Danimarka'da, özellikle de Kopenhag sokaklarında akşam saatlerinde yürüyen ziyaretçiler, evlerin içinin dışarıdan rahatlıkla görülebildiği perdesiz pencerelerle karşılaşıyor. Halk arasında II. Dünya Savaşı'ndaki karartma dönemi ve kurtuluş günüyle ilişkilendirilen bu alışkanlık; aslında özgürlük sembolü olan ışık sevgisi, modern mimari dönüşüm ve nordik mahremiyet anlayışının harmanlanmasından doğuyor.
DANİMARKA'NIN NEDEN PERDESİZ EVLERİ VARDIR?
Danimarka'ya yolu düşenlerin ve özellikle Kopenhag sokaklarında akşam yürüyüşü yapanların dikkatini çeken en ilginç ayrıntılardan biri, evlerin pencerelerinde perde bulunmamasıdır. İçerideki yaşamın dışarıdan tüm çıplaklığıyla görülebildiği bu tablo, ilk bakışta yabancılar için şaşırtıcı olsa da arkasında köklü bir tarihsel hafıza ve mimari kültür barındırıyor.
SAVAŞ YILLARINDA IŞIK SIZMASI YASAKTI
Bu alışkanlığın tarihsel kökleri 9 Nisan 1940 tarihine, Nazi Almanyası'nın Danimarka'yı işgal ettiği döneme kadar uzanıyor. İşgal süresince müttefik uçaklarının gece hedeflerini saptamasını zorlaştırmak amacıyla ülke genelinde zorunlu karartma kuralları uygulandı.
Tarihi kayıtlara göre bazı şehirlerde karartma perdeleri sokaklarda yakıldı. O geceden itibaren evden dışarı taşan ışık, ülkede özgürlüğün ve bağımsızlığın simgesi haline geldi.
HER YIL 4 MAYIS'TA PENCERELERE MUM KOYULUYOR
Danimarka'da işgal yıllarının bıraktığı bu güçlü sembolizm günümüzde de yaşatılıyor. Her yıl 4 Mayıs akşamı Danimarkalılar, pencerelerinin önüne birer mum koyarak ülkenin kurtuluşunu ve ışığa yeniden kavuştuğu günü anıyor.
Ancak pencerelerden taşan ışığın bu tarihsel anlamı, evlerde perde kullanılmamasını tek başına açıklamaya yetmiyor.
PERDESİZ YAŞAMIN ARKASINDAKİ ASIL NEDEN: MODERN MİMARİ
Konut tarihi araştırmaları, sanılanın aksine perdelerin savaştan sonra birdenbire hayatı terk etmediğini, 1960'lı ve 1970'li yıllarda evlerde tül ve ince perdelerin yaygın olarak kullanıldığını gösteriyor. Perde kullanımının azalmasında asıl dönüm noktası mimari değişim oldu.
1930'lu yıllarda gelişen ve savaştan sonra baskın hale gelen işlevselci mimari anlayış, geniş pencereleri ve bol ışık alan ferah iç mekânları ön plana çıkardı. Kuzey coğrafyasının karanlık kış günlerinde doğal ışıktan maksimum düzeyde yararlanma isteği, perdelerin kademeli olarak kaldırılmasını tetikledi.
Günümüzde Danimarkalıların perde tercih etmemesinin en büyük sebeplerinden biri de dış dünyayla ve manzarayla olan görsel bağı koparmama isteğidir.