Sevgi, büyük sözlerle değil küçük işlerle anlaşılır. İnsanlar genelde "Seni seviyorum" demesini bekler. Oysa en sağlam sevgi, o üç kelimeyi hiç söylemeden yaşanan sevgidir. Bir kadın sabah işe giderken kocasının termosuna sıcak çay koyuyorsa, o çay "seni seviyorum"dur. Bir adam eşinin ayakkabı bağcığını fark edip eğilip bağlıyorsa, o da sevgidir. Çocuk annesine "seni seviyorum" demese bile, annesinin elini tutup bırakmıyorsa, o çocuk seviyor demektir.
Sevildiğimizi anlamanın en net yolu şudur: O insan seni düşünmeden, otomatik olarak senin iyiliğini kolluyorsa, sevilmişsindir. Zorla değil, alışkanlık gibi. Su içmek gibi, nefes almak gibi. Zaman ayırmak: En net işaret zaman, paranın bile satın alamadığı şeydir. Bir insan sana vakit ayırıyorsa, seni seviyor demektir. "Şimdi meşgulüm" demeden dinliyorsa, senin dertlerini yarım yamalak değil de sonuna kadar dinliyorsa, o zaman gerçektir. Bazen insanlar "ben seni seviyorum ama vaktim yok" der. Bu, sevginin yarım kaldığı yerdir. Çünkü sevgi, vakit ister. Hastalandığında yanına gelmesi, işten erken çıkıp sana morali bozukken yemek yapması, seninle sessizce oturup hiçbir şey konuşmadan yan yana kalabilmesi...
SEVGİ DİKKAT İSTER
Bunlar "seni seviyorum"dan daha ağır basar. Karşı tarafın seninle vakit geçirmeyi tercih etmesi önemlidir. "Başka işlerim var ama seni seçtim" demesi, sevginin en net kanıtıdır. Tersi de geçerli: Seninle vakit geçirmeyi sürekli erteleyen, "sonra bakarız" diyen kişi, seni ikinci plana koyuyordur. Sevgi ikinci plana konmaz. Küçük detayları hatırlamak sevildiğini anlamanın en tatlı yollarından biri, karşı tarafın senin küçük şeylerini hatırlamasıdır. "Kahveni şekersiz içersin", "Şu marka çikolatayı seviyorsun", "Annenin doğum günü yarın", "O gün otobüste üşümüştün" ...
Bunları hatırlayan insan, seni aklında tutuyor demektir. İnsan aklında tuttuğu şeyi sever. Unuttuğu şeyi de sevmez demek yanlış olur ama, önemsemiyordur. Bir insan senin en sevdiğin yemeği, en sinirlendiğin konuyu, en korktuğun şeyi biliyorsa ve buna göre davranıyorsa, seni gerçekten tanıyor ve seviyor demektir. Bu detaylar, "seni seviyorum" demekten daha zor öğrenilir. Çünkü dikkat ister. Sevgi, dikkat ister.
KEYİFLİ GÜNLERDE HERKES YANINDA OLUR
Sevgi, insanı değiştirir. Ama zorla değil, isteyerek. Bir insan senin için kötü alışkanlığını bırakıyorsa, senin canın sıkıldığı konulara dikkat ediyorsa, senin ailenle daha iyi geçinmek için çaba gösteriyorsa... İşte orada sevgi vardır. Tersini de düşün. "Ben böyleyim, değişmem" diyen kişi, seni olduğu gibi kabul ediyor olabilir ama, senin için zahmete girmiyorsa, sevgi eksik kalır. Sevgi, zahmet ister. Kolay olanı değil, senin için zor olanı yapan kişi, seni seviyor demektir. Örneğin: Gece geç yatan biri, sen erken yatıyorsun diye uyku düzenini değiştirmeye çalışıyorsa...
Bunlar büyük fedakarlıklar gibi görünmeyebilir ama, aslında çok büyüktür. Çünkü insan kendi rahatını bozuyordur. Sevginin en net testi, zor zamandır. Keyifli günlerde herkes yanında olur. Para varken, sağlık varken, işler yolundayken herkes "seni seviyorum" der. Asıl mesele, hastalıkta, işsizlikte, üzüntüde, başarısızlıkta kim yanında kalıyor. Hastalandığında "geçmiş olsun" deyip geçenlerle, "ben geleyim, ne lazım" diyenler arasındaki fark, sevgi farkıdır.
SENİ SEVEN MUTLULUĞUNLA MUTLU OLUR
Sevgi, kör değildir. Seni olduğu gibi kabul eder ama, seni daha iyi hale getirmek ister. Bu yüzden, seven insan bazen eleştirir. Ama eleştirisi, seni küçük düşürmek için değil, seni yükseltmek içindir. "Sen böyle yapıyorsun, yanlış" diyenle, "Senin daha iyisini yapabileceğini biliyorum, hadi bakalım" diyen arasında dağlar kadar fark vardır. Seven insan, seni başkalarının yanında utandırmaz. Hata yaptığında önce seni korur, sonra konuşur. Başkalarının yanında seni küçümseyen, "yine mi aynı hatayı yaptın" diyen kişi, sevgiyi bilmiyordur. Seven insan, senin onurunu kendi onuru gibi korur.
