Türkiye'nin en güzel köşelerinden biri olan Datça, baharın habercisi badem çiçekleriyle şubat ayında büyüleyici bir manzaraya bürünüyor. Doğa tutkunları, tarih meraklıları ve gastronomi severler için eşsiz bir deneyim sunan Datça Badem Çiçeği Festivali'nin bu yıl yedincisi düzenlendi. 13-16 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen festival boyunca ziyaretçiler, badem çiçekleriyle bezenmiş köy yollarında yürüyüş yapmaktan Knidos Antik Kenti'nin mistik atmosferinde tarihe yolculuk etmeye, Eski Datça'nın sanat dolu sokaklarında kaybolmaktan yöresel lezzetleri keşfetmeye kadar unutulmaz bir programla buluştu.

Ege ve Akdeniz'in birleştiği bu eşsiz yarımada adeta kışın ortasında baharı müjdeleyen cennet köşesi doğanın uyanışını kutlamak ve bölgenin güzelliklerini keşfetmek için harika bir fırsattı. Festivalde, hem doğayla iç içe olmak hem de Ege'nin sıcak kültürünü deneyimlemek isteyenler için mükemmel bir rota çizildi. Farklı bir kış kaçamağı yapmak isteyen binlerce kişi Datça'nın pembe ve beyaz örtüsü altında unutulmaz bir yolculuğa çıktı.

FESTİVALİN TADINI ÇIKARIN
Badem Çiçeği Festivali boyunca Datça'nın merkezinde ve çevre köylerinde yerel üreticilerin stantları kuruldu. Festival boyunca bademle yapılan birçok yöresel lezzet ziyaretçilere sunuldu. Bademli keşkül, badem ezmesi, bademli ballı tatlılar, incir reçeli ve badem kahvesi, tadım noktalarında en çok ilgi gören lezzetler arasında yer aldı. Yerel restoranlar da festival süresince bademle yapılan özel menüler hazırladı. Datça'nın meşhur zeytinyağlıları, deniz ürünleri ve doğal ürünlerle hazırlanan kahvaltıları, gastronomi severler için unutulmaz bir deneyim sundu.

Festivalde ayrıca zeytinyağı ve badem üretimi atölyeleri düzenlendi. Ziyaretçiler, Datça'nın yerel üreticilerinden organik zeytinyağı ve badem ürünleri satın alma şansı yakaladı. Festival kapsamında stant açan girişimcilerden biri olan Sevim Akın, etkinliği kadınların ekonomideki varoluş mücadelesi açısından "Bu festival sayesinde girişimci kadınlar kendilerine satış yapacak bir Pazar buluyor. Bu da kadınların ticarete dahil edilmesi için oldukça önemli. Bahçemden topladığım turunç, mandalina gibi meyvelerden yaptığım reçelleri ve ev yapımı zeytinleri satıyorum. Festival sayesinde hem eğleniyor hem de kazanıyoruz. Sadece para değil birçok insan biriktiriyoruz, kültürümüzü tanıtıyoruz ve baharı karşılıyoruz" ifadeleriyle değerlendirdi. Ayrıca festival süresince halk dansları, konserler, atölyeler ve doğa yürüyüşleri gibi etkinlikler yapıldı.

PALAMUTBÜKÜ VE KOYLARI KEŞFEDİN
Badem Çiçeği Festivali, sadece kültürel ve sanatsal etkinlikler sunmakla kalmadı, aynı zamanda doğa tutkunları için özel rotalar oluşturdu. Palamutbükü, Ovabükü ve Hayıtbükü gibi Datça'nın en güzel koyları ziyaretçilerin doğayla iç içe bir gün geçirmesine olanak sağladı. Festival kapsamında düzenlenen badem bahçeleri yürüyüşü, en çok ilgi gören etkinliklerden biri oldu.
Ziyaretçiler, çiçek açmış badem ağaçlarının arasında yürüyerek doğanın sunduğu huzuru hissetti. Kimileri festivalin neşesinde, beyaz ve pembenin uyumunda, kimileri ise denizin uçsuz bucaksız maviliğinde kayboldu. Ayrıca her ne kadar şubat ayında denize girmek cesaret istese de yerel halkın soğuk havaya aldırış etmeksizin eşsiz maviliğin tadını çıkardığını görmek mümkündü.

