Vücudun kendi ürettiği ama bazı durumlarda dışarıdan alınması gereken değerli bir aminoasit olan 'Sistein', kükürt içeren bir aminoasit ve proteinlerin yapı taşlarından biri. Adeta doğal bir gençlik destekçisi. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Demet Erciyes, bu aminoasitin hangi besinlerde olduğunu, sağlığımıza ne gibi katkılar sağladığını ve kimlerin daha fazla fayda görebileceğini tek tek anlattı.

PROTEİN ZENGİNİ BESLENME
'Sistein'in, hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklarda bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Erciyes, bunları şöyle sıraladı: "Tavuk, hindi, yumurta, süt, yoğurt, peynir, balık ve kırmızı et gibi hayvansal ürünler sistein açısından zengindir. Soğan, sarımsak, brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, tam tahıllar, mercimek, ceviz ve ayçiçeği çekirdeği ise bitkisel kaynaklar arasında yer alır."

GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIK
Bu besinlerin düzenli tüketiminin, vücudun antioksidan kapasitesini artırarak, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve hücre hasarını önlemeye yardımcı olabildiğini söyleyen Uzm. Dr. Erciyes "Özellikle protein açısından zengin ve dengeli bir beslenme düzeni, sistein seviyelerinin korunmasında önemli rol oynar" dedi.

VÜCUDU HASTALIKLARA KARŞI KORUYOR
Serbest radikallerin, hücre hasarına ve yaşlanmaya neden olan zararlı moleküller olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Erciyes, "Sistein, glutatyon seviyelerini artırarak, serbest radikalleri nötralize eder ve yaşlanma sürecini yavaşlatır. Ayrıca, hücrelerin oksidatif stres nedeniyle erken yaşlanmasını önler. Bağışıklık sistemini destekleyerek, hastalıklara karşı koruma sağlar. Karaciğerin toksinleri atmasını kolaylaştırarak vücudu temizler" diye konuştu.

KAS KAYBINI ENGELLİYOR
Bağışıklık sisteminin yaşlandıkça zayıfladığının altını çizen Uzm. Dr. Erciyes, şöyle dedi: "Sistein, vücudu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı koruyarak, bağışıklık sistemini güçlendirerek uzun vadede genç kalmayı destekler. Antioksidan etkisiyle bağışıklık hücrelerini güçlendirir. Enfeksiyonları önleyerek, hastalıklardan kaynaklanan hücresel hasarı azaltır. Kas kütlesini koruyarak yaşlanmaya bağlı kas kaybını engeller. Enerji üretimini destekleyen metabolik süreçlerde rol oynar. Özellikle; hücrelerin mitokondri işlevini destekleyerek daha fazla enerji üretmesini sağlar. Kas yorgunluğunu azaltarak daha dinç hissetmeye yardımcı olur. Beyin fonksiyonlarını destekleyerek zihinsel yorgunluğu önler."

CİLTTEKİ YAŞLANMA BELİRTİLERİNİ AZALTIYOR
Vücudun en güçlü antioksidanlarından biri olan glutatyonun üretiminde de temel rol oynadığını söyleyen Uzm. Dr. Erciyes, şöyle dedi: "Glutatyon, hücreleri toksinlerden arındırarak, yaşlanma belirtilerini geciktirir ve cilt sağlığını korur. Cilt hücrelerini oksidatif strese ve serbest radikallere karşı koruyarak kırışıklık, ince çizgi ve leke oluşumunu azaltır. Aynı zamanda DNA onarımını destekler, hücre yenilenmesini hızlandırır ve kolajen üretimini artırarak, cildin elastikiyetini güçlendirir. UV ışınlarının neden olduğu hücresel hasarı önlemeye yardımcı olurken, nem kaybını engelleyerek, cildin daha dolgun, nemli ve sağlıklı görünmesini sağlar."