ABD'de Katolik Kilisesi, onlarca yıldır peşini bırakmayan çocuklara yönelik cinsel istismar skandalları nedeniyle tarihinin en ağır hesaplaşmalarından biriyle karşı karşıya. New York Katolik Başpiskoposluğu, aralarında rahiplerin de bulunduğu kilise mensupları tarafından cinsel istismara uğradıklarını belirten yaklaşık bin 300 kişiye 800 milyon dolarlık tazminat ödemeyi kabul etti. Amerikan tarihinin en büyük ikinci Katolik başpiskoposluk istismar uzlaşması olarak kayıtlara geçmesi beklenen anlaşma, yalnızca mağdurların tazminat mücadelesinde değil, Vatikan'ın ABD'deki kurumsal güvenilirliği açısından da önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

YEDİ YILLIK HUKUK MÜCADELESİ
ABD'nin en önemli Katolik kurumlarından New York Başpiskoposluğu, yıllardır devam eden cinsel istismar davalarını sona erdirmek amacıyla mağdurların avukatlarıyla tarihi bir uzlaşmaya vardı. 24 Ekim'de açıklanan anlaşma, yaklaşık 1.300 kişinin açtığı davaları kapsıyor. Tarafların anlaşmayı kasım ayının ilk haftasında resmen imzalaması bekleniyor. New York Times, Reuters ve Associated Press'in haberlerine göre her mağdura en az 250 bin dolarlık toplu ödeme seçeneği sunulacak. İstismarın boyutu ve mağdurlar üzerindeki etkisi dikkate alınarak yapılacak bireysel değerlendirmelerde tazminat miktarı daha da yükselebilecek. Mağdurların tamamının anlaşma koşullarını kabul etmesi, yedi yılı aşkın hukuk mücadelesinin en önemli aşamalarından birinin tamamlandığını gösteriyor. Bununla birlikte anlaşmanın hukuken kesinleşmesi için imzaların atılması gerekiyor.

GEÇMİŞ AÇIKLIĞA KAVUŞMALI
New York Başpiskoposu Ronald Hicks, rahiplere gönderdiği mesajda anlaşmanın mağdurların iyileşmesine ve uzlaşma sürecine katkıda bulunmasını umduğunu açıkladı. Ancak Amerikan kamuoyunda tartışmalar yalnızca ödenecek tazminatlarla sınırlı değil. Kilisenin onlarca yıl boyunca istismar iddialarına nasıl yaklaştığı, suçlamalar karşısında yöneticilerin hangi kararları aldığı ve kurumsal sorumluluğun ne ölçüde yerine getirildiği de sorgulanıyor. Mağdurların avukatlarından Jeff Anderson ise anlaşmayı, adalet arayışında önemli bir gelişme olarak nitelendirdi. Anderson'ın temsil ettiği yüzlerce kişi, yıllarca süren hukuk mücadelelerinde kilisenin geçmişteki uygulamalarının açıklığa kavuşturulmasını da talep etti.

RAHİPLERİN DOSYALARI AÇILACAK
Uzlaşmanın en önemli boyutlarından biri de kilisenin geçmişteki istismar iddialarına ilişkin belgelerin kamuoyuna açıklanmasını öngörmesi. Reuters'ın aktardığına göre başpiskoposluk, istismarla suçlanan kilise mensuplarına ilişkin belgeleri yayımlamayı kabul etti. Mağdurların avukatları ayrıca suçlamalara konu olan din görevlilerinin listesinin güncel tutulacağını bildirdi. Bu gelişme, mali tazminatın ötesinde kurumsal şeffaflık açısından önem taşıyor. Çünkü ABD'deki kilise skandallarında en ağır eleştirilerden biri, istismar iddialarının yıllarca gizlendiği ve suçlanan bazı rahiplerin başka bölgelere gönderildiği yönündeydi. Mağdurlar açısından amaç yalnızca tazminat almak değil, benzer istismarların tekrar yaşanmasını önleyecek bir hesap verebilirlik mekanizmasının oluşturulması.

YASA ÇIKTI LAĞIM PATLADI
Son anlaşmanın ortaya çıkmasında 2019 yılında New York eyaletinde yürürlüğe giren Çocuk Mağdurlar Yasası (Child Victims Act) belirleyici rol oynadı. Yasa, çocukluklarında cinsel istismara uğrayan kişilerin yıllar önce yaşanan olaylar nedeniyle hukuk mücadelesi başlatabilmesine imkân tanıdı. Geçici başvuru süresi içinde daha önce zamanaşımı engeliyle karşılaşan mağdurlar, istismarla suçladıkları kişiler ve onları koruduklarını ileri sürdükleri kurumlar hakkında dava açabildi. Böylece onlarca yıllık suçlamalar yeniden yargının gündemine taşındı. New York Başpiskoposluğu aleyhindeki yaklaşık 1.300 başvurunun kapsamlı bir anlaşmaya dönüşmesinde de bu hukuki değişiklik etkili oldu.
SKANDALIN MERKEZİ BOSTON'DU
Katolik Kilisesi'ndeki cinsel istismar skandallarının Amerikan kamuoyunda geniş biçimde tartışılmaya başlanması, 2002 yılında Boston Globe gazetesinin araştırmalarıyla gerçekleşti. Gazetenin Spotlight araştırma ekibi, bazı rahiplerin çocuklara yönelik istismar iddialarına rağmen görevlerini sürdürdüğünü, kilise yöneticilerinin ise suçlamalardan haberdar oldukları halde gerekli önlemleri almadığını ortaya çıkardı. Araştırmalar, bazı rahiplerin başka kiliselere tayin edilerek görevlerine devam etmelerinin önünün açıldığını gösterdi. Bu yayınlar Amerikan basın tarihinin en önemli araştırmacı gazetecilik çalışmalarından biri kabul edildi ve Boston Globe'a 2003 yılında Pulitzer Kamu Hizmeti Ödülü kazandırdı. Skandalın ardından Katolik Kilisesi yalnızca ABD'de değil, dünyanın farklı ülkelerinde de benzer iddialar, soruşturmalar ve kurumsal reform talepleriyle karşı karşıya kaldı.
LOS ANGELES'TAN SONRA EN BÜYÜK ANLAŞMA
New York'taki 800 milyon dolarlık uzlaşma, ABD'de bir Katolik başpiskoposluğun taraf olduğu en büyük ikinci cinsel istismar tazminat anlaşması niteliğinde.
Haziran 2026'da San Francisco Başpiskoposluğu da yaklaşık 530 kişiyi ilgilendiren davalarda 395 milyon dolarlık anlaşmaya vardı.
İlk sırada, 2024 yılında yaklaşık 1.000 mağdura 880 milyon dolar ödemeyi kabul eden Los Angeles Başpiskoposluğu bulunuyor.
New Orleans Başpiskoposluğu'nun mağdurlara en az 230 milyon dolar ödemesini öngören uzlaşma ise Aralık 2025'te federal mahkeme tarafından onaylandı.