Aşk Rüzgarı, Dost Bildiklerim, Altın Çocuk ve daha birçok filmle kamera karşısına geçen Göksel Arsoy, 15 Mart 1936'da Kayseri'de dünyaya geldi.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde okuyan usta oyuncu, aynı zamanda Yeşilköy Havalimanı'nda çalışarak iş hayatına adım attı. Sarı saçları ve mavi gözleriyle dikkat çeken Arsoy, yapımcı Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin'in dikkatini çekerek ilk oyunculuk teklifini aldı.
Hayatında yeni bir dönem başlayan Arsoy, 1957 yılında Kara Günlerim filmiyle sinema dünyasına adım attı. Usta oyuncunun kariyerindeki dönüm noktası ise Belgin Doruk'la başrolü paylaştığı Samanyolu filmi oldu.
Büyük çıkışını yakalayan Arsoy, bu filmden sonra 15 kez daha Belgin Doruk'la kamera karşısına geçti ve dönemin en beğenilen ikilileri arasında yer aldı.
ALTIN ÇOCUK LAKABININ ARKASINDAKİ SIR
Kariyerinin ilerleyen yıllarında oyunculuk dünyasında daha da parlayan Arsoy, kendisine takılan "Altın Çocuk" lakabıyla dikkat çekti. Ünlü aktör, yönetmen Halit Refiğ'in kendisine "Altın Çocuk" şeklinde seslenmesiyle bu ünvana kavuştu. Göksel Arsoy, oyunculuğun yanı sıra yapımcılık ve müzik çalışmalarıyla da kariyerini pekiştirdi.
İÇİNDE KALAN O UKDE…
Oyunculuk dünyasındaki başarısını çektiği filmlerle pekiştiren Arsoy'un pek bilinmeyen bir hayali daha vardı. Babası jet pilotu olan Arsoy, Hava Harp Okulu'na gitmek istemiş ancak babası Mahmut Remzi Arsoy'un izin vermemesi üzerine bu hayalinden vazgeçmişti. Arsoy, yarım kalan bu hayalini yıllar sonra "Keşke pilot olsaydım" sözleriyle dile getirmişti. Her ne kadar bu arzusu yarım kalsa da isteğini 1963 yılında çekilen Şafak Bekçileri filmiyle gerçekleştirdi. Filmde hem başrol oynayıp hem de yapımcılığı üstlenerek hayalini en azından sinemaya taşıdı.
ÖZEL HAYATININ BİLİNMEYENLERİ
Oyunculuğuyla adından sıklıkla söz ettiren Göksel Arsoy, özel hayatını kariyerinin aksine gözlerden uzak yaşadı.
Usta oyuncu, havalimanında çalıştığı dönemde Soley Hanım ile tanışarak 12 Nisan 1961'de nikah masasına oturdu. İlk çocukları Aşkım'ı 1963 yılında, diğer çocukları Gökhan'ı ise 1965'te kucaklarına alan çift ailelerini genişletti.
YEŞİLÇAM'DA SON PERDE
90 yıllık ömrüne sayısız film sığdıran usta aktör Göksel Arsoy, 5 Ekim 2026 tarihinde hayatını kaybetti. Sanat dünyasını yasa boğan Arsoy, Barbaros Hayrettin Paşa Camii'nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. "Altın Çocuk" lakaplı Arsoy, vefat etmiş olsa da geriye unutulmayacak bir film mirası bıraktı…
1973 yılında Ses Dergisi'nin açtığı yarışmada birçok rakibini geride bırakarak birinci seçilen ve sanat dünyasına hızlı bir giriş yapan ünlü aktör, ne yazık ki son yıllarını sokaklarda, hastalıklarla boğuşarak geçirdi.
YARIŞMA BİRİNCİLİĞİNDEN BAŞROLLERE UZANAN KARİYER
Gerçek adı Mesut Kundak olan sanatçı, kariyerine başladığı 1970'li yıllarda Dert Bende, Yedi Evlat İki Damat, Özleyiş ve Gecelerin Ötesi gibi yapımlarla izleyicinin gönlünde taht kurdu.
Kısa sürede jönler arasına adını yazdıran Engin, Sevmek, Yazık Oldu Yarınlara, Ah Bu Gençlik ve Deli Kız filmleriyle popülerliğini pekiştirdi. Sadece sinemada değil, mankenlik ve fotomodellik dünyasında da fırtınalar estirdi.
HAYATINI ALTÜST EDEN O KAZA
1976 yılında geçirdiği feci trafik kazası, Mesut Engin için sonun başlangıcı oldu. Sağ el bileğinin sinirlerinin kesilmesiyle büyük bir yıkım yaşayan sanatçı, içine girdiği bunalımı aşmakta zorlandı. Bu süreçten sonra yer aldığı Lekeli Kadın, Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe, Kaşık Düşmanı ve Sonsuz Sokaklar gibi filmlere rağmen eski günlerine dönmekte zorluk çekti.
"DEDE" LAKABIYLA SOKAKLARDA BİR YAŞAM MÜCADELESİ
Özel hayatında ardı ardına gelen felaketler, Mesut Engin'i evsiz bıraktı. İş hayatındaki başarısızlıklar, boşanma ve ardından evinde çıkan yangınla her şeyini kaybeden efsane isim, sokaklarda yaşamaya başladı.
Çevredeki esnafın "Dede" diyerek yardım ettiği sanatçı, uzun yıllar boyunca açlık ve soğuğun yanı sıra ciddi hastalıklarla da pençeleşti. Düşler de Ölür, Kara Gün ve Son Defa gibi filmleriyle hafızalarda kalan jönün sokaklardaki hali, onu Taksim'de bitkin halde bulan tiyatrocu dostlarının yardımıyla son buldu.
DARÜLACEZE'DE SON PERDE
2009 yılında Darülaceze'ye yerleştirilen Mesut Engin, burada verdiği son röportajda zamanın acımasızlığına yenik düştüğünü ve yaşama sevincini yitirdiğini dile getirmişti.
Rıfat Ilgaz'ın ölümsüz eserinden beyaz perdeye uyarlanan seride, o meşhur siyah önlüğü, haylaz gülüşü ve saf kalbiyle tanıdığımız bir isim vardı: Domdom Ali.
Peki, hafızalarımıza kazınan o sevimli karakteri canlandıran Feridun Şavlı'nın, kameralar kapandıktan sonra nasıl bir hayat mücadelesi verdiğini biliyor muydunuz? İşte Burdur'dan Yeşilçam'a uzanan, başarı ve talihsizliklerle dolu o hikaye...
YEŞİLÇAM'IN BURDUR'DAN GELEN GÜLEN YÜZÜ
6 Ağustos 1953'te Burdur'da dünyaya gelen Feridun Şavlı, sinema kariyerine sadece Hababam Sınıfı'nı sığdırmadı. 1970'li yılların o samimi atmosferinde; "Ah Nerede", "Yüz Numaralı Adam", "Neşeli Günler" ve "Sınıfta Şenlik Var" gibi dönemin en popüler yapımlarında rol alarak izleyicinin sevgisini kazandı.