Muğlaspor Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak'ın basın toplantısında kadın gazetecilere yönelik kullandığı ifadeler ve sonrasında gelen resmi açıklamaya söylenecek çok şey var. Ama ben "Bazı şakaların özrü olmaz" diyerek başlamak istiyorum.
Bir kadın gazeteciler topluluğunun karşısında "Kısırımı da altınımı da alırdım, gün yapardık" demek, ardından da "Sizde şimdi soru da yoktur" diye eklemek ne zamandan beri masum bir espri sayılıyor?
Bu zihniyetin artık "Ama ortam samimiydi" diye kurtarılacak bir tarafı yok. Asıl mesele yalnızca Yalçın Koşukavak'ın söylediği söz de değil. Daha vahimi, Muğlaspor'un ardından yaptığı açıklama. Çünkü kulübün açıklaması bir özür değil; 'yanlış anladınız' savunması.
Sözleri söyleyen kişinin sorumluluğunu almak yerine espriden söz ederek meseleyi yine kadınların üzerine yıkmaya çalışıyor. Hayır, mesele bağlam değil. Mesele tam da o bağlamıniçinde kadın gazetecilere nasıl bakıldığı.

Kadın gazeteci orada neden vardır? Soru sormak, haber yapmak, mesleğini icra etmek için. "Sizde şimdi soru da yoktur" cümlesi, bütün bu sözlerin altındaki asıl problemi zaten ele veriyor: Kadınların mesleki kimliğini küçümseyen, onları stereotipler üzerinden okuyan bir bakış.
Artık şu "Şaka kaldırmıyorlar" klişesini de emekliye ayırmanın zamanı geldi. Şaka, karşısındakini cinsiyeti üzerinden küçültüyorsa komik değildir. Hele ki güç sahibi bir erkeğin, mesleğini yapan kadınlara karşı söylediği bir sözse "Aman canım, şakaydı" diyerek geçiştirilemez.
Mizahın sınırı vardır. Saygısızlığın adı mizah değildir. Muğlaspor'un yapması gereken de son derece basit: Bu sözleri aklamak değil, açıkça kınamak. Teknik direktörün de sorumluluk alması gerekiyor. Çünkü bazen en doğru açıklama yeni bir açıklama yapmak değil, "Yanlış yaptım, özür dilerim" diyebilmektir.

MUĞLASPOR'A ÖNERİ!
Naçizane önerim, istifa edin hemen. Çünkü futbol sahasında taktik kaybedilebilir, maç kaybedilebilir, sezon kaybedilebilir. Ama bir kurumun kadınlara bakışındaki ciddiyet kaybedilirse mesele artık skor değildir. Bu zihniyetin, kadınların emeğine saygı göstermeyi öğrenmesi gerekiyor. Hangi yüzyıldayız? Sporda kadınları küçümseyen, onları yetenekleri ve emekleri yerine cinsiyetleri üzerinden tanımlayan dilin artık tamamen tarihe karışması gerekiyor.
Spor, erkek egemen dilin dokunulmazlık alanı değildir. Rekabet sert olabilir, mizah yapılabilir, eleştiri acımasız olabilir; ama cinsiyetçilik bunların hiçbirinin bahanesi değildir. Artık sporda da hayatın her alanında da kadını küçülterek kendini büyüten o eski dilin fişini çekmenin zamanı geldi.
Muğlaspor'un üç sezonluk hikayesi aslında alkışlanacak kadar büyük: 2024'te BAL, 2025'te 3. Lig, 2026'da 2. Lig derken takım, Elazığspor'u penaltılarda 8-7 geçerek tarihinde ilk kez 1. Lig'e yükseldi.
Şimdi insan ister istemez merak ediyor: Muğlaspor'un 1. Lig macerasında sıradaki olay ne olacak? İlk hafta skor tabelasını değil, basın toplantısını konuştuysak sezonun geri kalanında acaba gol mü izleyeceğiz, yoksa yeni bir "Yanlış anlaşıldık" açıklaması mı okuyacağız?
Takımın 1. Lig'e çıkışı gerçekten tarihi; keşke bu tarihi başarı, "Şakaydı" diye başlayan açıklamalarla değil, sahadaki futboluyla gündeme gelse. Çünkü 1. Lig'e yükselmek büyük başarıdır ama o lige yakışan iletişim kültürünü yükseltmek de yönetimin görevidir.
BİR BİTMEDİNİZ!
Tam da "Bitmediniz mi?" dedirten birkaç örnek var. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin hediye ettiği kavunlar üzerinden yaptığı imalı el hareketleri ve şakalar, günlerdir cinsiyetçi ve diplomatik açıdan uygunsuz bulunuyor. Albanese ise özür dilemek yerine yorumların yanlış anlaşıldığını savunuyor.

ABD'de Demokrat Senatör Jon Ossoff'un Trump'ın yardımcısı Natalie Harp hakkında yaptığı imalı göndermeler de cinsiyetçi olduğu gerekçesiyle tartışmaya neden oldu ve Ossoff sözlerinin arkasında durdu.
Yani bu çağda hâlâ kadınların bedeninden, özel hayatından, görünüşünden ya da bir erkeğe yakınlığından siyasi malzeme çıkarıyoruz. Bitmediniz mi gerçekten? Kadınların kariyerini değil de kavununu, ilişkisinin ihtimalini, yaşını konuşmayı marifet sanan bu zihniyetin son kullanma tarihi çoktan geçti; ama belli ki kendileri hâlâ rafta.