Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HİLAL KAPLAN

467 el huzura kalktı

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Terörle mücadele tarihinin gösterdiği acı bir kural var: Silahlı bir örgütü masaya oturtan hemen her süreç, ancak bir "üçüncü göz" riyasetinde olabilmiş. Sanki kendi yarasını kendi elleriyle saramayan bir topluma, dışarıdan biri gelip "yardım eli" uzatmış.
Kuzey İrlanda'da üçüncü göz Washington'du; Clinton'ın gönderdiği Senatör George Mitchell, 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması'nın mimarı oldu. İspanya'da aynı rolü Norveç oynadı; ETA'nın feshine giden hat, Oslo'nun sessiz diplomasisiyle şekillendi. İki halk da, kendi yarasını dindirmek için bir yabancının eline muhtaç bırakıldı.
Biz bunu bir kez, kendi imkânlarımızla denedik ve o umut, dışarıdan gelen bir silah vaadiyle söndürüldü. 2013'teki çözüm sürecini ABD'nin YPG'ye verdiği silahlanma sözü bitirmiş, masa sabote edilmişti.
Erdoğan'ın o yıllarda ABD'nin YPG'ye desteğine karşı söylediği, "O zaman biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz" sözü, boşuna değildi. Bu millet, bir kez daha kendi meselesini kendi başına çözmek zorunda kaldığını anlamıştı. Ve 26 Haziran 2015'te söylediği, "Bedeli ne olursa olsun, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'nin güneyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz" sözü, aslında bugünkü sürecin de fitilini ateşleyen kararlılıktı.
O acı tecrübe hâlâ hafızalarda: Annelerin o yıllarda yeniden dolan gözleri, yeniden yükselen tabutlar... Dün gece Meclis'te 467 el birden havaya kalktığında, aslında kalkan bundan çok daha fazlasıydı: Kırk yıldır evlat bekleyen kapı eşiklerinin, asker uğurlarken yüreği ağzına gelen annelerin, "Bu sefer olur mu?" diye sorup sonra susmayı öğrenmiş bir milletin sabrı. Bu kez farklı olan şey, o elin kimin elinden yükseldiği.
Meclis'ten geçen 12 maddelik çerçeve yasa, kasıtlı olarak yabancı bir gözlemci ya da uluslararası bir denetim mekanizması öngörmüyor. Silahsızlanmanın tespiti bizim güvenlik kurumlarımıza, teyidi bizim Milli Güvenlik Kurulu'muza bırakılmış; koordinasyon Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında tamamen yerli bir kurula, denetim ise TBMM'deki bir izleme komisyonuna emanet edilmiş.
Bu sefer masaya oturan da, o masayı koruyan da biziz.
Elbette daha alınacak çok yol var; 12 madde, kırk yıllık bir acının yalnızca hukuki iskeletini kurabildi. Ama bu kez iskeleti kendi ellerimizle kurduğumuzu bilmek bile başlı başına bir teselli. Çünkü bu topraklarda bir kez daha öğrendik ki, bir milletin yarasını en iyi yine o milletin kendi eli sarar.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA