Türk voleybolunda ilk Filenin Sultanları arasında yer alan Aysun Ayhan, 31 yaşında kariyerinin zirvesindeyken voleybolu bırakıp başını örtme kararı aldı. Daha sakin bir hayatı seçerek gözlerden kayboldu. Yıllar sonra Voleybol Milli Takımımız'ın maçını izlemek için geçen hafta Sinan Erdem Spor Salonu'na gelişi olay oldu. 2008 bu kararı nasıl almıştı, sonrasında neler yaşadı? Bizi ailesiyle evinde ağırlayan Aysun Ayhan ile geride kalan yılları, evliliğini ve sonrasında yaşadıklarını konuştuk.
- Kariyerinizi hatırlatarak başlayalım isterim...
- Fenerbahçe'nin altyapısında 12 yaşında başladım. Hatta o zaman Üsküdar Lisesi'nden seçilmiştim. Rahmetli Cemil Karahan vardı. Çok kıymetli bir antrenörümüzdü.
Beni o seçti. 1996 yılında Ankara'ya, VakıfBank'a transfer oldum. O zaman kulüp Ankara'daydı.
- Her şey VakıfBank ile başladı yani...
- Orada dört sene oynadım. Sonra VakıfBank ile Güneş Sigorta birleşti. 2000 yılında İstanbul'a geldik. VakıfBank Güneş Sigorta Spor Kulübü olarak devam ettik. Sekiz sene oynadım. Ondan sonra da ayrılık kararı verdim.
- Nasıl bir ayrılık kararı oldu?
- Beni bilenler, tanıyanlar bilir. Yakın arkadaşlarıma hep, "Voleybolu bırakınca örtüneceğim, namazlarımı aksatmayacağım" derdim. Hatta son iki sene namaz kılarak oynadım. Havaalanında bazen hacı teyzelerle karşılaşırdım. (Gülüyor) İçimde hep vardı. Çok şükür Rabbime, niyetler...
- Kararı aldığınızda ailenize danıştınız mı?
- Hayır, kimseye danışmadım. Tamamen kendi kararımdı. Nalan Ural ablam çok üzüldü. (Hüzünleniyor) Gerçekten çok üzülmüştü. Şimdi ona hak veriyorum. O anda tabii ki benim inancım ağır bastığı için başka hiçbir şey görmüyordum.
- Bir de doymuşluk yok muydu? Çok başarılı bir kariyer inşa etmişsiniz.
- Daha oynayabilirdim. Daha 31 yaşındaydım. İnsanlar kaç yaşına kadar oynuyor. Ameliyatlık bir sakatlığım olmadı. Aşillerim ağrıyordu. Bu da herhalde performansınızla alakalı. Özel hayatıma çok dikkat ederdim. Vitaminlerime, uykuma dikkat ederdim. Mesela ben yediden sonra hiçbir şey yemezdim.
'YALNIZ DEĞİLSİN' MESAJI KIYMETLİ
- Tekrar bıraktığınız güne dönmek istiyorum. O gün neler yaşandı?
- Telefonum hiç susmuyordu. Radyo gibi, sürekli çalıyordu. Kimseye cevap vermedim. Sonra Gençlik Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay'ın arayacağı iletildi. Dönemin Başbakanı, şu an Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın selamlarını iletti, sağ olsun. O zaman AK Parti'ye kapatma davası falan da vardı. "Bir ihtiyaçları varsa biz her zaman yanındayız, kendini yalnız hissetmesin" demiş. Teşekkür ettim. Bir isteğim elbete olmadı. Ama kadar tepkinin arasında gelen o telefon, benim için çok kıymetliydi.
"UĞUR DÜNDAR, ANNEMİ ÇOK AĞLATTI"
- Bırakma kararınızın ardından Uğur Dündar bir haber yapmıştı.
