ABD'deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının yayımladığı yeni bir çalışma, genç kuşakların biyolojik açıdan önceki nesillere kıyasla daha hızlı yaşlanıyor olabileceğini ve bunun erken yaşta kanser gelişme riskini artırabileceğini ortaya koydu. Hakemli bilimsel dergi Nature Medicine'de yayımlanan araştırma, hastalık riskini belirlemede yalnızca takvim yaşının değil, vücudun gerçek biyolojik yaşının da önemli rol oynayabileceğine işaret ediyor.

TAKVİM YAŞI-BİYOLOJİK YAŞ
Bilim insanları, takvim yaşı ile biyolojik yaş arasında önemli bir fark olduğunu vurguluyor. Takvim yaşı, kişinin doğumundan bu yana geçen süreyi ifade ederken biyolojik yaş, dokuların, organların ve vücut sistemlerinin ne kadar yıprandığını gösteriyor. Bu nedenle aynı yaşta iki kişinin biyolojik yaşı epey farklı olabiliyor. Genetik yapı, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve çevresel etkenler bu farkı belirleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Araştırmaya göre son yıllarda doğan nesiller, aynı yaşta önceki kuşaklara kıyasla biyolojik açıdan daha yaşlı görünüyor. Başka bir ifadeyle, günümüzde yaşayan 40 yaşındaki bir kişinin biyolojik profili, onlarca yıl önceki 40 yaşındaki bir bireye göre daha çok yaşlanmış olabiliyor. Araştırmacılar, bu durumun özellikle 55 yaşından önce görülen erken başlangıçlı kanser vakalarındaki artışı açıklamayı sağlayabileceğini düşünüyor.

150 BİNDEN FAZLA KİŞİNİN VERİSİ İNCELENDİ
Çalışmada 154 bin kişinin, ayrıca ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin (NIH) All of Us Araştırma Programı'ndan 10 binden fazla katılımcının sağlık verileri analiz edildi. Araştırmacılar biyolojik yaşlanmayı değerlendirmek için metabolomik yaş hesaplamaları gibi doğrulanmış ölçüm sistemlerini kullandı. Bu yöntemler, kandaki biyobelirteçler ve çeşitli biyolojik verilerden yararlanarak vücudun biyolojik yaşını tahmin ediyor. Bunun yanında organlara özgü yaşlanma da incelendi. Bilim insanları, kanda dolaşan ve farklı organlarla ilişkili proteinleri analiz ederek bağışıklık sistemi, yağ dokusu ve diğer organların biyolojik yaşını hesapladı. Sonuçlar, kuşaklar arasında belirgin bir fark olduğunu gösterdi. Birleşik Krallık'ta 1965-1974 yılları arasında doğan bireylerin, aynı yaşta karşılaştırıldıklarında 1950-1954 doğumlulara göre daha yüksek sistemik biyolojik yaşlanma düzeyine sahip olduğu görüldü. ABD'de ise farkın daha da belirgin olduğu gözlendi. 1990-1999 yılları arasında doğan katılımcılar, 1965-1969 doğumlulara kıyasla biyolojik yaşlanma göstergelerinde çok daha yüksek değerlere sahipti.

SEBEBİ YANLIŞ BESLENME VE FİZİKSEL AKTİVİTE AZLIĞI
Araştırmacılar, bu bulguların son yıllarda genç kuşaklarda daha sık görülen obezite, metabolik bozukluklar, yağlı karaciğer hastalığı ve yaşlanmayla ilişkilendirilen diğer sağlık sorunlarıyla da uyumlu olduğunu belirtiyor. Çalışma, bu hızlanmış yaşlanmanın kesin nedenini ortaya koymasa da beslenme alışkanlıklarındaki değişim, fiziksel aktivitenin azalması, uyku düzeni, çevresel maruziyetler, stres ve modern yaşamın diğer unsurlarının birlikte rol oynayabileceği düşünülüyor.