Oluşturma Tarihi 11 Mayıs 2026 08:29
Yıl başından bu yana gelişmekte olan ülke hisseleri yüzde 20'nin üzerinde değer kazanarak S&P 500 performansını geride bıraktı. Aynı dönemde para birimleri güçlenirken, tahvil piyasalarında risk primlerinin görece istikrarlı kaldığı görülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump döneminde uygulanan ekonomi politikaları ve Fed üzerindeki baskılar, yatırımcıların Amerikan varlıklarına yönelik güvenini sorgulamasına yol açarken, sermaye akışlarının alternatif piyasalara yönelmesini hızlandırdı.
Danske Bank'a göre gelişen piyasalar artık geçmişteki kırılgan yapıdan uzaklaşıyor ve çok daha sağlam bir görünüm sergiliyor. Robeco ise bu piyasaların 2026 ve 2027 yıllarında da gelişmiş ekonomilere kıyasla daha yüksek getiri sağlayabileceğini öngörüyor.
BlackRock tarafından yapılan değerlendirmelerde ise gelişmekte olan ülkelerde kredi notlarının istikrarlı biçimde iyileştiği ve üst üste dördüncü yıl net pozitif not artışlarının görülebileceği ifade ediliyor.
PGIM Fixed Income'a göre ise yatırımcı tabanı giderek genişliyor ve sadece gelişen piyasalara odaklı fonların değil, küresel yatırımcıların da bu alana yönelimi artıyor.
Buna karşın performans ülkeler arasında farklılık gösteriyor. Mısır ve Türkiye gibi bazı ülkeler dış ticaret dengesi ve rezerv baskıları nedeniyle zorlanırken, enerji ihracatçısı bazı Körfez ülkelerinde tahvil performansı jeopolitik risklerden olumsuz etkileniyor.