Bu hafta moda dünyasının önde gelen trend endekslerinden biri olan The Lyst Index, küresel moda alışveriş dünyasının popüler markalarını açıkladı. Lyst tarafından hazırlanan, her çeyreğin en popüler moda markalarını ve ürünlerini belirleyen üç aylık sıralama sisteminin ilk sıralarında yer alan lüks moda markalarının en önemli özelliği neydi biliyor musunuz? Hepsi de son birkaç sene içinde genel tasarım vizyonlarını, moda haftalarında tanıttıkları koleksiyonlarını ve mağazalardaki kombinlerini tamamen gerçek hayatta yer alan kadınları baz alarak hazırlıyor.
"Zaten tüm markalar bunu yapmıyor mu?" diye soranlarınız olacaktır. Listenin en başında her zaman normal iş hayatında ve hayatın içinde olan gerçek kadınlar için tasarım yaptığını söyleyen Miuccia Prada ve Raf Simons ikilisinin koleksiyonlarını hazırladığı markanın bulunması boşuna değil.
ESTETİK DURUŞUN PARÇASI
Miuccia Prada'nın baş tasarımcısı olduğu ve yine holdinginin çatısı altında yer alan bir başka marka da yine listenin tepelerinde yer alıyor. Son birkaç sene içinde en gözde modaevleri arasında yer alan iki markanın başına geçen Jonathan Anderson ve Matthieu Blazy ise sokak stili, gündelik kıyafetler ve lüks öğeleri dengeli ve gerçek hayata yakışır bir şekilde bir arada kullanmaları ile tanınan iki isim. Yani moda dünyası çalışan, kombinleri son sezon mağazadan satın alınmış, aşırı dikkat edilmiş ve düzenli olmayan, biraz kendisine göre bir kürasyonla kıyafetlerini kombinlemekten çekinmeyen gerçek kadınlardan ilham alıyor. Ve onlardan ilham alınarak tasarlanan koleksiyonlar yok satarken, bu tarz tasarımlara ağırlık veren markalar da endekslerde gittikçe yükseklere tırmanıyor. Geçtiğimiz yıl yazdığım bir makalede lüks moda markalarının belki biraz 'dağınık duran', 'kocaman çantaları elinden düşürmeyen', çok da uyumlu olmayan parçaları bir arada kullanan, rahatlığını ön plana alan gerçek ve çalışan kadınlardan ilham aldığını yazmıştım. O makalede "Ofisten biraz da yorgun ve koşturmaca içinde çıkmış kadınların stilleri moda evlerinin gözdesi. Moda haftalarında; yaşayan, çalışan ve üreten insanların giyim tarzı olarak kabul edeceğimiz bir 'sokak modası' trendi oldukça göz önündeydi. Eskiden haute couture'un karşısında duran streetwear, artık aynı masada oturuyor. Spor giyim parçaları, çok klasik parçalar ve trendi öğeler aynı kombinlerin içinde yer alıyor. Bu stil sadece rahatlık değil, estetik bir duruşun parçası" diye yazmıştım. Tam da bu ilhamlanmanın son tüketici üzerinde başarıya kavuşması lüks markalarının bu tarz tasarımlara yönelmesine neden oldu.

