Bazen bir sanatçının sahnede söylediği şarkıdan çok, sahnede verdiği mesajlar, semboller konuşulur. Hele ki o sembol, iki ülke arasında yıllardır siyasi ve tarihsel hassasiyetleri bulunan Kıbrıs meselesine dokunuyorsa, o artık bir konser gecesi olmaktan çıkar. Hepimiz Konstantinos Argiros'u seviyoruz. Şarkılarını dinliyoruz. Fakat Argiros'un 22 Ekim'de Londra'da verdiği konser sonrasında gündeme gelen görüntüler tam da bu nedenle beni rahatsız etti. Gecede Yunan ve Kıbrıs bayraklarının dalgalandırıldığı, sanatçının Kıbrıs'a yönelik göndermelerde bulunduğu aktarıldı. Konserde bulunan bazı kişilerin de bu atmosferden rahatsızlık duyduğunu öğrendim. Argiros, Türkiye'de kendisini dinleyen, konserlerine giden, Türk dinleyicisini Londra'da bayraklar sallanırken hiç düşündü mü?

Benim itirazım Yunan bayrağına değil. Bir sanatçının kendi ülkesini sevmesine, kültürünü temsil etmesine de değil. Herkesin kendi kimliğini ifade etme hakkı var. Ancak Kıbrıs meselesi, bir konserin ortasında birkaç bayrak kaldırılarak geçiştirilebilecek, herkesin aynı anlamı yüklediği sıradan bir sembol meselesi değil. Türkiye'nin tarihsel hafızasında çok önemli bir yeri var. Zaten sahnede siyaset olmaz. Bu hamleyi Argiros Türkiye'de yapabilir miydi? Tabii ki hayır.

ÖRNEKLERİNİ DE GÖRDÜK
Düşünmeden edemiyorum Türkiye'de başka, Londra'da başka bir Argiros mu var? Burada dostluk, müzik ve ortak kültürden söz ederken yurt dışında Kıbrıs meselesini siyasi bir gösterinin parçası haline getirmek nasıl açıklanmalı? Kıbrıs bayrağı meselesi, Türkiye'de yaşayan insanlar için sıradan bir konser ayrıntısı değil. Argiros'un Türkiye'ye karşı tutumu nedir? Mesela kendisini seven Türk dinleyicisine ne söylemek istiyor? Kıbrıs konusunda ne düşünüyor ve bunu Türkiye'deki konserlerinde de aynı açıklıkla ifade edebilecek mi? Üstelik müzik dünyasında bunun örneklerini gördük. Sanatçıların sahnede taşıdığı bayraklar, verdikleri siyasi mesajlar, yaptıkları açıklamalar zaman zaman konserlerin önüne geçti. Çünkü bayrak bir aksesuvar değildir. Bir toplum için tarih, aidiyet, hafıza ve bazen de büyük acılar demektir.

O sembolün kimde nasıl bir karşılık bulacağını da düşünmek gerekir. Ben Türk ve Yunan toplumlarının yakınlaşmasından yanayım. İki ülkenin sanatçılarının aynı sahneyi paylaşmasını, birbirlerinin şarkılarını söylemesini, ortak projeler üretmesini çok değerli buluyorum. Zaten müziğin en güzel tarafı da bu. Ancak kültürel yakınlık tek taraflı bir iyi niyet gösterisine dönüşmemeli. Bir taraf sürekli dostluk mesajları verirken diğer tarafın hassasiyetleri görmezden geliniyorsa orada samimiyet sorgulanır. Argiros acaba Türkiye'deki dinleyiciyi gerçekten önemsiyor mu? Burada gördüğü sevgiyi yalnızca ticari bir fırsat olarak mı değerlendiriyor? Türkiye'de konser vermek, Türk dinleyicisinin ilgisinden faydalanmak istiyorsan, yurtdışında ortaya koyduğun siyasi tavrın burada nasıl karşılanacağını da hesaba katmalısın. Bizi yalnızca konser salonunda ve gişede hatırlama. Biraz da hassasiyetlerimizi hatırla.

YAPAY ZEKA HAKKINDA UYARIDA BULUNANLAR NEDEN HEP ONLAR?
Popüler sohbet robotu Claude'un üreticisi Anthropic, ABD'de planlanan dev halka arzına ilişkin ayrıntıları açıklarken yapay zekanın "insanlık için felaket niteliğinde veya varoluşsal riskler oluşturabileceği" uyarısında bulundu. Bu işin içindekilerin, yaptıkları işi kötüleyerek uyarılarda bulunması ne zaman son bulacak acaba? Gerçekçi olmuyor, daha da korkutucu oluyor. Nasdaq'ta ANT koduyla işlem göreceğini açıklayan Anthropic, halka açılan ilk tamamen yapay zekâ odaklı şirket olacak ve bu nedenle teknolojinin geleceği açısından bir test niteliği taşıyacak. Şirket, gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin "Uygun güvenlik önlemleri, denetim ve koruma mekanizmaları olmadan geliştirilmesi, kullanıma sunulması ve işletilmesi halinde, özellikle bu sistemlerin kötüye kullanılması, kopyalanması, silah hâline getirilmesi ya da yüksek düzeyde özerklikle çalışmasına izin verilmesi durumunda felakete sebep olur" diyor. Ben de diyorum ki o zaman neden yaptınız? Bu "Baştan söylüyoruz, olacaklardan biz sorumlu değiliz" gibi bir şey. Sürekli bir paradoks gelin de çözün.