Amerikan tarihinin belki de en büyük tüketiciyi koruma davası başladı.
Meta, çocukları ve gençlerin zayıflıklarını istismar edip onları uygulamalarına bağımlı hale getirecek algoritmalar geliştirmek suçlamasıyla mahkeme önüne çıktı.

Çocuklarımıza ve gençlerimize adeta bir virüs gibi nüfus eden sosyal medya platformları için artık 'hesap verme' vakti desek yeridir. Facebook ve Instagram'ın sahibi Meta, gençleri platformlarına bağımlı hale getiren özellikler tasarlamanın yanı sıra bu tasarımın ruh sağlığı üzerindeki zararlarını bilmesine rağmen gizlemekle ve 13 yaşın altındaki çocukların verilerini izinsiz toplamakla itham ediliyor. Yaşanan bu süreç, Meta şirketinin hukuk önünde hesap vermesinden çok daha büyük bir anlam taşıyor bence. Bu dava, daha fazla para kazanmak uğruna çocukların ve gençlerin nasıl kurban edildiğini gözler önüne seriyor desek yeridir.

Ruhsal gelişimini henüz tamamlamamış olan çocukların ve gençlerin beynini sömürerek, sosyal medya bağımlısı haline getiren bu platformlar, insanlığa ve geleceğe yönelik de büyük bir suç işliyor. Meta'ya karşı açılan bu dava için '1970'lerde Amerika'da tütün endüstrisinin yaşadığı hukuki hesaplaşmanın bir benzerini bugün teknoloji dünyası yaşıyor' diye yorumlar yapılıyor. Sigaranın ne kadar zararlı olduğunu tüm dünya kabul ediyor artık. Ama henüz aynı hassasiyet sosyal medya için oluşmadı ne yazık ki..
Üstelik sosyal medya topluma sigaradan çok daha büyük zarar verirken… Sigara doğrudan akciğerleri hedef alırken, sosyal medya toplumun ruhunu, zihnini, geleceğini hedef alıyor. Toplumsal çürümenin en etkili araçlarından biri haline gelen sosyal medyanın, insan psikolojisine ve toplumsal dokuya ne kadar derin hasar verdiğini önümüzdeki on yıllarda çok daha net şekilde göreceğiz.
Sadece bağımlılık da üretmiyor üstelik. Sosyal medya algoritmaları üzerinden biçimlendirilmeye çalışılan yeni nesile sistematik biçimde nefret, öfke ve kin duyguları da yükleniyor bir taraftan.

Sakin, sağduyulu içeriklerin, şiddet ve öfke barındıran içeriklere oranla kullanıcıları daha az ekranda tutuğu gerçeğinden yola çıkarsak, gençlerimizin sosyal medya tarafından nasıl bir şiddet sarmalı içine hapsedilmeye çalışıldığını daha iyi görürüz.
Daha fazla reklam almak ve kâr etmek uğruna, sosyal medya platformları, şiddet, nefret içeriklerini genç beyinlerin önüne adeta yığıyor. Dijital dünyanın vahşi ortamında genç beyinlerimiz her geçen gün daha da zehirleniyor. Buna artık dur denilmesi gerekiyordu. Nitekim ilk büyük hamle de Amerika Birleşik Devletleri'nden geldi.
Bugün Amerika'da Meta'ya karşı açılan milyarlarca dolarlık dava, insanlığın bu ruhsal ve zihinsel kuşatmaya karşı verdiği ilk büyük hukuki mücadeledir. Umarım diğer ülkelerde de benzer davaları görürüz.