Uykuya dalmakta zorlanan, gece boyunca sık sık uyanan ya da sabah dinlenemeden güne başlayanların sayısı gittikçe artıyor. Sağlık Bakanlığı'nın "Türkiye'de Sağlığın Geliştirilmesi Araştırma Raporu" verilerine göre, araştırmaya katılan 18 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 23,7'si uyku sorunu yaşadığını bildirdi. Uyku sorunu yaşayanlar içinde 'az uyuma' yüzde 50,3, 'uykuya dalmada sorun yaşama' yüzde 24,3 ve 'hiç uyuyamama' yüzde 16 olarak belirtildi. Uyku sorununa çare arayanlar ise melatonin kullanımına yöneliyor. Psikiyatrist Uzm. Dr. Merve Gümüşay, melatoninin 'doğal' veya 'bitkisel' olarak pazarlanmasının gelişigüzel kullanılabileceği anlamına gelmediğine dikkat çekerek, giderek artan melatonin kullanımındaki tehlikeye dikkat çekti.

GECE YÜKSELEN HORMON
Melatoninin, beyindeki epifiz bezinden salgılanan ve vücuda 'gecenin başladığını' bildiren bir hormon olduğunu belirten Psikiyatrist Gümüşay, şöyle dedi: "Karanlıkla birlikte melatonin düzeyi yükselirken, sabah ışığıyla azalıyor. Böylece uyku-uyanıklık döngüsünün ve yaklaşık 24 saatlik biyolojik saatin, yani sirkadiyen ritmin düzenlenmesine katkıda bulunuyor. Melatonini güçlü bir sakinleştirici ya da kişiyi doğrudan uyutan bir ilaçtan ziyade, beynin zamanlama sistemini etkileyen biyolojik bir sinyal olarak değerlendirmek gerekir. "

İNTERNETTE BİLE SATILIYOR
Psikiyatrist Gümüşay, uyku sorunlarının gündelik yaşamı etkilemesiyle birlikte melatonin kullanımının da giderek yaygınlaştığını belirterek, "Reçetesiz ya da internet üzerinden kolayca ulaşılabilmesi, vücutta doğal olarak bulunan bir hormon olması ve 'doğal uyku desteği' şeklinde sunulması ise melatoninin tamamen zararsız olduğu düşüncesini güçlendirebiliyor" dedi.

UYKU İLACI OLARAK GÖRÜLMEMELİ
Psikiyatrist Gümüşay, melatoninin doğru kişide, doğru zamanda ve uygun dozda kullanıldığında bazı uyku sorunlarında yardımcı olabildiğini belirterek, "Ancak her uyku problemi için geçerli, evrensel bir 'uyku ilacı' olarak görülmemeli. Yalnızca alınan miktar değil, hangi saatte alındığı da önem taşıyor. Yanlış zamanda alınan melatonin beklenen etkiyi göstermeyebilir. Kişinin biyolojik saatini istenmeyen bir yöne kaydırabilir" dedi.
UYKUSUZLUK MU BAŞKA BİR SORUN MU?
Psikiyatrist Gümüşay, uykusuzluğun bazen başka bir psikiyatrik veya fiziksel sorunun belirtisi olabileceğine dikkat çekerek, şunları söyledi: "Depresyon, kaygı bozuklukları, bipolar bozukluk, madde kullanımı, huzursuz bacak sendromu, uyku apnesi, tiroit hastalıkları veya kullanılan bazı ilaçlar uyku problemlerinin altında yatabiliyor. Özellikle kişinin uyku ihtiyacının belirgin şekilde azalması, buna karşın kendisini aşırı enerjik hissetmesi, hızlı konuşması ve düşüncelerinin hızlanması gibi belirtiler varsa durum yalnızca 'uyuyamıyorum' şeklinde değerlendirilmemeli. Bu belirtiler mani veya hipomani tablosuyla ilişkili olabilir. Yalnızca melatonin kullanarak belirtileri bastırmaya çalışmak, altta yatan durumun değerlendirilmesini geciktirebilir."
KRONİK UYKUSUZLUĞA BİLİŞSEL TEDAVİ
MELATONİNİN özellikle jet-lag, gecikmiş uyku-uyanıklık fazı bozukluğu ve bazı sirkadiyen ritim bozukluklarında yararlı olabileceğini belirten Psikiyatrist Gümüşay, uykusuzluk üzerindeki etkinin ise kişiye, yaşa ve kullanılan preparata göre değişebileceğini söyleyerek, şöyle dedi: "Özellikle kronik uykusuzluk söz konusu olduğunda ise temel yaklaşım yalnızca bir takviye kullanmak değil. Uyku alışkanlıklarının düzenlenmesi ve uykusuzluk için bilişsel davranışçı terapi, kronik uykusuzluğun temel tedavi yaklaşımları arasında yer alıyor. Bu nedenle melatoninin, altta yatan sorunun araştırılmasının veya gerekli tedavinin yerine geçirilmemesi gerekiyor."
BAĞIMLILIK YAPAR MI?
PSİKİYATRİST Gümüşay, kontrollü çalışmalarda uzatılmış salımlı melatoninin aylar boyunca kullanımının ardından belirgin tolerans, yoksunluk sendromu veya 'rebound uykusuzluk' gösterilmediğine dikkat çekerek, "Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Kişinin, 'melatonin almadan uyuyamam' düşüncesi geliştirmesi, fiziksel bağımlılıktan ziyade psikolojik alışkanlık veya güvence davranışı olabilir. İlaç bırakıldığında eski uykusuzluğun yeniden ortaya çıkması da her zaman yoksunluk anlamına gelmiyor. Bu durum, çoğu zaman başlangıçtaki uyku probleminin devam ettiğini gösterebiliyor" dedi.