Haritadan silinen bu "hayalet kasabalar", alelacele kaçan insanların geride bıraktığı tozlu anılarla adeta birer zaman kapsülü gibi ayakta duruyor.
Dünyanın En Sıradışı Terk Edilmiş Kasabaları
İşte, dünyanın dört bir yanından, çeşitli sebeplerle terk edilmiş 8 kasaba ve hikayesi;
• Hashima Adası (Japonya): Denizin ortasında yükselen betonarme bir kömür madeni şehri. 1960'larda dünyanın en yoğun nüfuslu yerlerinden biriyken, petrolün kömürün yerini almasıyla 1974'te bir gecede boşaltılmıştır. Günümüzde devasa yıkık binalarıyla okyanusta bir hayalet gemiyi andırıyor.
Halk arasında Savaş Gemisi Adası anlamına gelen Gunkanjima adıyla anılan bölge, betonarme binaların zamana yenik düşüşünü en çıplak haliyle sergiliyor. Tayfunların dövdüğü pencereler, koridorları saran yosunlar ve odalarda unutulmuş eski Japon televizyonlarıyla beşikler, insanlığın doğa karşısındaki savunmasızlığını hatırlatıyor.
Popüler Silent Hill serisine de ilham veren kasaba, bugün asfalttan yükselen duman sütunları ve terk edilmiş sokaklarıyla distopik bir film setini andırıyor. Posta kodu bile iptal edilen Centralia'da kömür katmanlarının yüzlerce yıl daha yanmaya devam edeceği tahmin edilirken, çatlayan ana yolların aralarından fışkıran yabani otlar, alevlerin hemen üzerinde yeni bir yaşam kuruyor.
• Humberstone (Şili): Atacama Çölü'nün ortasında kurulu eski bir nitrat madeni kasabası. Güherçile madenciliğinin çöküşüyle 1960'larda tamamen terk edilmiştir. Kuru çöl havası sayesinde tiyatrosu, evleri ve fabrikası ilk günkü gibi korunmuştur.
Dünyanın en kurak çölü Atacama'nın nemsiz iklimi, kasabanın çürümesini engelleyerek burayı adeta zamanda dondurmuş durumda. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan yerleşimde; antika yüzme havuzu, paslanmış makineler ve gösterişli tiyatro salonu, rüzgarın taşıdığı çöl kumlarının eşliğinde ürpertici bir tablo oluşturuyor.
• Oradour-sur-Glane (Fransa): İkinci Dünya Savaşı'nın en acı hatıralarından biri. 1944 yılında Nazi subayları tarafından katliama uğrayan köy, Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle'ün emriyle, yaşanan vahşetin unutulmaması için kurşunlanmış arabaları ve yıkık evleriyle olduğu gibi bırakılmıştır.
Taş duvarlar arasında gezerken erimiş tencereler, paslanmış dikiş makineleri ve sokak ortasında duran kurşun izleriyle dolu araç iskeletleri insanı derin bir hüzünle karşılıyor. Yeni köy hemen yakınına inşa edilse de eski yerleşim, savaşın yıkıcılığına ve insanlık suçlarına karşı zamana direnen sessiz bir anıt müze olarak dimdik duruyor.
• Bodie (Kaliforniya, ABD): Bodie, Vahşi Batı döneminin ve "Altına Hücum" (Gold Rush) çılgınlığının dünyadaki en ikonik, en iyi korunmuş sembolüdür. Sierra Nevada Dağları'nın kuytusunda yer alan bu kasaba, binlerce insanın zenginlik hayaliyle koştuğu ve madenler tükendiğinde her şeyi olduğu gibi bırakıp kaçtığı muazzam bir zaman kapsülüdür.
