16 Nisan yaklaşırken partilerin siyasal iletişim kampanyalarındaki mesaj ve strateji içerikleri de büyük ölçüde netlik kazanmış durumda. Hayır cephesinin ana omurgası olan CHP'nin kampanyasının iki boyutu olduğu görülüyor. Bu iki boyuta değinmeden önce meselenin anlaşılır olması açısından bir atıfta bulunmakta fayda var.
Beyaz adamın dili çatallı
Meşhur anlatılar arasındadır. Kızılderililer, Batılılar Amerika'yı işgal edip insanları kıyımdan geçirdiği süreçte ilk kez tanık oldukları bir durumu kavramakta zorlanırlar. Bu yeni durum Batılıların onların yüzüne karşı farklı konuşup arkalarından tam tersine hareket etmeleridir. Kızılderililer zamanla anlamaya çalıştıkları bu vahşi kurnazlığı tanımlamak için "çatallı dil" ifadesini kullanmaya başlarlar. Artık Batılılar ne zaman konuşsa "Beyaz adam yine çatallı konuştu" diyerek meseleye karşı kendi tutumlarını geliştirirler. Aslında bu "çatallı dil" yaklaşımı tarihten bu yana benzeri pek çok tutumun anlaşılmasına ışık tutan iyi bir metafordur. 16 Nisan referandumu sürecinde CHP'nin izlediği kampanya stratejisine bakıldığında görülen ikili yapı, mahiyeti bakımından, çatallı dilin nasıl bir şey olduğunu veciz bir şekilde gösteriyor. CHP topluma bir eliyle şerbeti gösterirken diğer eliyle kendi tasarlanmış politik manevraları, korku propagandası ve geleneksel statükocu yaklaşımını sürdürebilmenin gayreti içindedir.
Kampanyanın kodları
CHP 16 Nisan'da sandıktan evet oyunun çıkmaması için geleneksel siyasal iletişimin temel özellikleri olan yüz yüze iletişim, meydan mitingleri ve esnaf ziyaretleri yapıyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun 16 Nisan'a kadar 25 ilde miting düzenleyecek olmasını da bu kapsamda ele almak gerekir. Diğer taraftan CHP Halk TV aracılığıyla ve ana akım medyanın sağladığı zeminde görüşlerini paylaşıyor. Sosyal medya için içerik üretilmesi, seçim müziği ve televizyon reklamı hazırlanması gibi konularda oturmuş bir görüntü verilemiyor olsa da bazı adımların atılmasına özen gösterilmiş.
CHP'nin resmi internet sitesi kampanyanın parçası olarak "hayır" denilmesinin gerekçeleri bağlamında tasarlanmış. Kampanyanın sloganı "Geleceğim için Hayır" ifadesinin yer aldığı çocuk fotoğraflı logo, seçim müziği ve diğer görselleri ile parti çalışmalarından kesitlere sitede yer veriliyor. Neden hayır denildiğini anlatan bir kitapçık da siteye konulmuş. 6 Şubat'ta siteye yüklenen kitapçıktaki başlıkların süreç içinde özellikle Kılıçdaroğlu tarafından daha az kullanılmaya başlandığını ve giderek hiç yer verilmediğini ise bir tespit olarak belirtmek gerekir. Çünkü bu iddialar "evet"i savunan AK Parti ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından çürütüldü. Bu maddeler CHP kampanyalarının kendi tabanını korku ikliminde tutabilmek için ürettiği klasik argümanlarla bire bir özdeştir.
CHP lideri ile parti bileşenlerinin farklı söylemi
Kılıçdaroğlu genellikle ılımlı bir dil kullanmaya özen gösteriyor. CHP geleneğinde yer alan ötekileştirici negatif söylemden uzak durarak AK Parti ve MHP seçmenini özellikle de kararsızları ikna etmeye çalışıyor.
Fakat aynı durum partiyle organik ve ideolojik bağı olan isimler için geçerli değil. Aralarında Sabih Kanadoğlu, Ümit Kocasakal, Muharrem İnce, Bihlun Tamayligil, Metin Feyzioğlu ve Süheyl Batum gibi isimler CHP seçmenini konsolide edebilmek için olabildiğince sert söylemlerle propaganda yapıyor.
Bu ikili taktik yani çatallı dil kullanımı referandum için hazırlanan şarkılara da yansımış durumda. Şarkılardan birinde hayır vurgusu daha ılımlı bir dille aktarılıyorken diğerinde ise daha pejoratif bir dil kullanılmış ve FETÖ propagandasının kirli içeriklerine yer verilmiş.
Belki kısa süreler için bu tür bir yaklaşımın başarılı olma şansı olabilirdi. Fakat kampanya süresi uzun olduğu için seçmen bu ikircikli oyunun farkına varmaya başladı. CHP'yi bekleyen en büyük tehlike ise referandumdan evet çıkması durumunda yaşanacaktır. CHP propagandasının doğrudan hayır kampanyası yapmak yerine ana gövdede ılımlı bir yöntemin tercih edilmesi ve hayırcı propagandanın yan isimlere bırakılması seçmende aksi yönde etki yapabilir. Bu yüzden referandumdan "evet" çıkması durumunda Kılıçdaroğlu'na yönelecek en güçlü eleştiri CHP'nin hayır kampanyası dahi yapamadığı, bunu yapacak gücü ve cesareti olmadığı bağlamında olacaktır.