- Hiç unutmuyorum. Annemle oturuyorduk yan yana. Annem başladı ağlamaya. "Anne, niye ağlıyorsun?" Ben gülüyorum, annem ağlıyor. Tüm ailem 'kara çarşaflı'ymış! Bu 'kara' ifadesi ona ait, bana değil. Bizim ailemizden bir tane çarşaflı yok.
"Anne, böyle bir şey yok ki. Niye ağlıyorsun?" dedim. Ben kula bir şey anlatamam ki! Allah biliyor mu? Biliyor. Bitti.
ZEYNEP ARTIK ECZACIBAŞI'NA EMANET
- Eşinizle nasıl tanıştınız? Yollarınız nasıl kesişti?
- İhsan Ayhan: Diyarbakır'daki bir üniversite maçında.
- Aysun Ayhan: O maçta ben çok iyi oynamıştım.
- İhsan Ayhan: Maçı izlemeye gelmiştim. Öğrenci temsilcisiydim orada. Hayatımda ilk gittiğim voleybol maçı oydu. Üniversitenin takımlarında da oynuyordum ama hiç maç izlemeye gitmemiştim.
- Üç çocuk annesi olarak çocuklarınızı anlatın bize desek...
- Aysun Ayhan: Muhammed Mirza futbola çok yetenekli. Benim gibi oyunu çok iyi okuyor. Bir sporcu olarak ondaki yeteneğin farkındayım.
Ama Türk sporundaki altyapı sorunları nedeniyle soğudu, biz de soğuduk. Babasına yardımcı oluyor. Meryem Elif'in koçluğunu babası yapıyor. Onun dereceleri olduğu için sağ olsun, okul açılınca başlayacaklar üniversite yolunda maratona başlayacaklar. Zeynep'in zaten hiç vakti kalmayacak. Okuldan gel, antrenmana git, dön, gel, yemeğini ye, yat. Zeynep'ten yırttım işte! Kızlar bende, ben de diyorum eşime, "Mirza sende."
- Zeynep şanslı sanki. Evde bir antrenör var, böyle bir lüksü kimsenin yok ki.
- Evet ama ben karışmıyorum. Ben Zeynep'i Eczacıbaşı kulübünün altyapısında Hüseyin Doğanyüz'e emanet ettim. "Eti senin, kemiği benim" dedim. Hüseyin abinin tecrübesine çok güveniyorum. "Senindir, en iyi şekilde yetiştireceksindir" dedim. Ben hiç karışmıyorum yine.
İSTİFA EDİYORUM ANNELİKTEN!
- Üç tane evlat getirdiniz dünyaya. Bu devirde anne olmak kolay mı?
- İnanın zor. Onlar da biliyorlar. Bazen "İstifa ediyorum annelikten" diyorum.
(Çocukların nasıl güldüklerini görmelisiniz.) - Böyle bir hakkınız var mı?
- Yokmuş işte! Yani bence dünyanın en zor işi ne olursa olsun annelik. Voleybol oynarken şikâyet ediyorduk, "Dinlenemiyoruz, çok yoruluyoruz" diyorduk. Şimdi diyorum ki, ben oynarken dinleniyormuşum, kendime vakit ayırabiliyormuşum. Şaka bir yana tabii ki onlardan da, eşim İhsan Ayhan'dan da Allah razı olsun. Gurur duyuyorum hepsiyle.
ÜLKEMİZE BİR MADALYA DAHA GELİYOR
- Yıllar sonra tekrar salonda olmak ama sahada olamamak neler hissettirdi?