Eyalet tarihi parkı ilan edilen Bodie, dondurulmuş çürüme felsefesiyle korunuyor; yani binalar restore edilmiyor, sadece yıkılmaması için güçlendiriliyor. Kasabadaki barların raflarında duran asırlık şişeler, bilardo masaları ve evlerin masalarında bırakılmış tabaklar, Vahşi Batı'nın sert ve kaotik günlerini dün yaşanmışçasına hissettiriyor.
Türkiye'den Gizemli Terk Edilmiş Yerleşimler
• Savaşan Köyü (Şanlıurfa, Halfeti): Birecik Barajı'nın suları altında kalan kayıp bir köy. Fırat Nehri'nin yükselmesiyle evlerin büyük kısmı ve bir cami sulara gömülmüştür. Bugün suyun içinden yükselen minaresiyle Türkiye'nin en ikonik "yarı batık" hayalet yerleşimidir.
Zümrüt yeşili Fırat sularının altından seçilen taş konaklar ve avlular, tekne turlarıyla bölgeye gelenlere büyüleyici bir batık kent deneyimi sunuyor. Karagül diyarı Halfeti'nin sakinliğiyle birleşen su üstündeki cami minaresi, hem geçmişte yaşanan hüzünlü göçü hem de doğanın insan yapımı sınırları nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.
Bodrum'un lüks marinalarına ve ışıltılı gece hayatına sadece birkaç kilometre mesafede yer alan bu sessiz vadi, zeytin ağaçları ve incir dallarının sardığı asırlık taş evleriyle tezat oluşturan bir dünya barındırıyor.
• Lübbey Köyü (İzmir, Ödemiş): "Efe Köyü" olarak da bilinen ve göç kurbanı olan dağ yerleşimidir. Elektrik ve yol imkanlarının geç gelmesi nedeniyle halk ovadaki köylere taşınmıştır. Günümüzde sadece birkaç yaşlı sakinin yaşadığı, neredeyse tamamen terk edilmiş otantik bir taş köydür.
Bozdağlar'ın sarp yamaçlarına kurulu olan köy, geleneksel Osmanlı sivil mimarisini yansıtan ahşap ve taş karışımı konaklarıyla benzersiz bir dokuya sahip. Bir dönem Kurtuluş Savaşı kahramanları olan efelere ve zeybeklere sığınaklık eden bu dar sokaklar, günümüzde sessizliğe gömülmüş pencereleri ve çatlak kiremitleriyle ziyaretçilerini hüzünlü bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.
Liste bunlarla da sınırlı değil. Yeryüzünde insanların doğaya teslim ettiği pek çok yapı ve şehir var...
Terk edilmiş bir mekana baktığınızda sizi asıl ürküten şey harabeler değil, orada bir zamanlar bir hayatın aktığını bilmektir. Kapıları bir daha açılmamak üzere kapanan bu yerlerde zaman adeta durmuş durumda. Doğanın yavaş yavaş geri aldığı bu binalar ve şehirler, insanlığın arkasında bıraktığı en garip izlerden biri.
1. PRYPİAT - UKRAYNA
Çernobil Nükleer Santrali'nde çalışan insanların yaşadığı Prypiat. Yaşanan dehşet dolu nükleer kabustan sonra, burası tümüyle boşaltıldı. Artık hayalet şehir olarak duran yerde, hala radyoaktif hareketler gözlemlendiği için girişler yasak.
2. SHİCHENG - ÇİN
Aslanlar şehri anlamına gelen Shicheng ortalama 1.350 yaşında ve gölün dibinde yatıyor. Asırlardır güneşten, erozyondan ve tüm dış etkilerden korunmuş bir şekilde, ilk günkü detaylarıyla orada öylece duruyor.
Şu anda dalış okullarının ve turların gözde yeri olduğunu söyleyebiliriz.
3. ASKERİ HASTANE - ALMANYA
Birinci dünya savaşında, savaş hastanesi olarak kullanılan Almanya'da ki bu hastane daha sonra 1945 -1995 tarihleri arası Sovyet hastanesi olarak kullanıldıktan sonra terkedilmiş.