Tarihler Haziran 1969'u gösterdiğinde, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Amerikan Şelalesi (American Falls) için eşi benzeri görülmemiş bir proje başlatıldı. Şelalenin tabanında 20. yüzyıl boyunca meydana gelen heyelanlar sonucu biriken dev kaya blokları, yetkilileri büyük bir endişeye sevk etmişti. Yeni heyelanların uçurumun doğal yapısını tamamen değiştirmesinden korkan uzmanlar, suyu geçici olarak başka yöne çevirerek bölgeyi inceleme kararı aldı.
Suyu durdurmak hiç de kolay bir iş değildi. Keçi Adası (Goat Island) ile Amerikan anakarası arasına geçici bir baraj kurmak amacıyla birkaç gün içinde 1000'den fazla ağır yük kamyonu bölgeye sevk edildi.
SULAR ÇEKİLİNCE ORTAYA ÇIKAN GİZLİ JEOLOJİ
Şelalenin akışının kesilmesiyle birlikte mühendisler, daha önce metrelerce su altında kalan ve ulaşılması imkansız olan alanlara doğrudan erişim sağladı. Nehir yatağının açığa çıkması, uzmanların uçurumun stabilitesini ölçmesi, derin çatlakları incelemesi ve erozyon seviyesini tespit etmesi için eşsiz bir fırsattı. Ekipler haftalarca kaya örnekleri çıkarmak için sondajlar yaptı, uçurumun hareketlerini izledi ve şelale kenarındaki çökme riski taşıyan hassas noktaları özel tekniklerle güçlendirdi.
TURİSTLERİN AKININA UĞRAYAN "KURU" ŞELALE MANZARASI
Niagara'nın köpüklü suları yerine sadece çıplak ve sivri kayalıkları görmek, o dönem Amerikan halkının büyük ilgisini çekti.
Bu alışılmadık ve tarihi manzaraya tanıklık etmek isteyen yaklaşık 100 bin meraklı turist, daha operasyonun ilk haftasında bölgeye akın etti.
İnsanlar, normalde saniyede binlerce ton suyun aktığı nehir yatağının dibindeki bu devasa kuru yapıyı yakından görmek için adeta birbirleriyle yarıştı.
AYLAR SÜREN TARİHİ OPERASYONUN ŞAŞIRTICI SONUCU
1969 yılının yaz aylarında başlayıp sonbahara kadar uzanan bu jeolojik mühendislik çalışması, 25 Kasım'a kadar kesintisiz devam etti.
Beş ayı aşkın süren detaylı incelemelerin ardından teknisyenler, şelalenin tabanında biriken devasa kayaların kaldırılmasının aslında en iyi seçenek olmadığına kanaat getirdi. Doğanın kendi dengesine bırakılması kararlaştırıldı ve müdahale öncesindeki yapı büyük ölçüde korundu.
Kurulan 28 bin tonluk devasa barajın yıkılmasıyla sular yeniden eski yatağına kavuştu. Bugün tüm ihtişamıyla akan şelale, o tarihi günlerden miras kalan teknolojik ölçüm cihazlarıyla izlenmeye devam ediyor.