Türk sinemasının unutulmaz ismi Emel Sayın, sevimli köpekleriyle geçirdiği keyifli anları sosyal medya hesabından paylaştı.
"Mavi Boncuk" lakaplı usta sanatçının patili dostlarıyla samimi görüntüleri takipçilerinin yüzünü güldürdü.
SELANİK'TEN LÜLEBURGAZ'A UZANAN HÜZÜNLÜ GÖÇ
Sayın ailesinin asıl geçmişi, 1926 yılında gerçekleşen mübadele döneminin zorlu şartlarında Türkiye'ye göç eden muhacirlere uzanıyor. Selanik'ten yola çıkarak anavatana dönen aile, kendilerine yeni bir başlangıç noktası olarak Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Celaliye köyünü seçti.
Dört kız kardeşin en büyüğü olarak hayata gözlerini açan Emel Sayın, doğduğu yer her ne kadar Sivas olsa da, aslında tamamen Rumeli insanının sıcaklığını ve o coğrafyanın zengin kültürel dokusunu taşıyan bir evde, köklü muhacir gelenekleriyle yoğrularak büyüdü.
17 YAŞINDA GELEN "SES KRALİÇESİ" UNVANI
Köklerinden aldığı bu kültürel zenginliği, henüz 13 yaşındayken yüreğine düşen müzik ateşiyle birleştiren Sayın, çok geçmeden usta isimlerin tezgahından geçmeye başladı. Arif Sami Toker, Alis Rosenthal ve Münir Nurettin Selçuk gibi musiki tarihinin devlerinden aldığı paha biçilemez eğitimler sayesinde yeteneğini parlattı.
17 yaşına bastığında ise sahnelerin tozunu yutmaya başlayan genç yetenek, kısa süre içinde tüm cemiyeti büyüleyerek "Ses Kraliçesi" unvanına layık görüldü. Selanik kıyılarından başlayıp Lüleburgaz'a, oradan Sivas'a ve en nihayetinde tüm Türkiye'nin kalbine kurulan bu taht, "Mavi Boncuk" efsanesinin nasıl doğduğunun en ilham verici özeti olmaya devam ediyor.
Küçük yaşta sahneye adım atan Adile Naşit, tiyatrodan televizyona, sinemadan çocuk programlarına kadar uzanan geniş bir kariyerin altına imza attı.
Hababam Sınıfı'ndaki "Hafize Ana" rolüyle hafızalara kazınan sanatçı, "Neşeli Günler", "Tosun Paşa" ve "Süt Kardeşler" gibi filmlerde de unutulmaz performanslar sergiledi. Sadece oyunculuğuyla değil, "Uykudan Önce" programında çocuklara anlattığı masallarla da nesillerin sevgilisi oldu.
Adile Naşit, 11 Aralık 1987'de aramızdan ayrılsa da, hala milyonların hafızasında ve kalbinde yaşamaya devam ediyor.
28 Haziran 1945'te İstanbul'un tarihi Eyüpsultan ilçesinde doğan Şoray, memur bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
İŞTE KÖKENLERİ!
Baba tarafından Kabartay Çerkez soyundan gelen usta oyuncunun anne tarafı ise Selanik göçmeni.
Bu zengin kökenler, Şoray'ın sanatına ve duruşuna da yansıyor. Nazan ve Figen adında iki kız kardeşi bulunan Türkan Şoray, babasının vefatının ardından ailesine büyük destek verdi. Yeşilçam'ın "Sultan"ı olarak anılan Şoray, tam 222 filmde rol alarak dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusu unvanını taşıyor.
Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın ile birlikte Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncası olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.
CÜNEYT ARKIN'IN BİLİNMEYEN KÖKENLERİ!
Türk sinemasının efsanevi ismi Cüneyt Arkın da yalnızca oyunculuğuyla değil, köklü geçmişiyle de dikkat çeke isimlerden. Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur olan usta sanatçı, 8 Eylül 1937 tarihinde Eskişehir'in merkezine bağlı Karaçay köyünde dünyaya geldi. Yeşilçam'ın en unutulmaz yıldızlarından biri haline gelen Arkın'ın hikâyesi, tam anlamıyla bir başarı öyküsü.
Cüneyt Arkın'ın babası Hacı Yakup Cüreklibatur, Kurtuluş Savaşı'na katılmış, vatanı için mücadele etmiş bir gaziydi. Bu yönüyle Arkın'ın hem sanatta hem de hayatta taşıdığı mücadeleci ruhun köklerinin aileden geldiğini söylemek mümkün.
Ailesi ise aslen Nogay Türkleri'ne dayanıyor. Belki de Cüneyt Arkın'ın filmlerindeki o mücadeleci, korkusuz ve adalet peşindeki karakterlerinin ilhamı, genlerinde saklıydı.