Dönemin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun iskan politikaları kapsamında büyük bir nehrin kıyısındaki bataklık araziye yepyeni bir yaşam alanı kuruldu. "Marienfeld" (Meryem'in Tarlası) adı verilen bu köy, bölgedeki eski ve düzensiz yerleşimlerin aksine cetvelle çizilmiş gibi dümdüz, geniş sokakları ve tek tip 150 adet aile eviyle tam bir modern şehircilik örneğiydi.
Banat bölgesine yerleşen insanlar, bu zorlu araziyi tarıma kazandırmak için büyük bir mücadele verdi. Ancak bu modern projenin mimarları, doğanın kurallarını ve suyun yıkıcı gücünü hesaba katmamıştı.
Nehrin sağ yakasındaki dağlık bölgelerde yaşayan yerel halk, Tuna'nın tehlikeli karakterini bildiği için evlerini her zaman yüksek yamaçlara yaparken; yeni göçmenlerin kurduğu bu köy doğrudan taşkın ovasına inşa edilmişti. Beklenen felaket çok geçmeden, 1888 yılı civarında kapıyı çaldı.