Şaşkına çeviren olay Ankara'da yaşandı. Ali D., eşi İpek D.'nin kendisiyle evlenmeden önce eski sevgilisi ile birlikte olduğunu ve hamile kaldığını öğrenince soluğu mahkemede aldı. Hemen evliliğin iptali davası açtı.
Mağdur Ali D., dilekçesinde eşinin evlendikten sonra çocuğu doğurduğunu anlattı. Ankara Aile Mahkemesi, İpek D.'yi kusurlu bularak evliliğin iptaline karar verirken İpek D.'nin itirazı sonrasında dosya, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi'ne yollandı. Kararın 28. Hukuk Dairesi'nden geçmesinin ardından İpek D. itiraz etti, dosya bu kez Yargıtay'a aktarıldı.
Evliliğin gerçekleşmesinin ardından İpek D.'den kaynaklanan bir kusurlu davranışın ispatlanamadığı aktarılan kararda, Ali D.'nin boşanma davasının reddinin gerektirdiği, boşanmaya karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu bu nedenle bozmayı gerektirdiğini aktardı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesinin kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verdi.
Yargıtay, kararında eşlerin sadakat yükümlüğünü ele almış. Eşlerin evlilik birliğinden doğan en temel yükümlülüklerinden biri olan sadakat yükümlülüğü, en geniş anlamıyla, eşlerin hem birbirleri ile hem de üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde, evlilik birliğini tehlikeye atabilecek her türlü davranıştan kaçınmalarını ifade etmektedir. Sadakat yükümlülüğü, evlilik ve boşanma davası sürecinde kapsam olarak farklılık göstermektedir.