Siyasi tarihimizde örneği olmayan bir ilk yaşanıyor. Yeni nesil siyasetçi Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşı Özgür Özel, daha yolun başındayken yapmadıkları şey kalmadı.
İmamoğlu, "suç örgütü lideri" olarak yargılandı, yargılanmaya devam ediyor. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu yapılan her belediyeyle de bu ikilinin ilişkisi var. Siyasi yolculukları da zaten "şaibeli kurultay"la başlamıştı.
Uzun süredir Türkiye bu ikilinin siyasetteki alicengiz oyunlarıyla yatıp kalkıyor.
Şimdi buna kurdukları partinin temel harcına da "yolsuzluk" bulaştırdıkları gerçeği eklendi. CHP'den ayrılırken yakıp yıktıkları, tahrip ettikleri, hatta bazı parti binalarının tapusunu üzerlerine almaya çalıştıkları biliniyordu ama kimsenin aklına milletvekillerinin boş kâğıda attıkları imzalarla yine o milletvekillerinin CHP kasasında toplanan paralarının Yeni Parti'ye aktaracakları gelmezdi.
Gazeteci Fatih Atik bu sahteciliği belgesiyle ortaya koyunca CHP yönetimi bile ne yapacağını şaşırdı. Şaşırdı, çünkü bu olayın belgesi CHP'nin elinde yoktu. Parti arşivi dâhil her şeyi alıp Yeni Parti'ye götürmüşlerdi. CHP'liler buna "götürme" değil "çalınma" diyor.
Yeni Parti yönetimi, CHP'den giderken benzer bir hamle daha yapmış. Partinin bankaya koyduğu 400 milyon lirayı da almak istemiş.
CHP'nin dirayetli memurları sayesinde bu girişim durdurulmuş ama 5 milyon TL gitmiş. Bir CHP yöneticisi, bunun skandal olduğunu ve geçiştirilemeyeceğini şu sözlerle anlatıyor:
"Burada ölçü para değil. Önemli olan bir parti yönetimi tarafından evrakta sahtekârlık yapılması. Altında Özgür Özel'in imzası var. Organize bir yolsuzluk bu. Siyasi Partiler Kanunu açısından suç bu. CHP bunu mahkemeye taşımaya hazırlanıyor. Kendi partisine bunu yapanlara ülke teslim edilir mi?"
Ortaya çıkan skandalı eski CHP Genel Sekreteri Mehmet Sevigen ise şöyle değerlendirdi:
"Bana göre bu olay fon krizinden farksız bir soygun."
***
ANTALYA'YA 'BAHAR' MI GELECEK?
Şu sıralarda sokağın nabzını tutmak açından sanayi ve ticaret odalarındaki seçimler ilginç bir ölçü olabilir. İstanbul Sanayi Odası'ndan Anadolu'nun önemli merkezlerindeki bütün odalarda yapılan ve yapılacak olan seçimlerde ciddi bir yarış yaşanıyor. Sanayicilerin yaşadığı sıkıntılardan, kalkınmanın önündeki en büyük engeli aşacak olan "Terörsüz Türkiye" projesine kadar birçok şey tartışılıyor. Çok renkli ve güçlü adaylar da var. Bu seçimlerin dikkat çekici özelliği ise ciddi bir "değişim" arzusunun karşılık bulması.
Bu açıdan hafta sonu yapılacak olan turizmin başkenti Antalya'nın 60 bin üyeli Antalya Sanayi ve Ticaret Odası (ATSO) seçimleri bir gösterge niteliğinde.
Dört aday yarışıyor: Berkay Bahar, Hatice Öz, Reşat Güney ve Davut Çetin.
Sanayinin gelişmesi açısından benzer şeyler söyleseler de Türkiye'nin küresel ve bölgesel rolüne ilişkin söylemleriyle ilgili Berkay Bahar öne çıkıyor. Yarış da büyük ihtimalle Berkay Bahar ile Muhittin Böcek'in desteklediği söylenen (hâlâ ne gücü varsa) Davut Çetin arasında geçeceği söyleniyor.
Antalya için yeni bir ticaret ağından söz eden, Dijital Dönüşüm Atölyesi projesiyle teknolojiye dikkat çeken Berkay Bahar şöyle diyor:
"Bizim meselemiz bir makam değil. Bizim meselemiz Antalya iş dünyasının sahip olduğu muazzam gücü harekete geçirmek. Antalya'nın bugün sahip olduğu güç çok büyük. Ama gerçekleştirebileceği şeyler, bugün sahip olduklarından çok daha büyük."