Türkiye'de binlerce kişinin çölyak hastası olduğunu bilmeden yaşadığı tahmin ediliyor. Uzmanlar, toplumda her 100 kişiden 1'inde görülen ve genellikle 'sessiz' ilerleyen çölyak hastalığına karşı uyarılarda bulunurken, tanı almadan bilinçsizce glütensiz beslenmenin faydadan çok zarar getirebileceğine dikkati çekiyor. Glüten tüketen kişilerde ince bağırsak hasarına yol açan bir bağışıklık sistemi reaksiyonu olan çölyak hastalığı, belirtilerinin başka rahatsızlıklarla benzerlik göstermesi nedeniyle yıllarca teşhis edilemeyebiliyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Sercan Kiremitçi, Türkiye'de yaklaşık 250 bin ile 850 bin arasında çölyak hastası olduğunun tahmin edildiğini ancak bu hastaların tamamının tanı alamadığını belirtiyor. Hastalığın geç teşhis edilmesinin vücutta ciddi hasarlara yol açabileceğini ifade eden Kiremitçi, şu uyarılarda bulunuyor: "Hastaların geç tanı alması birtakım problemleri beraberinde getirebiliyor. Kronik anemiler bu durumlar arasında yer alırken, hastalık bağırsakta 'lenfoma' adı verilen özel bir kanser türünün gelişmesine de neden olabiliyor."

ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ
Kiremitçi, özellikle genç hastalarda nedeni açıklanamayan demir, B12 ve folik asit eksikliklerinin yanı sıra ishal, karında şişkinlik ve kilo kaybı gibi şikayetlerin bulunması durumunda, bağırsakta emilim problemi olup olmadığının mutlaka araştırılması gerektiğini vurguluyor.

Uzmanlar, çölyak hastalığında erken teşhisin hem yaşam kalitesini artırdığını hem de ilerleyen süreçte gelişebilecek diğer sistemik hastalıkların önüne geçtiğini belirtiyor.

DENGEYİ BOZUYOR
Öte yandan Kiremitçi, tıbbi bir zorunluluk olmadan glütenin beslenme programından çıkarılmasının olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekerek, şunları belirtiyor: "Glüteni kestiğimizde beslenmede onun yerine koyduğumuz yiyecekler genellikle meyveler ya da patates gibi nişasta oranı yüksek gıdalar oluyor. Bu da vücudun metabolik dengesini olumsuz yönde etkileyebiliyor."