Geçen hafta Çeşme'de düzenlenen Big Fish Türkiye yarışmasını yerinde izledim. İlk bakışta dev balıkların peşine düşen teknelerin yarışı gibi görünse de denize açıldığınızda işin bambaşka bir boyutu olduğuna şahit oluyorsunuz. Saatler süren bekleyiş, sertleşen deniz, metrelerce misina, ağır ekipmanlar ve balık oltaya geldiği anda başlayan büyük mücadele... Amaç yalnızca en büyük balığı yakalamak değil; denizin içindeki yaşamı koruyarak bu sporu sürdürülebilir hale getirmek.
2007 yılından bu yana gerçekleştirilen Big Fish Türkiye, bu yıl 18'inci kez düzenlendi. İlk kez Setur Marinas Çeşme'nin ev sahipliği yaptığı organizasyonda 40 tekne ve yaklaşık 200 sporcu Ege Denizi'ne açıldı. Organizasyon öncesinde Türkiye'nin yanı sıra İtalya, İspanya, Rusya ve Suudi Arabistan'dan uluslararası düzeyde ekipler katıldı.
geçti. Tartıya getirilen tek balık, 37.5 kilogramlık kılıç balığı oldu. Final günü hava da deniz de soğudu. Yoğun yağmur ve sert rüzgâr altında denize açılanlar, elleri boş dönmedi. Birinciliği Team Deep Nokta, 100 kilogramlık orkinos yakalayarak kazandı. Diğer ekipler de tuttukları orkinos ve kılıç balıklarını hakemlere gösterip kayıt altına aldı. Turnuva boyunca toplam 14 balık yakalandı, bunların altısı yeniden denize bırakıldı. Çünkü organizasyonun temelinde "Yakala- Bırak-Yaşat" anlayışı var. İhtiyaçtan fazla balık tutulmaması ve zarar vermeyen misina ile tutulanların yeniden doğal ortamlarına bırakılması teşvik ediliyor.

DENİZLER ALARM VERİYOR
Organizasyon sırasında üzerinde durulan konulardan biri de Ege Denizi'ndeki değişim oldu. Turnuva Direktörü ve Başhakem Ertuğrul İçingir'in verdiği bilgilere göre, balık popülasyonundaki değişimi yalnızca deniz suyunun ısınmasıyla açıklamak mümkün değil. Özellikle Ildır Körfezi'ndeki balık çiftliklerinin yarattığı kirliliğin, artan su sıcaklığıyla birleştiğinde bakteri ve alg oluşumunu hızlandırdığı, bunun da sudaki oksijen miktarını düşürdüğü belirtiliyor. Orkinos gibi hassas türlerin bu şartlarda bölgede uzun süre kalamadığına dikkat çekiliyor. Buna karşılık mavi kanatlı orkinos konusunda son yıllarda olumlu bir tablo var. Uluslararası Atlantik Orkinoslarını Koruma Komisyonu'nun (ICCAT) 20 yıldır uyguladığı koruma politikaları sonucu mavi kanatlı orkinos popülasyonunda ciddi bir toparlanma var. Türkiye denizlerindeki bu potansiyelin yabancı sportif balıkçıların da ilgisini çektiği, bu sayede sportif balıkçılığın önemli bir turizm gelirine dönüşebileceği vurgulanıyor.

BU İŞ İNTERNETTEN İZLEMEKLE OLMAZ!
Yakaladıkları 81.4 kiloluk orkinos ile yarışmanın ikincisi olan Memos 3 yatının kaptanı Aşkın Eker için büyük balık avı, yalnızca oltayı atıp beklemekten ibaret değil. Üç-dört metrelik dalgaların arasında, yüz kiloyu aşabilen bir balıkla mücadelede ekip ruhunun ve tecrübenin hayati olduğunu söyleyen Eker, denize duyduğu saygıyı tek cümlede anlatıyor: "Denizden korkarsın, korkmayan yanlış yapar."
-Sizi tanıyabilir miyiz?
- Memos 3 yatının kaptanıyım. Tekne sahibi Murat Kuray; ekibimiz Osman Kuray, Faik Gür, Çetin Demirtaş ve Nihat Karahan'dan oluşuyor. Yaklaşık 25 yıldır bu sektördeyim. Son yedi yıldır Murat Bey ile çalışıyorum. Ekip ruhuyla balık avlamaya çıkıyoruz, yarışmalara katılıyoruz. Bu işte ekip çok önemli, ekipman çok önemli. Doğru ekipmanlarla, spor ruhuyla ve aynı şartlarda balık şartlarıyla beraber avcılık yapılması gerekiyor bence.
- Bugün sanırım 81.4 kiloluk bir orkinos ile döndünüz denizden...
- Balığı yakalarken yaklaşık 3-4 metre dalga boyu vardı. Balık teknenin altına girdiği zaman yüzde 60-70 koparma riski oluyor. Altından koparıp herhangi bir pervaneye misinayı takıp koparıyor. Burada hareket manevraları çok önemli. Murat Bey iki saatin üzerinde bir mücadele verdi. Biz de o arada manevralarımızı çok iyi yaparak balığı ayna yapıp teknemize aldık.