- Sahada olmamak tabii ki... (Sesi hüzünleniyor) İlk Filenin Sultanları'ydık biz. 2003... Hatta biz soyunma odasında "Ya biz mi oynasak, biz mi çıksak?" dedik. Öyle bir heyecan yaptık kızlarla. Orada bizim zamanımızdan küçük enstantaneler de oldu. Kızlarla bayağı eğlendik. Soyunma odamız çok güzeldi. "Bunca zaman sonra gelsem mi, gelmesem mi?" diye tereddüt ettiğimi söyledim. İnanın çok içten söyledim aslında. Çünkü benimle yaşayanlar biliyorlar. Çocuklar da "Anne, biz seni hiç öyle görmedik. Hadi bir görelim" dediler. İyi ki gitmişim. Ertesi gün 2003 oyuncular grubumuza mesaj attım. "Çok güzeldi orada olmak, sizlerle olmak çok güzeldi. Gençliğim, küçüklüğüm, bütün hayatım sizlerle geçmiş. Çok güzeldi" dedim. Onlar da "İyi ki geldin. Bize çok iyi geldin" dediler. Sağ olsunlar. Başkanımız Mehmet Akif Üstündağ'a da organizasyon için çok teşekkür ederim.
EDA ERDEM TAKIMI GÜZEL TOPARLIYOR
- Milli Takımımızı televizyonda izlerken neler hissediyorsunuz? Final oynayacak mıyız?
- Bu röportajı perşembe günü yapıyoruz. Akşam Almanya'yı geçeriz. (Almanya'yı geçtik) Bence finale çıkacaklar. Eda Erdem de katıldı zaten.
- Bu takımdan en çok kimi beğeniyorsunuz?
- Vallahi takımda bizden kalan bir Eda'dır zaten. Hani baktığında hep bana diyorlar ya, "Eda'ya bayrağı verdi, tek ayak" falan diye. Eda güzel toparlıyor takımı. Vargas da tabii ki doğal olarak iyi bir oyuncu. Onu da beğeniyoruz. Takımın genel olarak havası iyi zaten. Oyuncular iyiler. Bence final oynarız. İnşallah finali de alırsak güzel olur. Ülkemize bir madalya daha gelir, güzel olur.
"ANNEMİN MAÇLARINI İZLİYORUM VURDUĞU TOPA KAMERA YETİŞEMİYOR"
- Annenin eski maçlarını izliyor musun?
- Zeynep Dila: İzliyorum tabii ama o zamanın kalitesi şimdiki teknolojinin kalitesiyle aynı değil. Annemin vurduğu topa kamera yetişemiyor. "Senin vurduğun topu göremiyorum ki anne, ne kadar hızlısın" diyorum.
- Evde "Tek ayak Aysun" diye bir efsane var ama sen Vargas hayranısın.
- Zeynep Dila: Vargas'ı seviyorum ama VakıfBank'taki favori oyuncum Marina Markova.
- Peki annenden tek ayağı öğrendin mi?
- Zeynep Dila: Aynen, öğrendim. Annem biraz gösterdi.
- Aysun Ayhan: Biraz biliyor, yapabiliyor gibi. Bakalım, bilmiyorum. Nasip. Bir de futbola meraklı, yetenekli Muhammed Mirza'mız var. Aslında çok güzel futbol oynuyordu ama nasip... Anadolu İmam Hatip Lisesi'ne gidiyor. İngilizce projede okuyor şu an.
- Zeynep Dila, "Tek ayak Aysun" olabilir mi?
- Aysun Ayhan: Gördüğünüz gibi Vargas'ı, Markova'yı beğeniyor. Bir de orta oyuncu olarak beni beğeniyor.
Artık bilmiyorum ne olacağız. Komple bir oyuncu olabilir mesela. Tek ayak yapan bir 4 numara olabilir. Niye olmasın yani? Ben öyle söylüyorum. Diyorum ki, "Senin kaçışın yok. Tek ayaktan her şeyi öğreneceksin. Çalışacağız, çok çalışacağız.
- Annen sana gösterdi mi tek ayağı? Yapabiliyor musun?
- Zeynep Dila: Evet. Biraz yapabiliyorum.
- Aysun Ayhan: Daha antrenmanlar yeni başladı, bir sene geçmesi lazım. Bir de yetenek öyle bir şey ki hemen fark ediliyor.