Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YÜKSEL AYTUĞ

Bu gidişle yakında işsiz kalacaksınız

Yıllardır söylemekten dilimde tüy bitti, yazmaktan mürekkebim tükendi. "Ekranlardaki bu vizyonsuz dizi akımı sürdürülebilir değil. Freni boşalmış kamyon, duvara doğru son sürat ilerliyor" demiştim. Şimdi kamyonun kasasına doluşan güruh, çarpışmadan önce birer birer aşağı atlıyor. Sezona başlayan en iddialı diziler bile birer ikişer ekrandan çekiliyor. Muhtemelen dizi denizi artık bitti.
Peki neden böyle oldu? Defalarca yazdım, tekrar yazayım:
Tüm ekonomik kaynak, başrol oyuncularına tahsis edildi. Reji, senaryo, prodüksiyon ihmal edildi. Dramanın bir "bütün" olduğu unutuldu. Normalin 10 misli para ödenen assolistler nasıl gazinoculuğun sonunu getirdiyse, başrol oyuncularının ihtirasına boyun eğenler de televizyon dizilerini bitirdi.
Bölüm başına neredeyse 1 milyon lira alan oyuncular türedi. Ortalama bir dizi oyuncusu artık bir bölüm parasıyla ev alabiliyor. Böyle uçuk bir kazanç hangi meslekte var? Bu kibir ve ihtiras, tüm ücret skalasını yukarı çekti ama sektörün kendisine herhangi bir fayda sağlamadı. Dijital platformların haksız rekabet sonucu giderek semirmesi ve reklam pastasının en kalın dilimlerini mideye indirmesiyle doğal olarak konvansiyonel kanallardaki dizilerin son habitatları da ellerinden alınmış oldu.
Sevgili burnu havada dizi starları (!) şimdilik dijital kanallara güvenerek, sektörden gelen "Fedakarlık yapın, ücretlerinizi biraz indirin" çağrılarını geri çeviriyorlar. Ama dijital denizin de bir sonu var. Yakında işsiz kalıp, ağlamayın sonra...
İşte böyle... Sakalım da var ama sözümü dinleyen yok!


Emre Belözoğlu ile olur mu?
Keşke bu soruya "Evet, kesinlikle olur" diyebilseydim. Tereddüdümün en büyük nedeni, Emre'nin bir türlü üstesinden gelemediği asabiyeti. Kulübede kırmızı kart görmeden üç maç üst üste kalabilirse, bunu bile başarı sayacağım. Hele ki camianın başarıya özlemi bu kadar artmış, atmosfer bu denli elektrik yüklenmişken...

Söz futbola geldiğine göre Galatasaray ile devam edeyim:
Sarı-kırmızılılar hem ligde hem Şampiyonlar Ligi'nde fırtına gibi esiyor. Bana göre bu başarının en büyük nedeni istikrar. Başkanı da, teknik direktörü de, kadrosunun omurgası da kolay kolay değişmiyor.
Aynı zamanda Galatasaray, ligi transfer döneminde kazanıyor. Önceki sezon Icardi, geçen yıl Osimhen, bu sene de Batrakov takımı sırtlayıp götürdü. Şu anda önlerindeki tek rakip, RAMS Park'ın giderek kötüleşen zemini.
Bu arada Osimhen sadece "kendine" oynamaya başladı. Aldığı her topu dağa taşa vurmaya devam ederse, kredisini de aynı hızla tüketir. Demedi demeyin!


TRT'ye "çocuk" eleştirisi
Bu kez televizyon eleştirisi, 11 yaşındaki kızım Ela'dan geliyor. Ee, armut dibine düşermiş!..
Ela'mız bebekliğinden beri TRT Çocuk kanalının en sadık izleyicilerinden. Ancak şimdilerde bu kanala eskisi kadar ilgi göstermediğini fark ettim. "Herhalde büyüdüğü için artık sarmıyor" diye düşündüm. Meğer nedeni farklıymış. Dedi ki, "Artık kanaldaki animasyonların neredeyse tamamı yapay zeka ile üretiliyor. Bu haliyle bana keyif vermiyor, sanki eski doğallıklarını yitirmişler gibi geliyor..."
Elçiye zeval olmaz. Buradan TRT Çocuk kanalındaki dostlarıma ileteyim istedim.


Şeref kürsüsü
İzmir'de kaza geçiren Kurabiye adlı kediyi tedavi ettirebilmek için 10 gün boyunca harçlıklarını biriktiren çocuklara koca bir helal olsun!

Zap'tiye
Allah üçünden de korusun!

Ne demiş?
Dünyanın en popüler iki cümlesi: "I love you." ve "Made in China." İkisinin de garantisi yok!

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA