Oluşturma Tarihi 31 Mart 2026 11:04
Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının yükselmesi ön plana çıkarken, daha az dikkat çeken bu üç kritik emtiada çok daha çarpıcı hareketler yaşanıyor. Tungsten, kükürt ve helyum son haftalarda hızlı değer kazandı ve Orta Doğu'daki çatışmanın etkilerinin enerjiyle sınırlı kalmadığını ortaya koydu. Özellikle yarı iletken üretiminde kritik öneme sahip bu maddelerdeki dalgalanma, küresel ekonomide yeni kırılma risklerini gündeme getiriyor.
Tungsten, geçen hafta 3.000 doları aşarak rekor kırdı; bu, Aralık ayından bu yana fiyatın üç kattan fazla artması anlamına geliyor. S&P Global Platts verilerine göre, Çin'de kükürt fiyatları Mart başından itibaren yüzde 13 artarak ton başına 621 dolara yükseldi.
YAPAY ZEKâ VE SAVUNMA SANAYİ RİSK ALTINDA
Bu üç element, modern üretimin merkezinde yer alıyor. Tungsten, çiplerin elektrik bağlantılarında kritik rol oynarken; kükürtten elde edilen sülfürik asit, yarı iletken plakaların temizlenmesinde kullanılıyor. Helyum ise üretim süreçlerinde kimyasal reaksiyonları kontrol ederek teknolojik altyapının stabil çalışmasını sağlıyor. Fiyat artışları, dolaylı olarak yapay zekâ teknolojilerinin üretim süreçlerini de tehdit edebiliyor.
ÇİN'İN KONTROLÜ VE ARZ DARALMASI
Uzmanlar, bu krizin sadece savaş kaynaklı olmadığını belirtiyor. Çin, kritik madenlerdeki kontrolünü artırarak küresel tedarik zincirinde güçlü bir konum kazandı. Tungsten ihracatına getirilen kısıtlamalar ve kükürt üretimindeki sıkı denetimler, arzı daha da daraltıyor. Helyumda ise Çin'in ithalat talebindeki hızlı artış, küresel dengeyi değiştiriyor.
KÜRESEL PİYASADA YENİ ŞOK RİSKİ
İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'ndaki riskler, daha önce arz fazlası olan emtialarda bile kıtlık ihtimalini gündeme getirdi. Kükürt fiyatları savaş öncesine göre yüzde 30'un üzerinde artarken, tungsten rekor kırdı ve helyum fiyatları iki katına çıktı. Tungsten gibi stratejik metallerin savunma sanayinde yoğun kullanımı talebi artırırken, sınırlı stoklar ve Katar'daki üretim tesislerinin zarar görmesi fiyatları daha da yukarı çekiyor.
Uzmanlar, bu gelişmelerin 2022'deki Rusya-Ukrayna savaşı ve pandemi dönemine benzer yeni bir tedarik zinciri krizine yol açabileceğini belirtiyor. Şirketler alternatif kaynak arayışına girerken, ülkeler kritik hammaddeler için stoklarını artırıyor. Ancak sınırlı şeffaflık, gerçek arz sıkıntısının açıklanan verilerden çok daha büyük olabileceğini gösteriyor.