Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ERHAN AFYONCU

Aynı anne-babadan üç kardeş: Türkiye, Azerbaycan ve Türkmenistan

Türk tarihinde farklı boylar değişik zamanlarda ve farklı coğrafyalarda etkin olup kendi devletlerini kurmuşlardır. Türk tarihinin en büyük devletlerinden Selçuklu, Osmanlı, Safevi, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Avşar ve Kaçar devletleri ile Anadolu, Azerbaycan, Irak ve Suriye’de birçok beylik kuran Oğuzlar, aynı anne-babanın oğulları olarak bugün Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkmenistan’da hüküm sürüyorlar. 250 milyonluk Türk dünyasının yaklaşık yarısı Oğuz Türkü’dür

Oğuzlar, Türk tarihinin en önemli topluluklarından biridir. Orta Asya'dan başlayarak İran, Irak, Suriye, Azerbaycan, Anadolu ve Balkanlar'a uzanan geniş bir coğrafyada etkili oldular. Oğuz adına ilk olarak Göktürk kitabelerinde rastlanır. Oğuz adının kökeni hakkında farklı görüşler vardır. Bunlardan biri, adın "ok" kelimesiyle ilgili olduğudur. Bu görüşe göre "ok" kelimesine eski Türkçe'deki çokluk eki "z" eklenmiş (Okuz/Oklar) ve Oğuz adı ortaya çıkmıştır. Bu açıklama, Oğuzlar'ın boylardan meydana gelen bir topluluk olduğunu ifade eder. Oğuzlar konusunda rahmetli Faruk Sümer'in önemli araştırmaları vardır.


Büyük Selçuklular

TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞ
İlk dönemlerde Oğuzlar Orta Asya'da yaşıyorlardı. Göktürkler döneminde Oğuzlar, zaman zaman Göktürkler'le mücadele ettiler. Bazı dönemlerde ise onların hâkimiyetini kabul ettiler. Uygur Devleti'nin kuruluşundan sonra ise Oğuzlar'ın bir bölümü Uygurlar'ın yanında yer aldı.
Oğuz toplulukları her zaman tek bir siyasi birlik hâlinde bulunmadı. Kaynaklarda bulundukları bölgelere göre Tokuz Oğuz, Üçok ve Onok gibi farklı adlar geçer. Oğuzlar'ın büyük bölümü Batı Göktürkler'in, daha sonra da Türgiş Devleti'nin içindeydi.
8. yüzyılda Orta Asya'daki siyasi dengeler değişmeye başladı. Karluklar'ın batıya ilerlemesi ve Türgişler'in güç kaybetmesi, Oğuzlar'ı da etkiledi. Oğuzlar'ın bir bölümü batıya yöneldi. Mâverâünnehir'e ve Seyhun Irmağı çevresine doğru ilerlediler.
9-11. yüzyıllarda Oğuzlar'ın en önemli yerleşim alanı, Hazar Denizi'nin doğusundan Seyhun Irmağı çevresine uzanan bozkır bölgesiydi. Aşağı Seyhun boyları, Aral Gölü çevresi ve Mangışlak bu coğrafyanın önemli kesimleriydi. Oğuzlar'ın yaşadığı bölgenin kuzey sınırını İdil Irmağı oluşturuyordu. Oğuz ülkesinin önemli şehirlerinden biri Yenikent'ti. Burası Oğuz Yabgu Devleti'nin kışlık merkeziydi.


