ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım Kongre ara seçimlerine iki hafta kala siyasi geleceğini belirleyecek kritik bir sınavla karşı karşıya. Anketlerde Cumhuriyetçilerin gerilemesi, İran savaşının ekonomik faturası ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya verilen açık destek, Washington'daki siyasi dengeleri sarsıyor. Trump'ın 18 Ekim'de Netanyahu'ya güçlü destek vermesi sonrası İran'a yönelik operasyonlar gündeme geldi. Washington'da asıl tartışma ise şu: Trump, Netanyahu'nun iktidarını korumaya çalışırken, kendi partisinin Kongre çoğunluğunu tehlikeye mi atıyor?
HEGSETH NEDEN İSRAİL'E GİTTİ?
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth'in 19 Ekim'de İsrail'e önceden duyurulmayan ziyareti, Washington'da dikkatleri yeniden İran'a çevirdi. Axios'un haberine göre Hegseth, Netanyahu ile İsrail'in güneyindeki Ovda Hava Üssü'nde görüştü. Amerikan savaş uçakları ve havada yakıt ikmal uçaklarının bulunduğu üs, İran operasyonları için stratejik önem taşıyor. Reuters ve CBS News'in aktardığına göre görüşmelerde İran'a karşı ortak askerî stratejiler, savunma hazırlıkları ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı.
Ancak ziyaretin zamanlaması dikkat çekiciydi. İsrail'deki 27 Ekim seçimlerine sekiz, ABD'deki 3 Kasım Kongre seçimlerine ise 15 gün kalmıştı. Bu nedenle görüşme, yalnızca askerî koordinasyon değil, Netanyahu'ya yönelik siyasi destek mesajı olarak da değerlendiriliyor. Trump, 18 Ekim'de Truth Social hesabından Netanyahu'yu güçlü, cesur ve başarılı bir lider olarak nitelendirdi. İran karşısındaki mücadelesini överek yeniden seçilmesine açık destek verdi. Hatta Netanyahu'nun seçimi kaybetmesi durumunda İran tehdidiyle mücadelede sorumluluğun daha fazla ABD'nin üzerine kalabileceğini savundu.

İKİSİ DE ORTAĞI İÇİN ENDİŞELİ
Bu açıklama, Amerikan başkanının başka bir ülkenin seçimlerine yönelik olağan diplomatik desteğin ötesine geçen bir siyasi müdahalesi olarak yorumlanabilir. Trump açısından Netanyahu, İran'a yönelik sert güvenlik politikalarının uygulanmasında önemli bir ortak. İsrail'de hükümet değişikliğinin Washington'un Ortadoğu stratejisini zorlaştırabileceği değerlendiriliyor. Ancak Trump'ın desteği yalnızca askerî hesaplarla açıklanamaz. ABD'deki İsrail yanlısı seçmen grupları, siyasi bağışçılar ve Kongre üzerindeki etkili lobi ağları da bu ilişkinin Amerikan iç siyaseti bakımından önemini artırıyor.
AIPAC VE İSRAİL LOBİSİNİN GÜCÜ
Washington'da İsrail politikasını etkileyen en önemli kuruluşlardan biri, Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi AIPAC... Kongre üyeleri ve siyasi adaylarla yürüttüğü çalışmaların yanı sıra seçim finansmanı üzerindeki etkisiyle de öne çıkan AIPAC ile bağlantılı United Democracy Project 2025 başından 31 Ağustos 2026'ya kadar yaklaşık 109,7 milyon dolar gelir elde etti. Bunun 53,4 milyonu bağımsız seçim harcamalarından oluştu. Bu rakamlar İsrail yanlısı siyasi finansman ağının Amerikan seçimlerinde ne kadar etkili olabildiğini gösteriyor. AIPAC, yalnızca Cumhuriyetçileri değil, İsrail'e güçlü destek veren Demokrat adayları da destekliyor. İsrail politikalarını sert biçimde eleştiren bazı adaylar ise yüksek bütçeli karşı kampanyalarla mücadele etmek zorunda kalıyor.

