Bir insanın hayatına iki ayrı meslek sığdırması zor; birinde adliye koridorlarında hak arayıp diğerinde dünya şampiyonluğu kazanmak ise pek rastlanır bir hikaye değil. Güzin Müjde Karakaşlı bunu başardı. Avukatlık cübbesini çıkarmadan ıstakasını eline aldığında yıllardır peşinden gittiği büyük hedefe Fransa'da ulaştı; Hollandalı Karina Jetten'i 30-18 yenerek Kadınlar 3 Bant Bilardo Dünya Şampiyonu oldu. Üstelik bu zafer, yalnızca kariyerinin ilk bireysel dünya şampiyonluğu değil, Türk kadın bilardosu adına da tarihi bir başarıydı. Şampiyonluktan üç gün sonra arayıp "Nasılsınız?" diye sorduğumda birkaç saniye sustu ve "Abi, ayaklarım yere basmıyor" dedi. Haklıydı... Ben de telefonu kapatana kadar kendimi bir dünya şampiyonuyla değil, bir astronotla konuşuyormuş gibi hissettim. Sözü daha fazla uzatmadan, ıstakasıyla tarih yazan Sayın Avukat'a bırakalım.
- Kutlamak için aradığımda "Nasılsınız?" soruma biraz düşündükten sonra "Ayaklarım yere basmıyor" dediniz. Bir astronotla konuşuyor gibi hissettim. Bu duyguyu bize de olsa hissettirebilir misiniz?
- Elimden geleni yaparım (Gülüyor). Bilardo sonsuz zorlukları olan ama bir o kadar da mükemmel ve büyüleyici bir oyun. Ben de kendi yolculuğum boyunca hep daha iyi olmaya, yeni teknikler öğrenmeye, oyunu daha doğru okumaya çalıştım. Hâlâ geliştirmem gereken çok şey olduğunu biliyorum. Ama sonuçta orası Dünya Şampiyonası'ydı. Ben oraya sadece kendim için değil, Türkiye Şampiyonu olarak ülkemi temsil etmek için de gittim. Şimdi Fransa'daki o birkaç güne dönüp baktığımda, sadece dünya şampiyonu olduğum için değil; masadaki duruşum, mücadelem ve özellikle mental olarak gösterdiğim güç nedeniyle de kendimle gurur duyuyorum. Dünya Şampiyonu olan ilk Türk kadın sporcu olmak benim için tarif edilmesi çok zor bir duygu. En büyük dileğim bu başarının tüm Türkiye'ye, özellikle de kız çocuklarına bir armağan ve ilham olması. Bu madalya benim boynumda ama taşıdığı anlamın hepimize ait olduğunu düşünüyorum.

AİLEM SPORLA İÇ İÇEYDİ
- Sayın Dünya Şampiyonu, anne ve babanızın voleybol oynarken tanıştığını söylemiştiniz. Spor sizin genetiğinizde varmış diyebilir miyiz?
- Bizim evde ata sporu önce voleyboldu. Ama başta topla yapılan sporlar olmak üzere evde bütün sporlar izlenirdi. Semih Saygıner Abinin Raymond Ceulemans'ı yendiği efsane maçın bizim evimizde de izlendiğini çocuk aklıyla bir fotoğraf karesi gibi hatırlıyorum. Sporla iç içe bir ailede dünyaya geldiğimi söyleyebiliriz.
- Bir yanda avukatlık, diğer yanda dünya şampiyonluğu... Hukukçu Güzin Müjde ile bilardocu Güzin Müjde birbirine benziyor mu?
- Bu soruya hem evet hem de hayır diye cevap verebilirim. İkisi de en üst seviyede muhakeme ve matematik yaklaşımı gerektiren, hayatımın en önemli iki parçası. Doğru anda atak, doğru anda savunma yapma; gidişatı okuyup strateji ve optimum araçları seçme bakımından birbirine çok yaklaşan iki disiplin. Bilardoda ise 142 x 284 cm alan içerisinde milyarlarca olasılık var. Bir pozisyon için masaya geldiğinizde kırk saniye süreniz var. Kalınlık, falso, çarpışma, vuruş şiddeti gibi bütün bileşenlere en ince ayarıyla karar verip uygulamalısınız. Size tarif edemeyeceğim seviyede "anda olmak" gerekiyor. Bir yandan dünyanın bütün gerginliği zihninizde, kollarınızda gibi hissederken bir yandan karşı kısa banttaki topu hiç hareket ettirmeyecek kadar ince görmeye çalışmak nereden baksanız çılgınca.

