ÇELİKKUBBE...
Bugün bu özel ismi duyduğumuzda daha bir "emniyette" hissediyoruz. Ancak, kelime güvenlik hafızamıza gireli o kadar da çok olmadı. İlk kez 2024 Ağustos'unda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Savunma Sanayi İcra Komitesi Toplantısı sonrasında zikredildi "Çelik Kubbe"!
Biz gazeteciler hemen detayların peşine düştük.
İsrail'in, Gazze'ye ve bölge ülkelerine saldırıları, Rusya-Ukrayna Savaşı ve irili ufaklı onlarca çatışmanın yaşandığı dönemde Türkiye'nin göklerine çelikten zırhın nasıl çekileceği büyük önemdeydi.
Proje kapsamında, "elektronik harp ekipmanları, haberleşme araçları, hassas radarlar, hava savunma sistemler ve İHA'lar" başta olmak üzere yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinden oluşan farklı teknolojik kabiliyetlerin her birinin Türkiye'nin hava savunmasında ayrı ayrı ama entegre rol üstleneceği bilgisine ulaştık.
Bilgi sahibi olanlar az konuştu, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar ise çok!
Fotoğrafın kamuoyunun zihninde somutlaşması için sözüne itibar edilen aktörlerin aktarabileceği daha fazla veriye ihtiyaç vardı…
Neden?
Çünkü, Türkiye'nin hava sahasının aslında korunmadığına yönelik iddialar dolaşmaya başladı sosyal medyada. Dezenformasyon makinesi hızlı çalışıyordu.
Etrafı, sıcak çatışmalar ve yüksek gerilim hatlarıyla çevrili olan Türkiye, gökleri güvende değil ise nasıl "istikrar adası" olarak parlayabilir ki?
****
Elbette, sayamayacağımız kadar çok sistem zaten Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde.
"Elektronik harp ürünleri, radarlar, KORKUT, SUNGUR, HİSAR, SİPER gibi çeşitli irtifalarda yerli olarak geliştirilmiş hava savunma teknolojileri… Hepsi var. Ama daha fazlası lazımdı…
Ağustos 2025'e geldiğimizde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ASELSAN'ın Gölbaşı Yerleşkesi'nde, "ÇELİKKUBBE Teslimat Töreni'ne" katıldı. Bu programa ilgi, konuya duyulan merak ölçeğinde yoğundu. Erdoğan, burada ismini söylemedi ama sahadaki bütün sistemlerin birbiriyle anlık haberleşmesini ve entegre çalışmasını sağlayacak yapay zeka destekli komuta kontrol yazılımı geliştirildiğini açıkladı! Bu, işin erbabı gazeteciler için müthiş bir haberdi!
Erdoğan, savunma sanayindeki bu mühim gelişmeye "Fransız kalanlar" için, onlar da anlayabilsin diye açık seçik izah etti:
"ÇELİKKUBBE'nin omurgasını oluşturacak bu yazılım sayesinde sahadaki yüzlerce hava savunma sistemi tek bir sistem olarak hareket edecek!"
Tüm sistemlerin yapay zeka koordinasyonu ve nihai karargah değerlendirmesiyle ortak ve etkin çalışacağı, "tam saha hava savunma" sağlayacak o sistemin adı "HAKİM!"
****
ÇELİKKUBBE''nin öyküsü, yeni silah sistemlerinin envantere girmesinden ibaret değil. Asıl mesele, bu sistemlerin aynı resme bakabilmesi, aynı tehditleri görebilmesi ve eş güdüm içinde hareket edebilmesi. HAKİM'in önemi de burada ortaya çıkıyor.
Yakından takip ettiğim bu dosyadaki kritik gelişmeyi gururla sizlerle paylaşıyorum:
Erdoğan'ın o gün bahsettiği komuta kontrol sistemi "HAKİM" bugün devrede!
Türkiye'yi hava savunmasında süper lige çıkaran sistemler sistemi Çelik Kubbe'nin beyni, yerli olarak üretildi ve kullanılıyor!
HAKİM! Hava savunma donanımları, elektronik harp ürünleri, havadan erken ihbar uçakları ve insansız hava araçlarından gelen verileri tek havuzda toplayıp, en uygun ve efektif çözümü en hızlı şekilde önermek üzere tasarlandı.
Fakat altını çizelim; tehditler çeşitlendikçe, her geçen gün bir yenisi envantere alınan Çelik Kubbe bileşenlerinin sayısı arttıkça, algoritmalar karmaşıklaştıkça "HAKİM" de gelişecek.
"HAKİM" aslında hiç bitmeyecek bir proje.
Buraya nasıl gelindiğini de kısaca özetleyelim…
Esasen 20 yıldan fazla mazisi var bu çalışmanın. ASELSAN, HAKİM'e giden yolda HERİKKS tecrübesinden faydalandı.
HERİKKS deyince "Yerli değil, isminden belli" denilmesin, bu bir kısaltma. Açılımı ise "Hava Savunma Erken İkaz ve Komuta Kontrol Sistemi."
2001'de HERİKKS ile başlayan tecrübe, bugün HAKİM ile yeni bir aşamaya taşınıyor. Bu tablo, savunma sanayiinde kabiliyet kazanmanın bir günde gerçekleşmediğini; yıllar içinde biriken bilgi, mühendislik ve operasyonel ihtiyaçlarla şekillendiğini gösteriyor.
Çelik Kubbe'nin bugünü, geçmişte atılan adımlardan bağımsız değil. Yarınki kapasitesini belirleyecek olan da bu birikimin yeni tehditler karşısında ne ölçüde geliştirilebildiği olacak.
Son olarak vurgulayalım…
ÇELİKKUBBE adı terminolojiye gireli daha 3 yıl olmamışken yüzlerce yerli bileşeniyle aktif. Bu, büyük bir başarı.
Kararlı siyasi irade, işleyen devlet mekanizması, süreçleri doğru okuma becerisi ve milli savunma alanında yerlileşme hamlesi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarıyla savunma sanayii çalışanlarının mühendislik birikiminin buluşması… Bunlar, sürecin önemli kilometre taşları…
Türkiye, hava savunmasında yalnızca yeni sistemler geliştirmekle kalmıyor; sahip olduğu kabiliyetleri ortak bir akılla buluşturacak altyapıyı da kuruyor. Sebebi de şu:
Göklerden gelecek tehditlere karşı vatan toprağını korumak, tek tek sistemlere sahip olmaktan fazlasını gerektiriyor.
Türkiye'nin caydırıcılığının arkasında da işte bu görünmeyen akıl var.