ESKİ DATÇA'DA ZAMAN YOLCULUĞU
Badem Çiçeği Festivali'nin en çok ziyaret edilen duraklarından biri Eski Datça oldu. Tarih kokan sokakları keşfetmek için Eski Datça'ya uğrayanlar begonvillerle süslü dar sokakları gezerken zamanın yavaş aktığı bu yerde huzur buldu. Öyle ki doğası ve temiz havasıyla ön plana çıkan kentte yaşayanlar telaştan, koşturmadan o kadar uzak bir ömür sürüyor ki yerel halk bu durumu "acelen varsa ne işin var Datça'da" diyerek özetliyor. Ünlü şair Can Yücel'in uzun yıllar yaşadığı yer olarak bilinen Eski Datça, şairin burada kaleme aldığı eserlerle ayrı bir anlam kazanmış durumda. Bölgenin tarihi dokusunu keşfeden ziyaretçiler, Can Yücel'in efsanevi evine de uğrama şansı yakaladılar. Şairin evinin duvarlarında, onun izlerini taşıyan şiirleri ve yazıları görmek mümkün. Sanat galerileri de festival boyunca ziyaretçilerini ağırladı.
El yapımı seramikler, resimler ve ahşap işçiliğiyle üretilen eserler, Eski Datça'nın sanat ruhunu yansıtan en güzel detaylardan biriydi. Eğer sizin de yolunuz buraya düştüyse Can Yücel'in geçtiği Arnavut taşlı yollarda dolaşmayı, kedileri sevmeyi, bal bademli ve ıtır çiçekli dondurma yemeyi özellikle de fotoğraf çektirmeyi ihmal etmeyin.

İKİ DENİZİ BİRLEŞTİREN KENT
Datça Yarımadası'nın en uç noktasında yer alan Knidos Antik Kenti, tarih meraklıları için kaçırılmaması gereken bir durak. M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanan bu antik kent, etkileyici tiyatrosu, tapınakları ve büyüleyici manzarasıyla ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Knidos, yarımadanın en uç noktasında, Akdeniz ve Ege'nin birleştiği Tekir Burnu'nda konumlanmış, antik dünyanın en önemli metropollerinden biri. Kent doğusunda ve batısında yer alan iki limanıyla mavi yolculuklara kucak açıyor. Kent, tarihi kalıntılarının yanı sıra, ünlü heykeltıraş Praxiteles'in Afrodit heykelinin sergilendiği bir mekan olarak da biliniyor. Knidos, iki önemli limanı ile antik denizcilik açısından da büyük öneme sahipti.

Batı limanı ise günümüzde hala teknelerin uğrak noktalarından biri olma özelliğini taşıyor. Günümüzde ziyaretçilerine uzun bir gezi parkuru sunan kentte, Yuvarlak Tapınak, Dionysos Stoası ve Tapınağı, Apollon Tapınağı, Bolukrates Çeşmesi ve ziyaretçileri ilk karşılayan yaklaşık 5 bin kapasiteli küçük tiyatrosu başlıca görülecek kalıntılardır.
Knidos Antik Kenti'nde 12 ay boyunca süren kazı ve restorasyon çalışmaları, Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ertekin Mustafa Doksanaltı başkanlığında yürütülüyor. Festival kapsamında düzenlenen bu güzelliğe uzanan turlar sayesinde ziyaretçiler antik tiyatro, Apollon Tapınağı, büyük liman ve agora gibi yapılar arasında bir zaman yolculuğuna çıktı. Knidos'un en etkileyici anı ise gün batımıydı. 14 Şubat günü antik tiyatronun merdivenlerine oturup, denizle birleşen kızıl gökyüzünü izlemek, festivalin belki de en romantik anlarından biri olarak hafızalara kazındı.