İRAN SAVAŞI SANDIĞI DA ETKİLEYECEK
İran'a yönelik yeni askerî operasyon ihtimalinin gündemde tutulması, Trump'ın sert dış politika mesajlarını güçlendirebilir. Fakat savaşın genişlemesi durumunda ekonomik ve askerî maliyetler de yükselebilir. Bu nedenle Trump'ın 3 Kasım öncesinde İran'a karşı yeni ve büyük ölçekli bir askerî harekâta girişmesinin siyasi riskleri bulunuyor.
ÜÇÜNCÜ AZİL TEHDİDİ KAPIDA
Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanması durumunda Trump hakkında üçüncü bir azil süreci başlatılması anayasal olarak mümkün. Trump, 2019 ve 2021 yıllarında iki kez azil suçlamasıyla karşı karşıya kalmış, ancak Senato tarafından mahkûm edilmemişti. ABD Anayasası'na göre Temsilciler Meclisi basit çoğunlukla azil suçlamalarını kabul edebiliyor. Başkanın görevden alınması için ise Senato'da hazır bulunan üyelerin üçte ikisinin mahkûmiyet yönünde oy kullanması gerekiyor. Demokratlar çoğunluğu kazanırsa İran savaşının hukuki dayanakları, başkanlık yetkilerinin kullanılması ve federal harcamalar konusunda kapsamlı Kongre soruşturmaları başlatabilir.
Ancak Demokrat lider Hakeem Jeffries'in açıklamaları, partinin ilk önceliğinin hayat pahalılığı, sağlık politikaları ve yönetim üzerindeki denetimin güçlendirilmesi olacağını gösteriyor. Dolayısıyla Trump'ın seçim yenilgisi otomatik olarak azil anlamına gelmiyor. Bununla birlikte Demokratların çoğunluğu ele geçirmesi, Beyaz Saray açısından ciddi bir siyasi baskı döneminin başlamasına neden olabilir.

EKONOMİ ALARM VERİYOR
Trump'ın 3 Kasım seçimlerini kazanmak için izlediği stratejinin merkezinde göçmenlik, sınır güvenliği, suçla mücadele, ulusal güvenlik ve Demokratlara yönelik sert siyasi söylem bulunuyor. Trump ayrıca İran karşısındaki askerî politikasını Amerikan ulusal güvenliğinin korunması açısından önemli bir başarı olarak sunuyor. Ancak bu stratejinin karşısındaki en önemli sorun ekonomi... Artan benzin, gıda, sağlık ve konut giderleri Amerikan seçmeninin öncelikleri arasında.
Netanyahu'nun 27 Ekim'deki siyasi geleceği ile Trump'ın 3 Kasım'daki Kongre sınavı artık aynı Ortadoğu krizinin gölgesinde şekilleniyor. Netanyahu İsrail'de kazanabilir. Ancak Trump'ın bu ittifaka verdiği güçlü desteğin Amerikan seçmeninde nasıl karşılık bulacağı belirsiz. Eğer Demokratlar Kongre'yi ele geçirirse Trump, ikinci döneminin kalan iki yılında hem sert Kongre soruşturmalarıyla hem de yeni bir azil tartışmasıyla karşı karşıya kalabilir. Washington'daki kritik soru artık şu: Trump, Netanyahu'ya siyasi destek verirken kendi başkanlığının hareket alanını mı daraltıyor?
ANKETLERDE DEMOKRATLAR ÖNDE
REUTERS/IPSOS'un 19 Ekim'de yayımladığı kamuoyu araştırması, Cumhuriyetçiler açısından ciddi bir uyarı niteliğinde. Trump'ın görev onayı yüzde 31'e kadar geriledi. Kongre seçimlerinde Demokratlara oy vereceğini belirtenlerin oranı yüzde 47, Cumhuriyetçilere destek verenlerin oranı ise yüzde 35 düzeyinde. Başka bir anket ortalaması olan Track the Vote'un 20 Ekim verileri de Demokratları yüzde 49,9, Cumhuriyetçileri yüzde 40,7 gösteriyor. Bu sonuçlar Demokratların ulusal düzeyde belirgin bir avantaj yakaladığını ortaya koyuyor.