Rusya, Suriye'de bir adım daha geri çekiliyor.
9 Ağustos 2026'da imzalanan mutabakat zaptıyla Hmeymim Havalimanı ve Tartus limanındaki ticari iskele Suriye'nin sivil yönetimine geçiyor. Askeri tesisler ise "ortak eğitim ve nitelik kazandırma merkezleri"ne dönüştürülecek. Geçiş üç ay içinde tamamlanacak.
Moskova'nın Akdeniz'deki en kritik dayanakları, eski haliyle kalıcı üs olmaktan çıkıyor.
2024 sonuna kadar 100'ün üzerinde üs ve noktası olan Rusya, Aralık 2024'te Esad'ın devrilmesiyle hızla küçüldü. 2026 başında Kamışlı'dan da çekildi. Şubat'ta Lavrov, geriye yalnızca Tartus ve Hmeymim'in kaldığını açıkladı. Bugünkü mutabakat, bu sürecin son halkası gibi duruyor.
Bu stratejik bir daralma.
Rusya hâlâ sahada ama "sıcak denizlere inme" hayali eski görkemiyle değil; sınırlı ve koşullu şekilde sürüyor. O eski iddianın parlak günleri geride kalmış gibi.
Bu arayış en az üç yüz yıldır Rus dış politikasının merkezinde. I. Petro döneminden beri kuzey limanlarının kışın buzla kaplı olması nedeniyle yıl boyu açık sıcak su limanlarına ulaşmak stratejik zorunluluk haline geldi. Petro'nun mirası haleflerince sürdürüldü. Karadeniz'e inmek, Boğazları aşmak ve Akdeniz'e kalıcı ayak basmak...
Suriye'deki üsler, asırlık arayışın 21. yüzyıldaki somut haliydi.
Süreç, bölgeyi kışa çeviren sözüm ona 'Arap Baharı'yla başladı. 2011'de isyan iç savaşa dönüştü, Esad toprak kaybediyordu. 2015'te Şam'ın düşmesi an meselesiyken Esad, Putin'i çağırdı. Rusya Hmeymim'i kurdu, Tartus'u genişletti ve hava operasyonlarıyla rejimi kurtardı. Soğuk Savaş sonrası ilk kez Akdeniz'de kalıcı ayak izi bıraktı.
Arap Baharı'nın boşluğu, Rusya'ya tarihi hayali somutlaştırma fırsatı vermişti. 2011'in baharıyla açılan kapı 2015'te üslerle kapanmış gibiydi. Şimdi plak geriye sarıyor, hayal bir kez daha erteleniyor.
Esad'ın 2024'teki kaçışıyla rejim çöktü; kendisi Moskova'da sığınmacı konumuna düştü. Putin ise Ukrayna savaşıyla meşgul olduğu için eski müttefikini tam destekleyemedi. Yeni Suriye yönetimi İran ve Hizbullah bağlarını kesti. Rusya'ya mesafe konuldu ama enerji ve güvenlik ihtiyaçları nedeniyle diyalog sürdürüldü. 18 aylık pazarlıklar sonucunda üsler pasifleştirildi, sivil tesisler geri alındı.
Peki boşluk neyle doldurulacak?
En somut alternatif Libya. Hafter'le ilişkiler sayesinde Tobruk, Al-Khadim ve Al-Jufra devreye girdi. Ancak altyapı yetersiz, istikrarsızlık yüksek; Suriye'deki gibi egemen bir üs henüz yok.
Cezayir temkinli duruyor, Sudan ise Akdeniz değil.
Putin'in 2015'teki adımı, üç asırlık arayışın parçasıydı. Bugün o iddialı hedef küçülüyor. Üsler hâlâ orada ama kontrol artık paylaşılıyor. Sıcak denizlere inme hayali bitmedi; eskisi gibi kalıcı ve egemen bir varlık ise artık başka bahara kalmış görünüyor.
NOT: Senelik iznim için müsaade. Eylül'de görüşmek dileğiyle.