Doğru fiziksel aktivite ve iyi egzersiz planı yaparak birçok kanserden korunabilirsiniz. Bugün iyi araştırmalar düzenli aktivite yapmanın tüm kanserlerden yüzde 40 oranında korunabileceğimizi bize gösteriyor. Mesela hiç aktivite yapmıyorken artık düzenli yapmaya başladığınızda meme kanseri riskini yüzde 75, kolon kanseri riskini de yüzde 25 kadar azaltabiliyorsunuz. Bu bir mucize aslında. Düşünsenize ülkemizde kadınlarda en sık görülen meme kanserinden sadece yürüyerek korunma şansınız çok yüksek.
Peki nasıl bir mekanizma ile egzersiz yapıldığında kanser koruyucu mekanizmalar vücudumuzda oluşuyor derseniz yanıtı çok net diyebilirim. Aerobik ve dayanıklılık egzersizlerini düzenli yaptığınızda; östrojen, insüline benzer büyüme faktörü ve insülin düzeyi dengelenerek, kas ve kanser hücresi arası iletişim sağlanıyor. Bu da inflamasyonu azaltarak, bağışıklık sistemini güçlendirerek, kanserli hücreyi detoksifiye ederek, safra asitlerinin metabolizmasını değiştirerek birçok kanser türünden sizi koruyor.
EGZERSİZLER, HANGİ KANSERDEN NE KADAR KORUYOR?
Haftada en az 300 dakika orta yoğunluklu aerobik egzersizler veya 100 dakika yoğun aerobik aktiviteye ek olarak haftanın iki günü de kas dayanıklılığını artıran aktiviteler planladığınızda aşağıdaki kanser riskini ciddi oranlarda riski azaltabilirsiniz.
HAZIMSIZLIK VE KABIZLIĞA ÇÖZÜM KAHVE
Kahve içmeniz için bir neden daha var diyebilirim. Hazımsızlık sorunu yaşıyor ve sindirim tembelliğiniz varsa kahve bu sıkıntıların giderilmesinde en yararlı içeceklerden biri olduğunu unutmamak gerekiyor. Peki nasıl içeceğiz kahveyi? Güne aç karına kahvenize biraz Hindistancevizi yağı ekleyerek başlayın.
Böylece bağırsak mikrobiyotasında bifidobakterler dediğimiz bağırsakların hareketlerini arttıran iyi bakterilerin artmasını sağlarsınız. Bağırsağın hareketlerini de arttırır. Ve bağırsak tembelliği de yaşamazsınız. Uzun süre tok kalmak için az sütlü kahve yeterlidir. Aç hissettiğiniz anda çeyrek su bardağı sütle kahvenizi hazırlayın. Kahve sindirim sisteminden tokluk sağlayan kolesistokinin hormonu salgılanmasını da arttırır. Açlığınız ortadan kalkar ve daha uzun süre tok kalırsınız.
Hazımsızlığınız varsa tarçınlı kahve hazırlayın. 1 su bardağı filtre kahvenize 1 adet rulo tarçın atın 2-3 dakika bekletip için. Tarçınlı kahve sindirim sisteminden salgılanan gastrin üretimini artırır. Hidroklorik asidin fazla salgılanmasını sağlar. Böylece yiyeceklerin daha kolay hazmedilmesini kolaylaştırır. Ayrıca kolesistokinin hem daha çok tok kalmayı uyarır hem de safra üretimini arttırarak sindirim sistemini rahatlatır.
4 Haftada 4 kere en az 75 dakika orta yoğunluklu yürüyüşe ya da 30 dakika tempolu koşuya zaman ayırın.
5 Bu aerobik aktiviteye ek olarak haftada iki kere kendi vücut ağırlığınızda ya da hafif ağırlıklarla antrenman yapmaya özen gösterin.
ÖNEMLİ İKİ NOT
D VİTAMİNİ KONUSUNDA YEPYENİ BİLGİLER
Son araştırmalar D vitamini düzeyinin oldukça önemli olduğunun altını bir kere daha çiziyor. Ancak bahsedildiği gibi 80, 100 ng/ml gibi birimler değil.
D vitaminin yaşam boyu olması gereken optimal miktarın 30-50 ng/ml olmasının yeterli olduğunu açıklamakta yarar görüyorum. Çünkü yepyeni araştırmalar sonucunda D vitamini kan düzeyinin daha yüksek olmasının daha iyi olduğunun doğru olmadığı belirtilmektedir. Mesela D vitamini serumda 88 ng/ mI çıktığında hiperkalsiüri gelişebilir.
D vitamini takibi için serum 25 (OH) D düzeyine bakılmalıdır.
Bu düzeyin devamlılığı için günlük optimal D vitamini 1000-2000 IU eş değeri D vitamini takviyesi yeterlidir.
Günlük güvenli D vitamini üst sınırı da 4000 IU'dir.
BAZI HATIRLATMALAR
D VİTAMİNİ VE K2 VİTAMİNİ ARASINDAKİ İLİŞKİ
Eğer K2 vitamininden yeterli ya da zengin besleniyorsanız D vitaminini K2 ile birlikte formunu kullanmak zorunda değilsiniz. K1 vitamini yeşil yapraklı sebzelerde varken K2 vitamini süt ürünleri, fermente besinler ve hayvansal besinlerde mevcuttur. Peynir, tavuk, tereyağı, yağsız kırmızı etler, yumurta sarısı ve somon balığı K 2 vitamininden zengindir. D vitamini toksisitesi mevcutsa K vitamini kan damarı kireçlenmesinin önlenmesine yardımcı olabilir. Dediğim gibi hiçbir literatürde D vitaminini mutlaka K2 formu olanı ile beraber alın dememektedir.