Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Salih Boğa, reflü hastalığının nedenleri ve tedavi yöntemlerini anlattı.
YEMEK BORUSUNDA TAHRİŞ
Prof. Dr. Boğa, "Gastroözofageal reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu oluşuyor. Normalde alt özofagus sfinkteri adı verilen kas yapısı bu kaçışı engelliyor. Ancak bu kapak zayıfladığında ya da gevşediğinde mide asidi yemek borusuna ulaşarak tahrişe neden oluyor. Uzun süre devam eden reflü, yemek borusunda hasara ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe yol açabiliyor" dedi.

ŞİKAYETLERİ ÇOK FARKLI
Her reflü şikâyetinin aynı şekilde kendini göstermeyebildiğini söyleyen Prof. Dr. Boğa., bu şikayetleri şöyle anlattı: "En sık görülen şikayet mide yanması olsa da bazı hastalarda boğaz ve solunum yollarını etkileyen belirtiler de görülebilmektedir. Tekrarlayan ve günlük yaşamı etkileyen sürekli mide yanması özellikle yemeklerden sonra ve yatarken artan yanma hissi yapıyor. Yutma güçlüğü, yemek borusundaki tahrişe bağlı yutarken zorlanma ve ağrıya neden oluyor. Ses kısıklığı ve boğaz ağrısı mide asidinin ses tellerini etkilemesiyle özellikle sabahları belirginleşiyor. Kronik öksürük ve hırıltı ise özellikle gece boyunca tekrarlayan öksürüğe dönüşebiliyor. Göğüs ağrısı, yemek sonrası veya yatarken ortaya çıkabilen ve kalp ağrısıyla karışabilen ağrı hissine neden olabiliyor. Ağızda acı veya ekşi tat, mide bulantısı ve kusma da şikayetler arasında yer alıyor."

YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ
Reflü tedavisi ilk basamağının genellikle yaşam tarzı düzenlemesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Boğa, şu önerilerde bulundu: "Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, yatış pozisyonunun düzenlenmesi, kilo kontrolü ve asit artıran gıdalardan kaçınmak şikayetleri önemli ölçüde azaltabilmektedir. Birçok hastada bu önlemler ve ilaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilmektedir."

AMELİYATSIZ REFLÜ TEDAVİSİ
PROF. Dr. Boğa, bazı hastalarda ise ilaç tedavisine rağmen şikayetlerin devam ettiğini belirterek, "Bu durumda günümüzde cerrahiye alternatif olarak reflüyü kontrol altına alabilecek gelişmiş endoskopik tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Özellikle ameliyatsız reflü tedavisi olarak bilinen 'Endoskopik fundoplikasyon' son yıllarda dikkat çeken modern bir seçenek haline gelmiştir. Bu yöntem cerrahi kesi gerektirmediği için minimal invaziv bir işlem olarak kabul edilmektedir. Anestezi altında gerçekleştirilen endoskopik uygulama sonrası hastalar genellikle kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmektedir. İyileşme sürecinin daha konforlu olması ve hastanede kalış süresinin kısa olması önemli avantajlar arasında yer almaktadır" dedi.
ENDOSKOPİYLE MİDE GİRİŞİNE BARİYER
'ENDOSKOPİK fundoplikasyon'un nasıl yapıldığını ise Prof. Dr. Boğa, şöyle anlattı: "Ağız yoluyla ilerletilen endoskopik sistemler ve özel cihazlar aracılığıyla uygulanmaktadır. İşlem sırasında mide girişinde yeni bir kapak mekanizması oluşturularak mide asidinin yemek borusuna kaçması engellenmektedir. Böylece reflü şikayetlerinin kontrol altına alınması hedeflenmektedir. Günümüzde ameliyatsız reflü tedavisinin yani 'Endoskopik fundoplikasyonun' en yaygın uygulaması TIF(Transoral İncisionless Fundoplication) tekniğidir. Bu teknik, mide ile yemek borusu arasında daha güçlü bir bariyer oluşturarak reflüyü uzun vadede kontrol altına almayı amaçlamaktadır. Bu sayede mide içeriğinin yemek borusuna kaçışı engellenmekte ve reflü şikayetleri belirgin şekilde azalmaktadır."