Rol aldığı filmlerle Türk sinemasına damgasını vuran Cüneyt Arkın, sosyal medya hesabını oldukça aktif kullanıyor. 83 yaşındaki oyuncu, eşiyle olan pozlarını sık sık takipçilerinin beğenisine sunuyor.
Arkın "Benim cennetim, bebeğim" dediği eşi Betül Hanım'a duyduğu aşkı kimi zaman röportajlarında kimi zaman da sosyal medya paylaşımlarında dile getiriyor.
Yeşilçam'ın usta ismi Cünyet Arkın, Instagram hesabında yaptığı son paylaşımda da eşine olan büyük aşkını ifade etti. "Hiçbir şeyden korkmadığım kadar eşimi kaybetmekten korkuyorum. Karımı, canımı, bebeğimi, Betül'ümü kaybettiğim an ben de yok olurum." diyen oyuncuya sosyal medyada, "Ne kadar güzel hala göz göze, diz dize olmak. Allah size upuzun, el ele bir ömür nasip etsin. Güzel sevmek gerek tıpkı sizler gibi.. Örneksiniz bizlere..." yorumları yapıldı.
Arkın, geçtiğimiz yıl da sosyal medya hesabından benzer bir paylaşımda bulunmuştu. Usta oyuncu, "Ölümden korkmuyorum. Sadece Betül'den evvel ölmek isterim. Allah göstermesin onun yokluğunu, yalnız kalmak istemem. Bir günlüğüne bir yere gittiğinde bile onu çok özlüyorum. Onsuz bir günü bile düşünemiyorum ya!" demişti.
"BENİM SESSİZ DURUŞUM DİKKATİNİ ÇEKMİŞ"
Çift, birlikte verdikleri bir röportajda bir arkadaş toplantısında tanıştıklarını anlattı. O dönemde Betül Hanım 20 yaşındaydı, Arkın da 29. Betül Hanım o röportajda eşiyle tanışma öyküsünü şöyle anlattı: " Fahrettin çok hoş adamdı, çevresi kadınlarla doluydu. Bir de ünlü… Ama ben pek oralı olmadım, lafın kısası benim sessiz duruşum onun dikkatini çekmiş."
Bu arada Betül Hanım'ın, gerçek adı Fahrettin Cüreklibatır olan eşini bu şekilde çağırdığını da hatırlatalım. Bunu da şöyle açıklıyor Betül Hanım: "O sizin için Cüneyt Arkın, benim için ise Fahrettin Cüretlibatır."
"ÖZÜNÜ KAYBETMEMİŞ BİR ADAM"
İşte o arkadaş toplantısında o dönemdeki adıyla Betül Işın da Arkın'ın dikkatini çekti. Hem güzelliğiyle hem de diğer kadınların aksine hiç peşinde koşmadığı için. O anları da şöyle anlatıyor Cüneyt Arkın, "Herkes peşimde koşarken bu kadın neden bana bakmadı" egosu ile başladı. Tanıştık ve çok farklıydı o. Egosuz, bildiğin köyden gelmiş, özünü kaybetmemiş bir adam gibi. Tanıştık, derken birbirimizin vazgeçilmezi olduk ve bir yıl sonra evlendik."
"BEN DR.FAHRETTİN"
Cüneyt Arkın eşiyle tanışma öyküsünü ve o anda hissettiklerini bir paylaşımında şöyle anlatmıştı. "Şöhret olduğumu, hayatımın altüst oluşundan anladım. Artık kendimi yaşamıyordum. Sinema da var olma kavgası, gereğinden fazla tanınmak, önemsenmek, bütün gençlik hayallerimi, kendim olarak yaşama isteğimi yok etmişti. Gene de direniyordum. Çoğu kez öylesine bunalıyordum ki, hasretle, yoldan geçen, bana sırtı dönük uzaklaşıp giden bir kadının arkasından koşup, ona usulca dokunayım ve ne olur benimle evlen diye yalvarayım hayallerini kuruyordum."
"Bir gün bu yok oluşun içinde bir partide onu gördüm. Baştan aşağı maviydi ve tarifsiz kederler içinde bir partide onu gördüm. Usulca yaklaştım. Bana bir garip baktı. Kocaman gözlerindeki ılık, hüzünlü mavilik içime aktı. Kendimi bir çocuk gibi hür hissettim. 'Ben Dr. Fahrettin' dedim. 'Betül' dedi. Sonra hiç konuşmadık. Kısa bir zaman sonra da evlendik. Bebeğim Betül cennetim oldu."
Eşi hakkında "O benim cennetim, bebeğim" diyen Arkın, eşinin son derece vefakar olduğunu da anlatıyor. İki yıl hasta yattığı sırada onu bir dakika bile bırakmadığını, hatta sık sık kahrını çektiğini de.
Yine Arkın'ın o röportajda anlattıklarına kulak verelim: Benim bir sarhoşluk dönemim oldu. Melek gelse çekmezdi, sabır taşı olsa çatlardı ama o ses çıkarmadı. Betül sayesinde vazgeçtim içkiden. Çok abartırdım. O olmasa sarhoş, alkolik bir adam olarak çürür giderdim. Eşi ise o sabırlı olduğunu, o dönemin biteceğine inandığını ve o yüzden dayandığını anlatıyor.
Betül Hanım, eşini kıskandığını ama bunu ona hiç belli etmediğini de belirtiyor ve şöyle tanımlıyor: Dünya yakışıklısı adam. İnsan bakmaya kıyamıyordu. Cüneyt Arkın kimi zaman "bebek" dediği eşini kimi zaman da "papatya" diye çağırıyor. İlişkilerinde romantizme önem verdiğini hatta sık sık eşi için şiirler yazdığını da anlatıyor.