- Normalde ne iş yapıyorsunuz?
- Doğma büyüme Ayvalıklıyım. Biz alaylıyız. Hiç arıza yapmayız, manuel kaptanlarız. Marmaris sektöründe, Göcek'te çalıştık yıllarca. Artık emekli modundaydık. Murat Bey ile arkadaş gibiyiz, patron diyemem.
- Big Fish'e ne zamandır katılıyorsunuz?
- Üç yıldır katılıyoruz ve çok geliştirdik kendimizi. Sadece yarışmalara katılarak değil, serbest zamanda da avcılık yapıyoruz. Sadece orkinos ve kılıç balığı avcılığı yapıyoruz. Bu işi geliştirerek bir yerlere geliyorsunuz.
Oradan buradan görmeyle de olmuyor, birebir tatbikat yapacaksın. "Ben YouTube'da seyredeyim" demekle olmaz. Bugün 2 saat 15 dakika balığın teknenin altına girmesi, tekneyi döndürmekle uğraştık. 12 metrelik bir tekneden bahsediyoruz. Bunu internetten istediğin kadar izle, ancak teknede yaşarsan anlar, öğrenirsin.

- O da bir canlı olduğu için üzülüyor musunuz?
- Big Fish'in sloganı zaten "Yakala, Yaşat, Bırak." Yakaladığımız oltalar özel, ağızdan rahat çıkan oltalar. Balık canlıyken boyunu ölçüyoruz, hakem heyetine bilgi verip bırakıyoruz. Hakem heyeti yakınlardaysa geliyor. Değilse fotoğraflıyoruz, video çekiyoruz.
- Biraz denize dönelim. Balık misinaya takıldı, sonra neler yaşanıyor?
- Ben teknenin kaptanıyım. Bizde dört tane misina var. Herkes bir misinanın başında.
Birine balık vurduğunda öbür arkadaşlar misinalarını toparlar. Sonra Murat Bey'e mücadele kemerini takıyoruz. O kemer olmadan böyle bir balığı çekemezsin.

- Bu mücadelede en önemli olan ne?
- Balığın teknenin altına girmesini engellemek. Baş ve kıç manevralarıyla teknenin altından mümkün olduğu kadar açılmasını istiyoruz balığın. Ekip ruhu devreye girer. Mücadele kemerinin arkasında bir tutma aleti var. Bir kişi onu tutuyor, sabitliyor. Yoksa 100 kilonun üzerinde bir balık olduğu zaman adamı alır götürür. Tekneye vurup bir yerini kırabilir. Bu işler tehlikeli ve dikkat ister, önce güvenlik. Aşağıda büyük bir canavarla mücadele ediyorsun, komple kas yığını bir arkadaş.
- Yemeyi ve tutmayı en sevdiğiniz balık hangisi?
- Vallahi orkinos eti çok güzeldir. Tutmayı en çok sevdiğimiz ise tabii ki kılıç balığı. Mücadeleci, tekneye gelmeyi hiç sevmeyen dehşet güzel bir balık.

İLK KURAL: DENİZDEN KORKACAKSIN!
- Balık tutma sevdalılarına ne önerirsiniz?
- Bu pahalı bir spor. Önce zengin bir arkadaş bulmanız lazım kendinize, zengin arkadaşsız bu iş olmaz. Zengin arkadaşın oldu mu zengin bir teknesi ve pahalı ekipmanları oluyor. İşin şakası bir yana doğru ekipmanlar çok önemli. Mücadele kemerleri, koltuklar, kakıçlar, kuyruk bağlama aparatları derken bunun gibi bir sürü şey var. Zamanla kendilerini geliştirerek, birikim yaparak alabilirler. Arkadaşlarının teknelerinden yararlanabilirler.
- Teknoloji size yardımcı oluyor mu, balığın yerini, türünü gösteriyor mu?
- Cihazlarımız altta balık olduğunu gösterir, türünü göstermez ama gördüğümüz şemalardan ne tür bir balık olduğunu bilebiliyoruz. Altımızdaki sonar aletleri oldukça gelişmiştir.
- Bu işi yapıp da denizden korkan biriyle tanıştınız mı?
- Denizden korkarsın, korkmayan yanlış yapar. Denizle, denizde şaka olmaz. Ben yüzme biliyorum. İleri sağlık ve ileri yangın söndürme eğitimlerim var. Yat kaptanıyım, alaylıyız, yani bu işin iyisiyim ama denizden korkarım. Her zaman garanticiyim. Hiç "Şuradan kayalıkların kenarından geçeyim, yolu kısaltayım" falan diye düşünmem.