Oğuzlar

OĞUZLAR'IN MÜSLÜMAN OLUŞU
10. yüzyılın başlarında Oğuzlar'ın bir kısmı Müslüman olmuşken, önemli bir bölümü geleneksel inançlarını sürdürüyordu. İslamiyet'in Oğuzlar arasında yayılması ise zaman içinde gerçekleşti. Bu süreçte Müslümanlarla kurulan ticari ilişkiler önemli rol oynadı. Şehirlerde yaşayan Müslüman komşularıyla temas kuruyor, onlardan İslam dininin esaslarını öğreniyorlardı. Şeyhlerin ve dervişlerin faaliyetleri de İslamiyet'in yayılmasını sağladı.
Oğuzlar'ın İslâmiyet'i kabulü 10. yüzyılın ikinci yarısında daha da yaygınlaştı. İslamiyet'in kabulü, Oğuzlar'ın hayatında yalnızca dini bir değişim meydana getirmedi. Yerleşik hayatın yaygınlaşmasında da etkili oldu.
Oğuzlar'ın batıya yönelen ve Müslüman olmayan kollarından biri de kaynaklarda Uz adıyla anılır. Uzlar'ın hareketinde, diğer Türk topluluklarıyla yaşanan mücadeleler ve Kıpçaklar'ın baskısı etkili olmuştur. Karadeniz'in kuzeyine ulaşan Uzlar'ın önemli bir bölümü Tuna Nehri'ni aşarak Balkanlar'a yöneldi.
Oğuzlar'ın göçleri, Oğuz Yabgu Devleti'nin yıkılmasından önce başlamıştı. İç çekişmeler ve siyasi anlaşmazlıklar bazı grupların farklı bölgelere yönelmesine neden oldu. Bu hareketler, devletin dağılmasından sonra daha da önem kazandı. Bir bölümü Hazar Denizi'nin doğu kıyısındaki Mangışlak'a yerleşti. Başka gruplar batıya ve güneye doğru ilerledi. Bir kısmı Mâverâünnehir ve Horasan çevresine yöneldi. Bu göçler, daha sonra Selçuklular'ın yükselişine ve Oğuzların İran ile Anadolu'da etkili olmasına zemin hazırladı. Dolayısıyla Oğuz Yabgu Devleti'nin dağılmasından sonra Oğuzlar farklı bölgelerde yeni devlet ve beylikler kurdular.

AZERBAYCAN'A YERLEŞTİLER
Selçuklular, Oğuzların Kınık boyuna mensuptu. Selçuk ailesi, Oğuz Yabgu Devleti'nden ayrılarak Cend çevresine geldi. Bu hareket, Oğuzlar'ın tarihindeki önemli dönüm noktalarından biriydi. Selçuk ailesinin çevresinde toplanan Oğuzlar, zamanla güçlü bir siyasi topluluk hâline geldi. 1040'ta Dandanakan'da Selçuklular'ın idaresinde Gazneliler'i yenip kendi devletlerini kurdular.
Oğuzlar'ın kurduğu Büyük Selçuklu Devleti, İran ve Anadolu coğrafyasında etkili oldu. Türklerin İslam dünyasındaki hâkimiyeti Büyük Selçuklu Devleti ile başladı. Selçuklular, İran ve Ortadoğu'nun siyasi ve dini yapısını belirlediler. Selçuklular'dan itibaren Türkler İslamiyet'in kılıcı oldular.
Kendilerine yurt, hayvanlarına da otlak arayan Türkmen kitleleri, Büyük Selçuklu topraklarına gelmeye devam ediyordu. Selçuklular Türkmenleri, kargaşa çıkarmalarını ve otlak sıkıntısına sebebiyet vermelerini önlemek için Anadolu'ya sevk etti. Türkmenlerin bir kısmı da Azerbaycan, Suriye ve Irak'a da gidip yerleştiler.


Oğuzlar'ın yaşadığı ülkeler.

