Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BETÜL USTA

“Kandil”ler birer birer sönüyor!

Terörsüz Bölge hedefine giden yolda bir kilit daha açıldı.

Irak güvenlik güçlerinin terör örgütü PKK'nın Sincar'daki uzantısı olan "Şengal Direniş Birlikleri" (YBŞ) adlı yapıdan bazı noktaları devraldığı haberi gündeme bomba gibi düştü.

Neden?

Sincar, Kandil ile Suriye arasında bir lojistik ve stratejik hat üzerinde yer alması sebebiyle kritik bir nokta. Esasen, çözülmemiş dosyalardan biri olarak da hep önümüzdeydi.

Tabir-i caizse 3 Kandil'den biri Sincar'dı. Sıradaki Kandil neresi onu da yazının ilerleyen kısımlarında aktaracağız.

***

Bu köşede ne olduğundan ziyade nasıl olduğuna odaklanıyorum. Bu sebeple gelişmenin perde arkasında yaşananların peşine düştüm.

Hadi başlayalım…

Tarih, 23 Eylül 2026… Yer, New York'taki Türkevi…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Ali Zeydi ile görüştü. Ardından Türkiye ve Irak, ortak bir basın açıklamasıyla Sincar'da devlet otoritesinin bütünüyle tesisi ve yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi konusunda anlaşıldığını duyurdu.

Açıklamada, Irak'ın bu güvenlik uygulamalarının kaydettiği ilerleme çerçevesinde; kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda, Türk kuvvetlerinin Başika-Zilkan yerleşkesini Irak Federal Hükümetine kademeli olarak teslim edeceği kaydedildi.

Başika stratejik, çünkü Musul'a yakın olması sayesinde, Türkiye'nin sınır güvenliğini korumaya katkı sunuyor. Ayrıca Mehmetçik, bu kampta Iraklı yerel unsurlara terörle mücadele eğitimi verdi. Açıklamanın ardından manşetler Başika'ya odaklandı: "TSK Başika'daki birliklerini geri çekecek."

Oysa bu paylaşımı bir yol haritası olarak ele almak gerekiyor! İlk maddede şu mesajı görüyoruz: "Sincar'da terör varlığı sona erecek, Irak devleti kontrolü ele alacak."

Bu yönde ilk gelişme yaşandı. Sincar'daki askeri noktaların Irak güvenlik güçlerine devredilme sürecinin başladığı duyuruldu. YBŞ'nin Irak güvenlik güçleriyle bütünleşme sürecinin silahları ve askeri noktaları da kapsadığı ifade edildi.

Ardından ikinci aşamada şu taahhüdü not ediyoruz: "İlerleme kaydedilecek."

İşte, şu an bulunduğumuz yer, tam olarak burası!

Gelişmeyi sıcağı sıcağına üst düzey bir Türk yetkiliye sordum. Yanıtı dikkat çekiciydi: "Tehdit, bizim anladığımız manada ortadan kalkıyor mu, buna bakacağız."

Bu ifadeden anlıyoruz ki Ankara, Irak'ta da "kağıt üzerinde" olana değil, "sahada kat edilen aşamaya" odaklanıyor. Türkiye, Terörsüz Bölge politikasının bir diğer ayağı olan Suriye'den terörün tasfiyesinde de bu yöntemle ilerliyor. Söylem değil, eyleme bakılıyor.

Konu liderlerin gündemine gelmeden önce arka planda yoğun bir diplomasi ve güvenlik trafiği yürütüldü. Diplomatlar, askerler ve istihbarattan yetkililer uzun süren görüşmeler gerçekleştirdi. Karşılıklı dosyalar gitti geldi. Erdoğan, Zeydi ve heyetini New York'ta kabul ettiğinde ise tablo netleşti ve kamuoyu bilgilendirildi.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da şu:

Uygulanması yıllara yayılsa şaşırtmayacak bir gelişmede, Erdoğan-Zeydi görüşmesinin üzerinden henüz 5 haftaya yakın bir süre geçmişken somut adım atıldı.

Görüyoruz ki Türkiye'nin "Terör bölgemizden sökülüp atılacak" kararlılığı diğer paydaşlara da yansıyor. Vakit kaybedilmiyor. Bu şekilde taraflar arasında "güven" de pekişiyor.

***

Türk yetkililer; terörsüz bölge politikasına uyumlu adımların devam edeceğini ifade ediyor.

Hakurk, Avaşin-Basyan, Metina, Zap… Buralar terör örgütünün yıllarca varlık gösterdiği ve TSK operasyonlarının etkisiyle terörün büyük ölçüde kazındığı yerler.

Sincar, Mahmur ve nihayetinde Kandil! Türkiye ile Irak arasındaki güvenlik politikalarında ve PKK ile mücadele gündeminde "üçgen" olarak anılan kritik bölgeler…

O zaman soru şu:

Peki teröristlerin terk edeceği bir sonraki lokasyon neresi olacak?

Bekleneni açıklayalım:

İkinci Kandil.

Yani "Mahmur!"

Yıllarca terörün lojistik üssü olan, Irak'ın Kuzeyinde, Erbil'e 100 kilometre mesafedeki Mahmur…

***

Şu notu düşerek yazımızı sonlandıralım…

Türk Silahlı Kuvvetleri, bir ülkede varlık gösteriyorsa; bu meşru zeminde gerçekleşmiştir ve uluslararası hukuka uygundur. Mevzubahis ülkedeki yetkililerle temas mevcuttur. Türk askerinin oradaki varlık sebebi toprak kazanmak ya da kaos yaratmak değil, birlik ve istikrara katkı sunmaktır. Askerimiz bir yere "işgal" için değil ülkesinin güvenlik ihtiyaçları için gider.

Mehmetçik; gerekeni yapar, görevini başarıyla sonuçlandırır ve şartlar olgunlaşınca "eve döner".

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA