Tüm sorumluluğu dizilere, filmlere, sanal medyaya ve dijital oyunlara bırakıp bir köşeye çekilmekle bu işin altından kalkamayacağımız artık gün gibi ortada. Sadece bir nesli değil, nesilleri kaybetme tehlikesi şimdilerde bir olasılık değil, gerçeğin ta kendisi.
Herkes üzerine düşeni yapmak zorunda. Veliler, öğrenciler, kolluk kuvvetleri, akademisyenler, sosyologlar, psikologlar, medya ve en çok da eğitim sistemine yön verenler.
Belki de işe müfredattan başlamalıyız. Matematik, Türkçe, Fen Bilgisi tamam da, çocuklarımıza asıl verilmesi gereken dersler aşağıdakiler olmalı:
Vicdan Muhasebesi, Dürüst Olma ve Yalandan Kaçınma Rehberi, Empati Yapma Becerisi, Hayvanlara ve Doğaya Saygı, Özdenetim, Adalet Duygusunu Geliştirme, Bağımlılıklara Karşı Direnç Gösterme, Dijital Medya Okur-Yazarlığı, Sorumluluk Alma Bilinci, İnsan Haklarına, Demokrasiye ve Cumhuriyet Değerlerine Bağlılık.
Ne diyorsunuz? Sistemi en baştan kurmaya var mısınız?
TUHAF BİR HİSSİYAT
Girne'deki deniz kazası üzerine çok kafa yoruyorum. Batmadan önce duyulan büyük çatırtı ve mürettebatın "Gemi patladı, kaçın" uyarısı aklıma tuhaf düşünceler getiriyor.
Su altı ve üstü insansız saldırı araçları teknolojisi (İDA) çok gelişti. Rusya - Ukrayna savaşı sırasında bunlardan bazılarının kıyılarımıza vurduğuna çok kez şahit olduk. Herkesin malumu olduğu üzere Doğu Akdeniz'de İsrail - Yunanistan - Güney Kıbrıs Rum Kesimi arasında kurulan şer ittifakı, Türkiye'ye gözdağı vermek için fırsat kolluyor. İsrail'in, burnumuzun dibindeki bir Suriye üssünü vurması da bunun açık bir göstergesiydi. Deniz koruma alanlarımızı genişletme kararımızla iyice panikleyen şer ittifakı, gözü dönmüş bir şekilde denizdeki bir yolcu gemimizi hedef almış olabilir mi acaba? Olayın 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda gerçekleşmesi ise fazlaca manidar.
Gemi enkazına robot denizaltı indirilip, görüntüsü tespit edilmesine rağmen bu videoların medya ile paylaşılmamış olması da şüphelerimi arttırıyor.
Dedim ya, benimki sadece bir hissiyat. İçimde tutmak istemedim.