Senin mutluluğunu kendi mutluluğu gibi görmek... En derin işaret budur. Bir insan, sen mutlu olunca gerçekten seviniyorsa, seni seviyor demektir. Senin başarını kendi başarısı gibi kutluyorsa, senin gülüşünü görünce yüzü aydınlanıyorsa... Orada sevgi vardır. Tersi de çok nettir: Senin mutluluğuna içerleyen, senin başarını kıskanan, sen gülünce yüzü asılan kişi... O, seni sevmiyor. Belki yanında olmayı seviyor, belki seni kullanıyor, belki alışmış. Ama sevmiyor. Sevgi, bencil değildir. Seven insan, senin mutluluğunu kendi mutluluğundan üstün tutabilir. "Sen mutluysan ben de mutluyum" diyebilen kişi, gerçekten seviyor demektir.
ÖZÜR DİLEMEYİ BİLMEK ÖNEMLİ
Herkes hata yapar. Seven insan, hata yaptığında özür diler. "Ben yanıldım", "Seni incittim, özür dilerim" diyebilen kişi, seni önemsiyor demektir. İnat eden, "ben bir şey yapmadım" diyen, hatasını kabul etmeyen kişi... Ego'sunu senden üstün tutuyordur. Sevgi, ego'yu ezer. Seven insan, "sen haklısın" diyebilir. Çünkü senin gönlünü almak, kendi haklılığından daha önemlidir. Bazı insanlar sözle sever, bazıları işle, bazıları hediyeyle, bazıları zamanla. Önemli olan, senin dilini anlamasıdır. Sen "benimle konuş" diyorsan, o da konuşuyorsa... Sen "bana dokun" diyorsan, o da dokunuyorsa... Sen "benim için bir şey yap" diyorsan, o da yapıyorsa... İşte o zaman sevilmişsindir. Karşı taraf kendi dilinde sever, sen anlamazsın. O zaman sorun büyür. Seven insan, senin dilini öğrenmeye çalışır. "Sen nasıl sevilmek istiyorsun?" diye sorar ve ona göre davranır. Sevginin en güzel hallerinden biri, sessizlikte bile rahat olmaktır. Birlikte oturup hiçbir şey konuşmadan, televizyon izleyip, kitap okuyup, yan yana susabilmek... Bu, "ben seninle olduğum için mutluyum, başka bir şeye ihtiyacım yok" demektir. Sürekli konuşmak, sürekli eğlenmek, sürekli bir şey yapmak zorunda hissetmek... O zaman ilişki yorucudur. Seven insan, seninle sadece "var olmak"tan da mutlu olur. Sevgi, seni olduğu gibi alır. Senin aileni, eski yaralarını, dostlarını, alışkanlıklarını... Hepsini. "Ailenle görüşme", "Eski dostlarını unut", "Geçmişini konuşma" diyen kişi... Seni değil, kendi istediği versiyonunu seviyor demektir. Seven insan, senin geçmişine saygı duyar. "O da senin bir parçan" der. Ailenle iyi geçinmeye çalışır, dostlarını tanımaya çalışır. Çünkü seni seviyorsa, senin dünyanı da sever. Sevildiğimizi anlamanın tek bir formülü yok. Ama ortak bir nokta var: Seven insan, seni yormadan, seni küçültmeden, seni ikinci plana atmadan yanında olur. Seninle büyür, senin için değişir, senin zor gününde kalır. Bazen "beni seviyor mu?" diye sormaya gerek kalmaz. Çünkü o insan, her haliyle "seni seviyorum" der. Sözle değil, işiyle, duruşuyla, seçimiyle.
GELECEĞİ SENİNLE PLANLAMAK İSTER
Sevgi, şimdiyi de sever ama geleceği de ister. "İki yıl sonra şuraya gidelim", "Çocuk olursa ismini şöyle koyalım", "Emekli olunca şu köye yerleşelim" ... Bunları konuşan insan, seni geleceğine dahil ediyor demektir. Geleceğini seninle konuşmayan, "bakalım ne olacak" diyen, "şimdi yaşayalım sonra düşünürüz" diyen kişi... Seni geçici görüyor olabilir. Seven insan, seni yarınına da almak ister. Bu, özellikle ilişkilerde çok belirgindir. "Evleneceğiz", "Birlikte yaşayacağız", "Ortak hesap açacağız" gibi cümleler, sevginin geleceğe yansımasıdır. Bunları hiç konuşmayan, sürekli erteleyen kişi, seni gerçekten hayatına almak istemiyordur.
Senin sınırlarına saygı duymak... Sevgi, sınır tanımaz sanılır. Oysa en sağlıklı sevgi, sınırlara saygı duyan sevgidir. "Bu konuda konuşmak istemiyorum" dediğinde ısrar etmeyen, "Bugün yalnız kalmak istiyorum" dediğinde kırılmayan, "Bu davranışımdan rahatsızım" dediğinde düzeltmeye çalışan insan... Seni seviyor demektir. Senin "hayır"ına saygı duymayan, seni zorlayan, "ben bilirim" diyen kişi, seni kontrol etmek istiyordur. Sevgi, kontrol değildir. Sevgi, özgürlüktür. Seven insan, seni serbest bırakır ama yanından da ayrılmaz.
UNUTMA
Sevildiğini anlamak kadar, sevildiğini kabul etmek de önemlidir. Bazen karşı taraf seni sever, ama sen kendini sevilmeye layık görmezsin. O zaman sevgi, kapının önünde kalır. Kendine de sor: "Ben sevilmeye değer miyim?" Cevabın "evet" olsun. Çünkü herkes sevilmeye değer. Ve seven insan, bunu sana her gün, her haliyle gösterir.