"Görenler gözlerine inanamıyor ama burası İsviçre değil Türkiye! En yakın yerleşim yerine tam 50 kilometre uzaklıkta, sit alanı olduğu için çivi bile çakılamayan o gizli yayladan, Karadeniz'in durgun suyuyla meşhur saklı koyuna kadar 'mutlaka görülmesi gereken' 5 yer açıklandı. Popüler yerlerin gürültüsü yerine sakinlik arayanların rotasını değiştirecek o köyleri görmeden tatil planı yapmayın!
Popüler tatil beldelerinin kalabalığından yoruldunuz mu? Eğer cevabınız "evet" ise, rotanızı kalabalık plajlardan sakin köylere çevirme vakti gelmiş demektir. Türkiye'nin dört bir yanına dağılmış, her biri ayrı bir hikâye anlatan bu gizli kalmış duraklar; mistik atmosferleri, tarihi dokuları ve göz açan doğalarıyla sizi bekliyor. İşte valizinizi hazırlatacak o özel rotalar…
1. BULUTLARIN ÜZERİNDEKİ MASAL: POKUT YAYLASI (RİZE)
Eğer "tersine" gitmekten kastınız gökyüzüne yaklaşmaksa, Pokut Yaylası sizin için son durak demektir. Çamlıhemşin'in 2050 metre rakımında yer alan bu yayla, Karadeniz'in o meşhur bulut denizi manzarasını en iyi izleyebileceğiniz yerlerden biri.
Pokut'un en büyük farkı, ahşap mimarisinin orijinalliğini koruması ve etrafını saran dik yamaçların arasından bir ada gibi yükselmesi.
2. FIRAT'IN KADİM KOMŞUSU: BELKIS KÖYÜ (GAZİANTEP)
Gaziantep'in Nizip ilçesinde, Fırat Nehri'nin hemen kıyısında yer alan Belkıs Köyü, dünya mirası Zeugma Antik Kenti'ne ev sahipliği yapıyor. Dillere destan mozaiklerin çıktığı bu topraklar, mühür baskı (bulla) rekorlarıyla arkeoloji dünyasında eşsiz bir yere sahip. Bir Güneydoğu turu planlıyorsanız, Fırat'ın serinliğini Belkıs'ın tarihiyle buluşturun.
3. BULUTLARIN ÜZERİNDEKİ GİZLİ BAHÇE: GÖLYANI YAYLASI (GİRESUN)
Giresun'un Yağlıdere ilçesinde, en yakın yerleşim yerine 50 km uzaklıkta, tamamen çam ormanlarıyla izole edilmiş bir cennet düşünün.
Gölyanı Yaylası, doğal gölü ve sit alanı olması sayesinde korunan tamamen ahşap evleriyle masalsı bir görünüme sahip
Yaprak kıpırdamayan durgun suyu, mavi ve yeşilin iç içe geçtiği manzarasıyla adeta bir tabloyu andırıyor. Tesisleşmenin olmadığı bu koyda yüzerken size ördeklerin eşlik etmesine şaşırmayın; burası doğanın en saf hali.
5. MOR BİR RÜYA: KUYUCAK KÖYÜ (ISPARTA)
Burdur Gölü manzarasına karşı, uçsuz bucaksız mor bir denizde kaybolmak ister misiniz? Isparta'nın Kuyucak Köyü, mis gibi yayılan lavanta kokusuyla sizi daha girişte karşılıyor.
Bu görsel şöleni kaçırmamak için gezinizi Haziran sonu ile Temmuz ortası arasına planlamanız gerekiyor. Fotoğraf karelerinizi lavanta tarlalarıyla süslemek için en doğru zaman bu!
Yüzyıllardır korunan kültürel mirası, doğayla iç içe geçmiş geleneksel yapısı ve turizmdeki sürdürülebilir başarılarıyla bu kadim yerleşim yeri, şimdi dünya klasmanında zirveye göz dikti.
Adatepe'nin kaderi 1980'li yıllarda değişmeye başladı. Nüfus mübadelesi sonrası Girit'ten gelen Türklerin yerleştiği köy, 1980'lerde sanatçılar ve mimarlar tarafından keşfedilerek restorasyon sürecine adım attı.
1989 MİLADI: Köyün sit alanı ilan edilmesi ile birlikte özgün mimari koruma altına alındı.
MİMARİ DOKU: 19. yüzyıl Osmanlı-Rum mimarisini yansıtan taş evler, avlular ve Arnavut kaldırımlı sokaklar günümüze kadar bozulmadan ulaşmayı başardı.
Antik kaynaklarda "Gargaros" adıyla anılan köy; Truva, Pers, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden derin izler taşıyor. Adatepe'nin girişinde nöbet tutan ve uçsuz bucaksız bir Ege manzarası sunan Zeus Altarı, asırlık tarihi camisi ve kültürün simgesi haline gelen Taş Mektep, ziyaretçilerine adeta bir zaman makinesindeymiş hissi yaşatıyor.
Kaymakçı, özellikle Fatih Sultan Mehmet döneminden bu yana kesintisiz süregelen yerleşim düzeninin, Adatepe'yi sadece bir köy değil, yaşayan bir tarih hazinesi kıldığını vurguluyor.
Ayvacık Kaymakamı Mustafa Karaali, Adatepe'nin adaylığının kırsal kalkınma ve kültürel turizm hedeflerinin doğruluğunu kanıtladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
'Adatepe'nin bir açık hava müzesi zarafetiyle bugüne ulaşması devletimizin korumacı politikaları ve yerel halkın bağlılığının sonucudur. Bu sürecin dünyanın en iyi turizm köyü seçilmesiyle taçlanmasını temenni ediyoruz.'