Timuçin Esen, oyunculuğuyla çok insanın kalbini kazanmış biri. Genellikle göz önünde olmayı tercih etmeyen oyuncu, geçtiğimiz yıl magazin gazetecileriyle çok sevimsiz bir deneyim yaşamıştı.
Ona yaşatılanlar sanat âlemini ayağa kaldırdı. Basın ile sanatçılar karşı karşıya geldi. O, o zaman da susmayı tercih etmişti, Yeni Aktüel dergisine verdiği röportajda da bu konuyla ilgili yorum yapmak istemedi. Bu röportajda Esen’in son iki yıllık çalışmasının ürünü ‘Mayhoş’ albümünün ortaya çıkış sürecini ve sanatçının müzik serüveni okuyacaksınız.
Biraz albümünüzden bahseder misiniz? Albümde 14 parça var. İki yıldır birlikte çalıştığım grup arkadaşlarımla yaptık bu albümü. Bazen tekrar düşünmek, düzeltmeler yapmak ve sindirmek için molalar verdik.
Şarkı söylemeye karar verdikten sonra neredeyse iki yıldır hazırlık yapıyorum. Grubu toplamak, sahnede pratik yapmak, bunların hepsi albüm içindi.
OCAK’TA PİYASAYA ÇIKACAK
Albümün arkasındaki isimler kimler, nasıl bir araya geldiniz? İyi uyuşabileceğiniz, amaçlanan hissiyatı ve hikayeyi karşıya geçirmek için kafaca en iyi anlaşabildiğiniz kişilerle çalışmak istiyorsunuz. Zaten ekip olarak daha önce kurduğum bir grup vardı. İşlerini çok beğendiğim Erdem Helvacıoğlu ile albümün prodüktörlüğünü ve aranjmanlarını yaptık.
Gitarda Eylül Biçer, basgitarda Volkan Topakoğlu, davulda Onur Başkurt var. Arkadaşlarım çok yetenekli ve projeye sahip çıkan müzisyenler. Albümün kapağını ise ressam Selahattin Yıldırım yaptı. En geç Ocak’ta piyasada olacağız.
Genel olarak albümün verdiği his nedir, neşe mi hüzün mü? Çok neşeli değil. Albümde karanlık şeyler de var, umut da, mizah da var. İsmi ‘Mayhoş’. Bu kelime albümü çok iyi anlatıyor. Tam aradığım isim buydu. Mayhoş ekşidir ama aynı zamanda yenebilir ve insana tat verir.
OYUNCULUK ASKIDA
Albümdeki bütün şarkıları siz mi yazdınız? Evet, hepsini ben yazdım. Bir şarkının sözlerini arkadaşım Neşe Şen yazdı. Bazıları eskiden yaptığım şarkılar.
Sonrasında oyunculuğa başladım. Biraz da akışına bıraktım. Fakat bir süre sonra insan “Ben çocukken neyin hayalini kurdum?” diye düşünüyor. Benim cevabım müzik oldu.
Bu albüm oyunculuğu bıraktığınız anlamına gelmiyor değil mi? İddialı şeyler söylemek istemem. Hayatın insanı nereye getireceği belli olmaz. Beni çok heyecanlandıran bir proje olursa oynarım.
Yönetmenlik yapacak mısınız? Öyle bir niyetim de var. Film, tiyatro; ikisiyle de ilgili projelerim var. Yavaş yavaş...
ARKADAŞIMI KAYBEDİNCE MÜZİĞİ ERTELEDİM
Özel hayatınızı konuşmayı sevmiyorsunuz ama insanlar merak ediyor... Bu konularda konuşmayı uygun bulmuyorum. Bu röportajın amacı da başka bir şey. İçimden gelmiyor. Kadın erkek ilişkileriyle ilgili fikrimi soruyorsanız o başka. Mesela ‘Mikado’nun Çöpleri’ oyunu bunu çok güzel anlatır.
Ankaralısınız. İstanbul’a gelmeye nasıl karar verdiniz? Ankara’da okurken Mimar Sinan Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptım. Bu kararı vermemin nedeni, müziğe beraber başladığım arkadaşım Zeynel Balaban’ın İstanbul’da olmasıydı. Onunla bir müzik grubu kurma hayalimiz vardı. Sonra birlikte oturmaya başladık. Grubu kurduktan sonra birçok yerde çaldık.