HAYALLERİNİ KÜÇÜLTME YETENEKLERİNDEN VAZGEÇME!
- Biraz da mesleğinizi konuşalım. Dünya Şampiyonası'na hazırlanırken avukatlığı nasıl sürdürdünüz? Adliye, dosyalar, duruşmalar ve antrenmanlar aynı hayata nasıl sığdı?
- Bu benim yıllar içinde en çok emek verdiğim alan. Çok hassas ve yoğun şekilde planlama yapıyorum. 23 yaşımda ilk uluslararası madalyamı kazandığımda -bu alanda en genç kadın sporcu olmuştum- kendime bir söz vermiştim: "Hayallerini küçültme, yeteneklerinden vazgeçme!" Aslında bir anlamda kendime verdiğim bu sözü tutmaya çalışıyorum.
- Bir hukukçu olarak kadınların sporda karşılaştığı eşitsizliklere nasıl bakıyorsunuz? Bilardoda kadın sporcuların önünde hâlâ aşılması gereken engeller var mı?
- Toplumsal cinsiyet bariyerleri çoğunlukla bizim koyduğumuz bariyerler değil ama hikâyemizi anlatarak ve başarılarımıza her gün bir yenisini ekleyerek bunları adım adım kaldırmak mümkün. Okul sporları ve bizlerin proje bazlı katkıları sürdükçe kız çocuklarının masaya erişimi ve rahatlıkla vakit geçirdikleri süre artacak. Türkiye Bilardo Federasyonu müzesi inanılmaz başarılarla dolu. Umuyorum ki bu başarı mirası ve biz kadın sporcuların başlangıçtaki katkısı birkaç nesil sonra kız çocuklarına ilham olacak.
- Bir davayı kazanmak mı, dünya şampiyonluğu finalini kazanmak mı daha büyük baskı yaratıyor?
- Benim gözümde savunma hakkı çerçevesinde bir hakkın teslim edilmesi ya da bir uyuşmazlığın adil biçimde giderilmesinden daha kutsal çok az şey var. İkisinin yarattığı sorumluluk birbirinden çok ayrı ve eşsiz. Bunun yanında bu benim Dünya Şampiyonalarında kazandığım ilk madalya. Daha önce birkaç kez çeyrek finalde kaybederek madalyanın kıyısından dönmüştüm. İlk kez final oynuyor, ilk kez kazanıyorum. Önümüzdeki süreçte pek çok final oynadıktan sonra tekrar değerlendirmeye çalışabilirim.

ASIL ZORLU SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR
- Bu şampiyonluktan sonra hedef büyüdü mü?
- Bilardo kariyerimde yepyeni bir aşama başladı. Bundan böyle turnuvalara unvan sahibi, "title holder" sıfatıyla çıkacağım, ilk motivasyonum bu unvanı korumak olacak. Daha sonrası için o harika hayal var: Olimpiyat Altını... Bilardo, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin tanıdığı spor branşlarından biri ve olimpiyatlar için adaylığı devam ediyor. Ben de ülkemizi kadınlar bilardosunda Olimpiyatlarda temsil etmeyi, o altın madalyayı getirmeyi çok istiyorum.

KÜÇÜK BİR KIZIN 'BİLARDO OYNAMAK İSTİYORUM' DEMESİ ŞAMPİYONLUK KADAR DEĞERLİ
- Dünya şampiyonluğunuz sonrası genç kızların bilardoya başlaması açısından nasıl bir etkisi olmasını istiyorsunuz?
- Gençler Türkiye şampiyonumuz Çınar ve minik Zeynep'ten size bahsedeyim... Zeynep'in ıstakayı masaya koyup istediği hatta topa vurmaya çalıştığı anı izlerken yaşadığım mutluluğu size tarif edemem. Bilardo tarih boyunca Mozart, Einstein, Tesla ve pek çok dâhiyi kendine âşık etmiş. Fizik, geometri, psikolojinin mucizevi dünyasıyla çocuklarımızın artık okul sporları kapsamında tanışabildiği günümüzde bizim bilardo oynayan annelere, kız kardeşlere ihtiyacımız var! Bugün minik Zeynep'in ve bir sürü kız kardeşimin Dünya Şampiyonu Müjde ablalarına bakıp, "Ben de bilardo oynamak istiyorum!" demeleri için harika bir gün.

MÜZEMİZDEKİ EKSİĞİ TAMAMLADIN
- Şampiyonluk sonrasında sizi ilk kimi ara, siz ilk kimi aradınız?
- İlk Türkiye Bilardo Federasyonu Başkanımız Ersan Ercan aradı. Fransa'da kazandığım Kadınlar Dünya Şampiyonluğu kupasıyla müzemizde eksik olan son kupayı ülkemize getirdiğim için çok mutlu olduğunu söyledi. Ben de o anda birini aramaktan ziyade birine koştum, sarıldım diyebilirim. Hollandalı spor fotoğrafçısı Ton Smilde'ye... Şampiyonalarda hep fotoğraflarımı çeken, verdiğim emeğin en yakın şahidiydi. Beni yalnız bırakmayan sizin bir meslektaşınız kendisi. Ardından ikiz kardeşim Merve'yi aradım. İnanılmaz duygusal bir an olduğu için şükür ve gözyaşları arasında pek konuşamadık.