Burdur'un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti'nde son dönem kazılarında ortaya çıkarılan yaklaşık 1950 yıllık heykel parçalarının bir araya getirilmesiyle Roma İmparatoru Hadrianus yeniden ayağa kaldırıldı. Yaklaşık 2.14 metre yüksekliğindeki heykelin yanı sıra eşi Sabina'ya ait parçalar da gün yüzüne çıkarıldı. İmparatorun zırhındaki aslan ve kartal kabartmaları Roma'nın kudretini; Sabina'nın zarif betimi ise imparatorluğun başka bir yüzünü anlatıyor. Açıkçası Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında yürütülen kazılar sonucu yakın zaman önce ortaya çıkarılan bu heykeller Burdur'a olan merakımı artırdı.

GLADYATÖRLER ŞEHRİ
Araştırmacılara göre heykeller büyük olasılıkla MS 417'de meydana gelen deprem sırasında yüksekten düşerek parçalandı. Aradan geçen yüzyıllar boyunca parçalar toprağın altında kaldı ve şimdi yeniden bir araya geliyorlar.
2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınan Kibyra Antik Kenti, "Gladyatörler Şehri" olarak anılıyor. Yaklaşık 10 bin kişiyi ağırladığı belirtilen muazzam stadyumu, 9 bin kişilik tiyatrosu ve görkemli odeonuyla kentin Roma dönemindeki önemini bugün de hissetmek mümkün. Odeonun tabanında yer alan renkli mermerlerden yapılmış Medusa Mozaiği ise Kibyra'nın en ikonik eserlerinden biri.
Göller Yöresi'nin merkezinde yer alan Burdur, zengin antik tarihi, eşsiz jeolojik oluşumları ve karakteristik Osmanlı mimarisiyle öne çıkan bir şehir.

TARİHTEN DOĞAYA
Rotanızı Ağlasun'a çevirdiğinizde bu kez Toros Dağları'nın yamacında, yaklaşık 1700 metre yükseklikte kurulan Sagalassos karşılıyor sizi. "Aşkların ve Sezar'ların Şehri" olarak anılan antik kent; Roma İmparatorluk dönemine ait görkemli yapıları, binlerce yıldır akmaya devam eden Antoninler Çeşmesi, agoraları ve tiyatrosuyla Türkiye'nin en etkileyici antik kentlerinden biri. Kibyra ve Sagalassos'ta ortaya çıkarılan eserlerin önemli bir bölümünü ise Burdur Arkeoloji Müzesi'nde görebilirsiniz.

TÜRKİYE'NİN MALDİVLERİ
Burdur'u yalnızca antik kentler üzerinden anlatmak elbette haksızlık olur. "Türkiye'nin Maldivleri" olarak anılan Salda Gölü, beyaz kıyıları ve turkuaz tonlarındaki berrak suyuyla şehrin en çok ilgi gören doğal güzelliklerinden. Mars yüzeyindeki bazı mineral oluşumlarıyla benzerlik gösteren hidromanyezit oluşumları ise gölü yalnızca görsel açıdan değil, bilimsel açıdan da önemli kılıyor. Türkiye'nin turizme açılan ilk mağarası olan İnsuyu da rotaya eklenebilecek duraklardan. Karstik yapısı, sarkıt ve dikitleriyle yerin altında bambaşka bir dünya sunuyor.

SESSİZ TANIKLAR
Şehir merkezinde ise bu kez Osmanlı döneminden izler taşıyan tarihi konaklar karşılıyor sizi. Taş Oda, Bakibey Konağı ve Mısırlılar Evi, ahşap işçilikleri ve tavan süslemeleriyle Burdur'un sivil mimari mirasını yansıtıyor. Saat Kulesi ve Ulu Cami de şehir merkezindeki tarihi dokunun önemli parçaları. Bucak yakınlarındaki İncir Han ve Susuz Han ise Selçuklu döneminin Anadolu'daki izlerini taşıyor. Bir zamanlar kervanların konakladığı bu yapılar, bugün eski ticaret yollarının sessiz tanıkları. Tarihi ve bilimi kültür ve doğa güzellikleriyle buluşturan bir kent Burdur. Roma imparatorlarının heykelleri, Selçuklu kervansarayları, Osmanlı konakları, milyonlarca yıllık fosiller ve jeolojik oluşumlar aynı coğrafyada birbirine karışıyor.