daki Avrupa şampiyonluğu nasıl geçti?
-Son gün erkekler ve kızlar Maltalılara karşı oynadık. Herkesi toplayıp getirmişler, sanırım tüm Malta oradaydı! (Babasıyla kahkaha atıyorlar) Golfte pek alışık olmadığımız şekilde tezahürat yaptılar. Saygı sınırını da aştılar. Mesela biz deliğe atamadığımız zaman alkışlıyorlardı. Bu bizi daha çok hırslandırdı. Normalde öyle biri değilimdir. Topu deliğe soktum ve hayatımda ilk defa sahada bağırdım. Beni o noktaya getirdiler gerçekten. Yaptıkları ters tepti, şampiyon biz olduk.

BABAM BENİ GOLFTE UNUTTU!
- Kimsenin bilmediği küçük Deniz hakkında bir hatıra istesek?
- Turnuvamın az olduğu zamanlarda bir gün annem, babama "Deniz'i al, öyle gel" demiş. Babam da "Tamam" demiş. Akşam olunca "9-10 saat oldu, eve dönmüştür" diye düşünmüş. Meğer babam beni golfte unutmuş! (Baba-kız yine gülüşüyorlar)
- C.S.: Paniğe gerek yok! Aşağıda bir simülasyon odası var, orada golfe dalmış. Çocukluğu nasılsa hâlâ aynı şekilde devam ediyor. Deniz'in hayatı golf!
DENİZ SAPMAZ CÜMLELERİMİZİ TAMAMLADI
BEN GÜNE... sabah 9'da kalkarak başlıyorum, 10'da burada oluyorum. Hocam müsaitse onunla çalışıyorum.
Sonra hep antrenman... Eve 18-19 gibi dönüyorum.
UYKUYLA ARAM... harika, çok uyuyorum.
Çok seyahat ediyorum ve turnuva dönüşlerinde çok yorgun oluyorum. Uçakta, arabada hep uyurum.
TELEFONUM HEP... yanımda ama bakacak çok zamanım olmuyor.
Eskiden daha çok bakıyordum.
ARKADAŞLARIMIN GOLFE İLGİSİ... olmasa da beni çok destekliyorlar. Turnuvaya gidiyorum, hep yanımda olduklarını hissediyorum.
BİR İDOLÜM YOK!
- Golfte ya da başka bir spor dalında idolünüz var mı?
- Oyununu beğendiğim oyuncular var ama idol diyebileceğim biri yok.
- İddialı bir yanıt.
"O idol ben olacağım" diyorsunuz belki?
- Şu an bunu söylemek için erken ama inşallah!
Belki çok uç düşünüyorum ama insanın büyük hedefleri olması iyi bir şey.
Golfte benden çok daha iyi insanlar var. Dünyanın bir numarasıyla oynasam kaybetme ihtimalim daha yüksek. Ama hiçbir zaman "Ona zaten kaybedeceğim" ya da "Benden daha iyi" demem. Dünya sıralamasında ilk 10'da olan kızlarla oynadığımda da böyle düşünmüyorum.
Son vuruşa kadar asla pes etmem.
BU SPOR BANA MİNNETTAR OLMAYI ÖĞRETTİ
- Golf, Deniz Sapmaz'a neler kattı?
- Her şeyden önce olgunluk kattı. Minnettar olmayı öğretti. Anlık sinirlendiğinizde bile beş saniyede her şeyi kaybedebiliyorsunuz. O yüzden duygularımı kontrol etmeyi öğrendim. Ben her şeyi üst seviyede yaşıyordum; mutluluğu, üzüntüyü, heyecanı, kızgınlığı... Golf beni sakinleştirdi. Benim için önemli olan kupa değil. Bir şeyler öğrenip geleceğime yatırım yapmak istiyorum. Dünya şampiyonu olmadığım sürece hiçbir kupanın önemi olmayacak. Diyelim dünya şampiyonu oldum, belki altı sene sonra onun da önemi kalmayacak. Anda kalmak çok önemli. Sonuçtan çok sürece odaklanmak gerekiyor.