Antalya'nın Döşemealtı İlçesi'nde kışın buğday ekilen tarlalar, yaz aylarında hasatın yapılmasıyla halı işletmelerine açılıyor. Arazi sahipleri ya da işletmeler, aralarında yüz yıllık tarihi olanların da bulunduğu halı ve kilimleri önce tamir ediyor, ardından mikroplardan arındırmak için steril havuzlara sokuyor.
Daha sonra güneşe serilen halı ve kilimlerin renkleri soldurulup pastele dönüşmesi sağlanıyor. Milyonluk halı ve kilimler, güneşin altında belirli aralıklarla tersi ve düzü çevrilerek nemi ve sıcağı iyi şekilde alması ve renklerin tonlamasının sağlamlaşması sağlanıyor.
Serildikleri alanı "halı tarlasına" çeviren el dokuması halı ve kilimler, güneşin altında mikroplardan arınıp, renk tonları oturduktan sonra müşterilerine veriliyor.
GEREKTİĞİNDE SOPALARLA GİDİYORUZ
Nöbet tutan gençlerden Halil Mert Topkara, kış aylarında ekilen tarlaların mahsul verdikten sonra biçildiğini ve ardından tarlanın halılar için kullanıldığını söyledi.
Halıların son derece değerli olduğuna işaret eden Topkara, "Akşamları değişmeli nöbet tutuyoruz. Tehlike durumu olması durumunda çalılıklar tarafına köpeklerle bakıyoruz. Gerektiğinde sopalarla gidiyoruz. Üç römorkumuz var, orada uyuyoruz. Sabaha kadar sürüyor nöbet, ardından diğer ekip devam ediyor" dedi.
Nöbet tutan Sami Çelik de, "Akşamları kontrol yapıyoruz. Gündüz çalışıyoruz, işler bitince sabaha kadar römorklarımızda kalıyoruz" diye konuştu.
Genelde burada hırsızlık olayları olmuyor ama yine de nöbetimize devam ediyoruz, tedbiri elden bırakmıyoruz. En büyük derdimiz ise yağmur. Gece hava bozup yağmur yağacak diye de bekliyoruz. 7/24 buradayım diyebilirim" ifadelerini kullandı.