KENDİ PARASINI KAZANAN KADIN
Uzun bir zaman sonra ilk kez sokaklar yeniden modaya ilham verendi. Editörler, influencer'lar, sanatçılar... Hepsi şehirde adeta yürüyen birer trend panosu gibi. Oversize tişörtler, bol eşofmanlar, minimalist sneaker'lar, sade şapkalar ve doğal renklerde hoodie'ler... Önümüzdeki günlerin yıldızı: Doğallık. Kendisi gibi olan, kendisi gibi olmaktan çekinmeyen kadınlar dikkat çekici bir şekilde moda dünyasında ön plana çıkmış. Çalışan kadınlar, kendilerini birer oyuncak bebek gibi gösteren ve gerçek hayattan çok uzak parçalarla rahat etmiyorlardı. Aldıkları parçaların bir yandan tasarım ve tasarımcı elinden çıkmış olmasını istemelerine rağmen, şehir hayatı ve gerçek çalışma hayatıyla asla uyuşmayan kombinleri kullanamıyorlar ya da kullandıkları zaman kendilerini rahat hissetmiyorlardı. İş koşturması, stresi ve bin parçaya bölünen hayatın içinde o aşırı 'yapılmış' görünümler gerçeklikten de oldukça uzaktı.
Nihai hedef kitlesi olan, kendi parasını kazanıp, kendisi için alışveriş yapabilen kadınların lüks modadan uzak kalmasına neden olan yaklaşımı bitirmek gerektiğinin farkına varan modaevlerinin bu son yaklaşımı markaların da işine yaradı. İşte bu sürecin sonunda daha çok marka hatta baş tasarımcılarını da değiştirerek gerçek kadınlara yakınlaşma kararı aldı. Ve kadınlar da bu tavrı desteklediklerini net bir şekilde gösterdi. Bu son açıklanan endeks de bu bakış açısının tüketici nezdinde ne kadar doğru bir yaklaşım olduğunu ve gerçekliğe yakınlaşmanın markaların algısını da daha yükseğe çektiğini net bir şekilde ortaya koydu.
GİYİLEBİLİRLİK POPÜLER
Bu endeksin de gösterdiği üzere "Peki bu sezonun en popüler trendi nedir?" diye soracak olursanız cevap "Biziz" olacak... Biz yani; sabahın erken saatinde kalkıp, ofisine giden, kıyafetleri biraz üst üste, biraz dağınık, hem feminen ve sıcak tutacak, bir yandan da pratik ve rahat olan biz şehirli kadınlar... Giyilebilirlik bu sezonun en büyük trendi... Bunda tabii ki bir süredir sık sık konuştuğumuz çevreci, sürdürülebilir ve yavaş moda akımlarıyla da uyumla sessiz lüks kavramının da etkisi var... Pandemi süresince evinde eşofman takımları ve taytlarıyla oturan, dönemin sonunda kendisini payetli eteğiyle markete, pullu bluzuyla spor dersine giderken bulan kadınların yeniden gerçek dünyaya geri dönmesinin vakti gelmişti... Hadi kabul edin çizgili gömleklerinizi, üzerinize giydiğiniz rahat sweat-shirtleri, altınızdaki bol jean'i, iyi bir trençkotu ve tüm bunları bir tasarımcı elinden çıkmış bir şekilde giymeyi hepimiz hak ediyorduk.
BU PARÇALARA YATIRIM YAPIN
Bu sezonun en büyük yükselen trendi kesinlikle ofis şıklığı... Griler, diz altı etekler, pantolonlar, şık gömlek ve ceketler çok ama çok popüler bu sonbahar-kış sezonunda... Büyük çantalar, sofistike ve ağırbaşlı kombinler...
Biz danteller ve pullar arasındaki hayatımızdan aslına bakarsanız kolej modasıyla bir nebze de olsa çıkmayı başarmıştık. Orada kullandığımız kombinleri çok rahat bir şekilde gündelik hayatımıza ekleyebiliriz.

EKOSELER
Bizim lisenin forması ekose bir etek ve koyu renkte bir hırkaydı... Sanırım o yıllardan itibaren her zaman için ekose parçaları sevmişimdir. Bu sezon da ekoseler aklınıza gelebilecek her yerde. Ekose bir atkı ve ekose bir eteği dolabınıza katmanızın tam zamanı diyebiliriz.

BEYAZ GÖMLEK
Beyaz gömlek bu sonbahar-kış sezonunun en önemli parçalarından biri... Etekler, gömlekler, şortlar... Aklınıza gelebilecek her kıyafet beyaz gömleklerle bambaşka bir havaya bürünecek.
BEYAZ TİŞÖRT
Atlet, tişört, bluz... İsmine ne derseniz deyin, kesimi her nasıl olursa olsun özellikle iyi marka ve kumaşlardan beyaz tişörtleri dolaba katma zamanı. Bu sonbaharkış sezonu jean'ler, deri pantolonlar, çeşit çeşit eteklerle kombinlenmiş beyaz tişört göreceğiz etrafta.

OKUL ÜNİFORMASI
Sonbahar demek, biz çoktan okul sıralarından ayrılmış olsak da, okullu olmak demek. Ve gömlekler, şık jilet gibi etekler, lacivertler, griler, siyahlar yeniden popüler demek. Ben klasik giyim tarzını sevenlerden olduğum için 1970'lerin hafif bohem çizgisiyle bütünleşen bu tarzın yeniden popüler olmasına çok sevindiğimi söyleyebilirim. Bu sayede aşırı dekolteler ve fosforlar arasında karışan aklımız da bir nebze olsun yeniden yerine gelecek, stillerimiz de yeniden rayına oturacak...

TRENÇKOTLAR
Bu trendin yükselişi asla bakarsanız geçtiğimiz yıldan belliydi... Ama bu sezon gerçekten de trençkotsuz bir kombinle karşı karşıya kalmanız mümkün değil...

ŞALLAR VE ATKILAR
Şal ve atkılar moda dünyasında çok popüler... Durum öyle bir hale gelecek ki atkılar resmen battaniye kadar kocaman olacak bu kış sezonunda... Paltoların ve ceketlerin üzerine de bu tarz aksesuvarlar kullanmak çok popüler olacak.