MALAZGİRT'LE YOĞUN GÖÇ
Anadolu'da asıl yerleşme ise Malazgirt Savaşı'yla oldu. Malazgirt'ten sonra Anadolu ile Türkistan arasında bir göç kanalı oluştu. Türkmenler, büyük kitleler hâlinde Anadolu'ya geldiler. Oğuzlar'ın Anadolu'ya gelişi bir anda olmamış, birkaç yüzyıl sürmüştür.
13. yüzyıldaki Moğol istilası, Oğuzlar'ın yaşadığı bölgelerde büyük değişikliklere yol açtı. Orta Asya'dan batıya doğru göçler sürdü. Oğuz topluluklarının bir bölümü İran ve çevresinde kaldı. Bir bölümü ise Anadolu'ya yöneldi. Moğol istilası sırasında Anadolu'ya gelen Oğuzlar, daha önceki göçlerle bölgeye yerleşmiş topluluklara katıldı. Böylece Anadolu'daki Oğuz nüfusu arttı. Türkmenler, Anadolu'ya her zaman direkt olarak gelmediler. Bir kısmı Azerbaycan, Irak ve Suriye'ye gidip bir müddet oralarda kaldıktan sonra Anadolu'ya geçmişlerdi.
Oğuzlar, 1302'de Türk tarihinin en büyük devletini, Osmanlı İmparatorluğu'nu kurdular. 16. yüzyılın sonlarındaki Osmanlı kayıtları incelendiğinde, bu dönemde Anadolu'da yerleşik hayata tam olarak geçmemiş yaklaşık olarak 1 milyon Yörük/ Türkmen'in bulunduğu görülür. Ayrıca, bu yüzyıla gelindiğinde Türkmenlerin önemli bir kısmı yerleşik hayata geçmişti. Bu durumda olanların da nüfusu 1 milyonu geçmektedir.
İran'daki Timurlu hâkimiyeti 15. yüzyılın ortalarında Güneydoğu Anadolu'da yaşayan Karakoyunlu Türkmenleri tarafından sona erdirildi. Karakoyunlular'ın İran'daki hâkimiyetlerine de 1467'de Diyarbakır bölgesinde yaşayan Akkoyunlu Türkmenleri son verdi. Akkoyunlu Devleti de yine Anadolu'dan giden Türkmen aşiretleri tarafından sona erdirildi. 1501'de Şah İsmail tarafından İran'da Safevi Devleti kuruldu.
Safevi Devleti'nin kurucularının önemli bir kısmı Antalya, Maraş, Amasya, Sivas ve Tokat gibi Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden, Erdebil şeyhlerinin davetine uyarak İran'a giden Anadolu Türkmenleriydi. Safevi Devleti, 1736'da sona erdi ve İran'da başka bir Türkmen aşiretinin, Avşarlar'ın hâkimiyeti başladı. Türkmenler, Kaçar Türklerinin reisi Ağa Muhammed Han'la birlikte 1779'da Zend hanedanının içine düştüğü karışıklıktan yararlanarak İran'da Kaçar hâkimiyeti dönemini başlattılar. İran'da Türkmen hâkimiyeti 1923'e kadar sürdü.


Oğuz boylarının damgaları.

OĞUZLAR'IN 24 BOYU
Oğuzlar, kaynakta 24 boydan meydana gelen bir topluluk olarak anlatılır. Boyların tam listesi, farklı kaynaklarda aynı biçimde verilmez. 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud 24 boydan söz eder, ancak bunların 22'sinin adını kaydetmiştir. 24 boyun tam listesi ise 14. yüzyılın başlarında yazılan Reşîdüddin'in Câmiu't-tevârîh adlı eserde yer alır. Bu boylar Bozok ve Üçok adlarını taşıyan iki kola ayrılır. Bozok kolunda Kayı, Bayat, Alkaevli, Karaevli, Yazır, Döğer, Dodurga, Yaparlı, Avşar, Kızık, Beğdili ve Karkın bulunurken Üçok'ta ise Bayındır, Beçene, Çavuldur, Çepni, Salur, Eymür, Alayuntlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva ve Kınık bulunuyordu.


19. yüzyılda Türkmenler.

TÜRKMEN VE YÖRÜK NEDİR?
Türkmen ismi, Müslüman olan Oğuzlar'a verilen bir isimdi. Zamanla bütün Oğuzlar'ın ortak adı oldu. Ancak daha sonra Türkmen kelimesi konar-göçer hayat tarzını ifade etmek için kullanıldı. Türkmenlere, XIV. yüzyıldan itibaren "Yörük" de denildi. Yörük kelimesi "yürümek" filinden türetilen bir kelimeydi ve aşiretlerin konar-göçer yapısını belirtmek için kullanılırdı.
Bir iddiaya göre Osmanlı yönetimi, Anadolu'daki en büyük rakipleri olan Karamanlılar'ın Türkmen olarak ortaya çıkması yüzünden, kendi topraklarında kalan aşiretleri "Yörük" diye niteleyerek Karaman Beyliği ile ortak bir paydada buluşmasını engellemek istemişlerdi. Kızılırmak yayının batısında kalan bölgelerde konar-göçerlik edenlere Yörük, bu çizginin doğusunda kalanlara ise Türkmen denilmiştir. Diğer bir iddiaya göre Anadolu'ya ilk gelen konar-göçer Türkler, Yörük, ikinci göç dalgasıyla gelenler ise Türkmen olarak nitelendirilmiştir. Bugün bazı araştırmalarda Yörük ve Türkmenlerin ayrı ayrı ve farklı birer etnik grup gibi gösterilmesi yanlış ve kasıtlıdır. Yörük ve Türkmenler, aşiret hayatı yaşayan Türklerdir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA