Seyit Mehmet Aksebzeci, Kayserili bir avukat.
Talas'ta yazlığı var.
2 yıl önce eşi, dostu aramış:
- Balık getirttim, kendim pişireceğim... Bekliyorum.
Masaya oturulmuş.
Sucuk, pastırma, mantı, çorba hazır.
Aksebzeci "siz yemeğe başlayın" demiş:
- Balıklar tavada... Az sonra getiririm.
***
Ve balıklar da masaya getirilmiş.
Ama balığın rengi renk değil... Yanmış, kavrulmuş.
Kokusu koku değil... Polisin biber gazı gibi.
***
Davetliler "sen ne yaptın, balığı nasıl kızarttın" diye mutfağa girmişler.
Ama o da ne?
Seyit Mehmet bey, tavaya, yağ sanarak "sirke" koymamış mı?
***
İşte o gün "mahkeme" kurulmuş.
Aksebzeci'ye "ceza" kesilmiş:
- Her yıl aynı tarihte, aynı evde, bizlere balık yedireceksin... Balığı da kendin pişireceksin.
***
Kayseri'yi gezerken Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki dedi ki:
- Bugün çok önemli bir gün... Aksebzeci'nin ceza günü... Uğrayalım, avukat arkadaşlarla tanışırsınız.
Uğradık, tanıştık sonra...
Sonrası "Kayseri'de neler dinledik" başlıklı yazıda.